ÇUKUR – Efsane Evine Geri Döndü

Sizin Çukur’dan beklentiniz -oyuncu performansından bağımsız, hikayedeki açılımlar, zengin replikler, yüzleşmeler mi yoksa çatapat mı? Benimki kesinlikle ilki. Hal böyle olunca bölümde Yamaç’ın Çukur’a efsane dönüşü, İdris Baba ile afacan(!) oğulları ve İdris Baba ile Selim sahneleri, Yamaç ile Sena’nın kayıp bebeğiyle benim için dopdolu bir bölümdü. Gönlüme göre, emeği geçen herkese teşekkürler.

İdris Baba’nın haykırdığı gibi ‘Yamaç’ımı vurdular lan!’ yerine bir haykırışta benden: ‘Yamaç’ımı üzdüler lan’. (Salih’in Yamaç’ım demesini ayrı seviyorum, yeri gelmişken belirteyim) Çocuk n’apsın, daha n’apsın işin doğrusu. Aklın yolu bir olduğu üzere Yamaç’ın anlatımı da bir önceki bölüm yazısında olduğu gibiydi, neredeyse kelimesi kelimesine: yesinler birbirlerini, diyalog!

 
   
 

 

Direk yazıdan alıntılayım:

Ferhat ve Meke – Celasun çetesi arasındaki anlamsız kavgayı bitirecek tek şey diyalog. Geçmişteki sorunlar bir yana işte eksik olan; 

– Sen mi yaktın?

– Hayır.

– Sen mi vurdun?

– Hayır.

Asıl sorun Cumali ile Salih! Anlaşılan o ki Yamaç’ın ayaklanıp kanlarını deli akan bu iki adamı bir toparlaması gerekecek. Peki ya Çukur? Israrla söylemeye devam edeceğim: “Yesinler birbirlerini…”

 

Yalnız adam bir kez daha ölümden döndü. Metin’in kurşunları değil Çukur alacaktı canını… Mahalledeki konuşması tekrar tekrar seyredilesi. Ama her şeyden güzel olan düşerken herkesin bir anda ona doğru koşmasıydı.

Kadın başrol olarak görünüp, bu tanımın hakkını vermeyen, hatta yakınına bile yaklaşmadığını düşündüğüm Dilan Çiçek Deniz bu bölümde Yamaç’ın abilerine çemkirme sahnesinde iki koca sezon içindeki en iyi performansını sergiledi. İsteyince olabiliyormuş. Eee o zaman? Bölüm boyunca kemerine sıkışmış gibi duran kazağının parçasını çekip kurtarmak istedim. Moda olamaz değil mi?

 

Çukur efsane 4

 

Sena’nın bebeğini kaybettiği bilgisi çok naif bir şekilde verildi Yamaç’a. Güzel sahneydi. Ve bu sahnede de iki oyuncu güzel paslaştılar, bir de Dilan Hanım ağlamanın göz yaşları ve burun deliklerini titretmekten ibaret olmadığını çözerse bu iş tamam. Yamaç’ıma kıyamam, gözünden dökülen bir damla yaştan çok daha fazlası içine içine aktı…

 

Bu bölüm Yamaç’ı kimin vurduğunun cevabını aldık: Metin. Artık Yamaç’ı Kim Vurdu anketini kapatabilirim. Yanıtlarda Medet (ilk haftanın gazı ile) açık ara önde gidiyordu ama onu izleyen isim de Metin’di. Hele ki geçen hafta çoğumuz anlamıştık artık ateş edenin kim olduğunu… Ama neden, neden, neden? Cevabı çok basit. Metin uzun uzun anlattı ama sonuç : ‘Aile – ama çekirdek aile, her şeydir’. Metin bu yükün altından kalkamayarak hayatına son verecek kadar üzgün. Ama pişman mı? Hayır. Bugün olsa bugün de aynısı yapar. Of Metin, üzdün… Sen ki silahı ateşlerken yüzüne bakamadın, daha da üzdün…

 

Çukur efsane 4

 

Bugün olsa, aynı şartlarda yine (dolaylı olarak) elini kana bulacak biri daha var. Salih. Öncelikle dürüstlüğüne yıldızlı pek iyi vermeli. İdris’in acısına ortak olduğumuz mezarlık sahnesini sahnesini pek sevdim. Çok güzel dile geldi düşünceler. Güzel bir başlangıçtı ‘Haydi yiyin birbirinizi’. İki kardeş arasındaki bu husumeti durdurabilecek tek kişiydi İdris. Öyle de oldu. Bu konu onun ölümüne kadar kapandı. Ha, baba bir ana ayrı bu iki kardeş can ciğer kuzu sarması olur mu? İmkansız ama hiç değilse  aksiyon bir yana birbirlerine laf söylemeyecekleri de kesinleşti. Cumali Bey’in ölçüsüz lafları Salih kadar beni de yaralıyordu doğrusu. O nedenle babadan yediği tokada gram üzülmedim. Sahnede sevdiğim diğer detaylar; İdris’in ‘baba maba deme bana’ çıkışı ertesi Salih’in ‘haydaa, başa mı dönüyoruz?’  bakışı, İdris’in beklenmeyen tokadına ve ‘Yamaç umurunuzda değil’ serzenişine tepkisi, ama eğer bugün bildiklerimi biliyor olsaydım kendi kafama sıkardım da yine de kılına zarar verdirtmezdim senin oğlunun, kendi abimin’… Bu arada Kahraman’a ilk defa mı abi dedi, yoksa ben mi böyle bir söylem hatırlamıyorum?

İdris’in bir yüzleşmesi de Selim’le oldu. Karaca öğretisi ile başlayan ‘ezilme, yaptıklarının arkasında dur’ ‘un sonu itiraflar itiraflar… Ve tabii ki olmazsa olmaz Yamaç’a övgüler… Ah be sevgili izleyici n’apsın bu Selim?

Selim konusunda bu enteresan teoriyi yazıya taşımalıydım. Olur mu dersiniz?

 

 

 
   
 

 

 

Çukur efsane 4

 

Her iki sahnede de Ercan Kesal muhteşem bir performansa imza attı.  O ne hissediyorsa ekran karşısında hissedebildik, adeta yaşadı… Ama günün sonunda elimizdeki karakter aynı: İdris Koçovalı. Hataları ile, evlatlarına yapamadığı babalığı ile…

 

 

Meliha vs Sultan’a da değinmeden olmaz. Yahu bu Meliha neden çıktı ortaya? Pek de yüzsüz. Bu defteri çoktan kapattım diyen biri tık nefes hastaneye koşar mı? Eski sevgili ile bağlantıda kalmak için fıkra, karikatür vb mail yönlendirmek gibi bir şey. Meliha’ya bahane olsun. Meliha – Paşa – Sultan ilişkisini çok önce çözmüş biri olarak Sultan’ın açıklamaları beni şaşırtmadı. Asıl şaşırtan Meliha’nın İdris’i görmeye devam edeceğini söylemesi oldu. Ve ilahi Gökhan Bey’cim tek cümlede Meliha ile Mihriban’ını da karşılaştırttın ya. Demek ki Sultan kapısına gelenleri daha beter ediyor. Hele ki İdris aile evine dönmemeye karar verseydi (ki önizlemeye göre dönmüş) Sultan kapıdan Meliha bacadan girseydi şaşırmazdım.

 

Çukur efsane 4

 

Bu bölüm Salih’e yürüyorum galiba. Muhittin Abi ile pek de iyi anıları olmamasına rağmen incelikli düşünerek gazete küpürlerini buldurtması, Meke’ye destek olarak tadilatını organize etmesi. Ne kadar minnoşsunuz siz öyle… Ferhat’ın kabullenmesi, Salih’in ben o defteri kapattım yanıtı da çok güzeldi. Gerçi mekanı ‘dostlar kahvesi’ hazır. Menemeni de geldi paşamın, Medet’in kıskanç bakışları altında…

Karakuzular’ın oyununu anlamamıştım. Nereyi yakıyorlar? Niye? Mahsun’da benden, o da anlamamış ^^ Çıkar kokusu yakında, aynı Bulgar’ın ölümü gibi… Ve bu dörtlü ilmek ilmek oyunu çözer. Sevgim olduğu kadar güvenim de tam.

 

Çukur efsane 4

 

Ve bölüm sonu Sena’nın Mahsun’la yüzleşmesi, hem de elinde silahla… Ya güldürmeyin… Ya da fotoğrafı ekleyeyim yazıya birlikte gülelim ^^

 

Çukur efsane 4

 

 

 
   
 

 

Bu bölüm yazısını Erkan Kolçak Köstendil’e ekstra alkış göndererek bitirmek istiyorum.  10 parmağında 10 marifetin yanı sıra adamın bitmez bir enerjisi olmalı. Vallahi bravo…

 

Tweetleriyle yazımı renklendiren  H e r r o i n , E. ve darkfever ‘a teşekkürler. 

 

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  İzledim / Çukur  kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

 

Çukur 2. Sezon 19. Bölüm İlk Sahne

Ön izleme pek heyecansız. İdris Baba evine dönmüş. Her şey bıraktığımız yerde. Aliço süslenmiş püslenmiş bebek sevmeye gelmiş. Sadiş tabii ki mutfakta.(Koca evin temizliğini ona yaptırmadılar, ben şok!)  Sadiş’in neden mutfakta olduğu konusunu tartışmaya açıyorum. Tamam bebeğinin ilk adımlarını o evde atmasını istemişti onu hatırlıyorum da o eve yerleşmek söz konusu değildir değil mi? Yoksa günün sonunda Kahraman’la Nedret’in odası Salih – Sadiş’e kısmet mi olacak? Belki de tek göz müştemilat? Tam karşıda koca ev dururken…

Unutmadan; eve dönüyoruz dedik, döndük de; ama tapular nerede Gökhan Bey’cim?

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Gözde E.

    Selam. Ne yazık ki yorum yazamadım bu hafta 🙁 Ama sıkıntılı bir durum yok, merak etmeyin sevgili yorumdaşlar 🙂 Özel hayatla alakalı ufak bir yoğunluk söz konusu sadece. Bölümü de çok beğenmiştim halbuki tweet’lerimi görenler bilirler. Yorumlarınızı da bölümden önce okumaya çalışacağım, şu an kaçırdığım bir dizimi seyrediyorum.

  • Sonunda hoodieden kurtuldu <3

  • kapatşunumuhuttinabi V.

    Geçen bölüme göre çok daha iyi bir bölüm izledik. Herkes birşeyler yazmış, ben de takrara girmek istemiyorum.
    İdris-Cumali-Salih yüzleşmesinde benim dikkatimi çeken konu İdris’in “ben öldükten sonra ne yaparsanız yapın” demesi. İdris gibi bir baba bunu söylememeliydi, ben öldükten sonra da birbirinize dokunmayacaksınız diye vasiyet etmesi gerekiyordu. İdris biliyor ki onların arasındaki kan davasının devam etmesi aileye ve Çukur’a zarar verecek. Büyük ihtimal en geç 2. sezonun sonunda İdris ölecek ve Cumali intikam derdine düşecek. 3.sezonda Cumali ve Salih arasında ki intikam ateşini izleyeceğiz. İkidir Cumali Yamaç’ı hedef alıp Selim’i vuran kişiyi soruyor ve bu cevapsız kalıyor. Bu sorunun cevabını aldığında Cumali o silahı Medet’e doğrultmaktan kaçınmayacaktır. Yani Cumali ve Medet’in intikamını almak isteyen Cumali ve Salih savaşını izleyeceğiz. Salih Çukur’a baba olur mu, geçen sezon en çok konuştuğumuz konulardandı. Salih’in Yamaç vurulduğundan beri aklı-selimliği, sakinliği ,uzlaşmacı tavrı gösteriyor ki bu işin altından kalkabilir. Meke’ye olan tavırları, Ferhat’ın sözleri gelecekte açılacak olan cephenin taraflarını belirliyor.
    Gelelim Meliha konusuna. Meliha bu diziye tek vasfı İdris’in aşkı olarak geldiğini düşünmüyorum. İntikam için gelmiş olmalı ve bu intikamın sağlam dayanağı kaybedilen bir bebek olmalı. Salih ve kolyesi teorisinden vazgeçmedim ta ki İdris o kolyeyi görüp herhangi bir tepki göstermeyene kadar. Salih’in öfkesi şu anda durmuş durumda ama Salih babası dışında öz annesinden de kopartıldığını, İdris’in annesini Çukur için vurduğunu öğrenirse nasıl bir tavır alır? Eğer karakuzuların arkasında meliha olduğunu öğrendiğinde ne yapacak. Bu durum annesinin oğlu olduğu gerçeğini göstermeyecek mi? Onun intikamını anlayamayacak mı? Koçovalılar aynı hikayenin tekrarında ne tepki verecekler? Koçovalılar kendi aralarında bölünmeyecekler mi? Artık Horzum’un bu konuya yavaş yavaş girmesi gerekiyor.

  • Nur

    IV.

    Oruç Reis= 6.Filo
    6.Filo’nun İstanbul’a gelişi 10 Şubat 1969

    Bir önceki yorumumda Çukur evreninde 1970’li yılların ortalarına gelindi yazmıştım Oruç Reis ile tarih netleşti 60’lı yılların sonundayız. İdris Baba yani halihazırdaki Son Türk Devletinin en üst idari kadrosuna bir tür ültimatom verilecek.

    ( Ara ara aklıma gelenleri yazmaya devam edeceğim)

  • Buke Oguz

    Herkese merhaba. Bölüm çok güzel ve dolu doluydu. Yamac in Çukur’a gelişi mi desem, Idris in mezarlıkta Cumali ve Salih ile konuşması mı desem, Salih’in itirafları pişmanlığı mı desem, Idris Selim sahnesi mi desem, Yamaç’ın düşük haberini öğrenmesi mi desem , Sena’nın Cumali ve Salih’e, Selim’e çıkışı mi desem… Hepsi birbirinden güzeldi.
    Ailenin Çukur’a döndüğü sahneyi de sevdim. Çukur gençlerinin yeniden çatıya çıkmalarını da. Ferhatların Salih’in yönlendirmesi ile olsa bile Meke’nin dükkanı için yardım eli uzatmalarını , duvar daki gazete haberleri ve Cem Karaca’nın Salih’in akıl etmesi ile yerini almasını da. Selim’in bölüm boyunca yine haini araştırması ve aileyi Çukur’a dönmek için ikna etmesini de.
    Idris Çukur’a bayağı kırgın demek ki tüm aile döndüğü halde o gelmedi. Yeni bölümden ilk sahnede gördük ki Idris evde. Onu en son Oruç Reis’in yerinde Çeto ile karşı karşıya bırakmıştık. O sahne bana Kuzey Güney’de Ali’nin ölüm sahnesini hatırlattı. Çeto Çukuru karıştırarak Kocovali Kardeşleri oyalarken , asıl hedefi olan Idris karşısındaydı ve hazırlıksız yakalanmıştı. Tamam dedim Idris tuzağa düştü, öldürecekler. Oğullarıyla tüm konuşmaları birer veda mıydı yoksa dedim. Ölmediği anlaşıldığına göre oradan nasıl çıktılar acaba? Yani Ceto sadece gozdagi vermek , meydan okumak için mi çağırdı Idris’i yoksa ondan bir isteği mi olacak?
    Ikinci ihtimal kardeşler bir şekilde babalarının tuzağa çekildiği haberini alırlar. Belki Oruç Reis haber verir bilemiyorum.
    Üçüncü ihtimal Mahsun’u kullanarak alırlar Idris’i. Sena’nin amacını anlayan Selim ve Yamac eve giderler. O sırada Idris in haberi de gelmiştir. Ikinci bir değiş tokuş vakası yaşanır.
    Yüzüklünün elleri gençten biri olduğunun sinyallerini veriyordu ki Çeto bu bölüm ondan velet diye bahsetti. Izlerken fark etmemişim. Tekrarında dikkat ettim. Peki bu velet kim ? Idris’le Cukur’la derdi ne? Yada Yamaç’la. Geçmişte Çukur’a kurban edilmiş olma ihtimali olan biri mi acaba? 11 yıl önceki baskınla bağlantılı olabilir mi? ( o zamana taktım. O dönemden bir düşman gelecek illa… Ya Yamaç’ın öldürdüğü adamın oğlu yada kardeşi , ya sonrasında Cumali’nin katlettiklerinden arda kalan biri. Belki de baskından bağımsız Idris’in geçmişinden biri )
    Ama velet lafının üzerine yüzüklünün Musa Uzunlar olma ihtimalinin ortadan kalktığını düşünüyorum. UTC nin komiseri Çukur’a transfer olmuş diye okudum. Doğru haberse O olabilir yüzüklü..
    Metin’in hain çıkmasına üzüldüm . Tahmin ediyor olsak da yine de hayal kırıklığı oldu.Yalnız Selim cok güzel kurdu bağlantıyı. Katil Aliço’nun gördüklerinden biri değil, görmediği tek kişiydi. Metin’in karısının tedirgin davranışları da etkili oldu tabi Meti’nin deşifre olmasında.
    Oğlu için yapmak zorunda kalmasını anlayabiliyorum. Ateş ettikten sonraki halleri, kendini öldürmeye kalkışması ile acısını çok güzel yansıttı. Tam da Yamaç doğmamış bebeğini kaybettiğini öğrenmişken, oğlu için kendini vurmuş Metin’i öldüremezdi. Doğru olanı yapmışsın aferin diye boynuna sarılıp teselli de edemezdi tabi. Haliyle kızdı ve yolladı O’nu evine. Selim’e kalsa Metin ölümü hak ediyordu. Ama Yamaç hayalindeki sözlerin de etkisiyle gelecekteki Yılmaz’ın portresini çizdi hemen. Aslında Salih’i tarif ediyordu bir farkında olarak yada olmayarak. Yamac bir şekilde Çukurda kan dökülmesini engelleyecek. Yeni bir düzen kuracak. Bakalım bu süreç nasıl gerçekleşecek?

  • Hiç kimse

    Ya kabaca düşünelim. Çukurun çocuklarının ya ölmesine ya öldürmesine ya da bir ömür hapiste kalmasına neden olan düzeni kuran İdris, sultanı aldatıp Meliha ile birlikte olan ve sonra da gidip onu “tesbihinin tanesi olmak isteyecek” kadar seven Meliha yı öldüren İdris, yine sultan ile evli ve muhtemelen melihaya aşıkken gidip Mihriban ile birlikte olan sonra da Mihribanı tek başına bırakan İdris, sonra cumalinin bu kadar kesin çizgileri olmasına, bu kadar sert olmasınına ve ömrünün yarısını hapiste geçirmiş olmasına neden olan İdris, Selim’i ezerek, sevgisini göstermeyerek onun ailesine ihanet edecek kadar öfke dolu olmasına neden olan İdris, intikamından vazgeçmiş ve kapısına gelip ondan sadece saadeti istemiş Salihe saadeti vermeyip salihin babalerinin sevmediği çocuklara(tam emin değilim) katılmasina neden olan İdris kısaca dönüp baktığınızda şuan olan herşey İdrise bağlı. İdris in yaptıkları ya da yapmadıkları.
    Misal ben de geçen bölüm Cumali ye kızmıştım ama bu bölüm Cumali kendini çok güzel açıkladı, onun dünyası siyah ve beyazdan oluşuyor, babası ona 40 yıldır bunu öğretiyor çünkü. Eğer biri ona zarar verdiyse intikam alması gerektiği çocukluğundan beri kafasına vura vura öğretildi ona. Onun için ona zarar veren kişi kötüdür. Şimdi karşına geçmiş diyorlar ki “senin ölümüne koruduğun , dizinin çizilmesine dahi katlanamadığın kardeşini öldüren, yigenlerini yetim bırakan adam aslında iyi biri, sen intikamini unut” çocukluğunu ve gençliğini idrisin katı kuralları altinda geçirmiş sonra da 10-15 yılını hapishane gibi sert bir yerde geçirmiş birine böyle ince dengeyi anlatamazsınız.

    Yamaç mevzusuna gelirsek yamaç rüyasının etkisi ile karar vermeye başladı zaten eskiden beri öldürmeyi sevmezdi ama bundan sonra ölümlerı azaltmak için çok daha fazla uğraşacak. Bir de bence yamacın patlaması gerek artık bir taraftan annesi-babası bir taraftan rahat durmayan abileri öbür taraftan sürekli kaynayan ve kendi evlatlarını yemeye çalışan bir çukur öbür taraftan sena derken adam evladını kaybetmenin acısını yaşayamadı bile

    • Hoşgeldin. Dizinin baş rolü Çukur. Ama Çukur’un bir de yaratıcısı var İdris. İdris’in her müdahalesi bambaşka kapılar açıyor. Meliha’yı öldürmesi, Yamaç’ın evden gitmesine sebep olacak ortamı yaratması… Ne o günkü İdris’i sevdim, ne de bugünkü (Ercan Kesal’dan bağımsız)

      • Hiç kimse

        Kesinlikle haklısınız dizinin başrolü çukur ve çukuru kuran İdris ama dizi de ki en büyük suçlular İdris ve sultan iken onların sürekli hiç bir sorumluluk almadan, kibirli kibirli etrafta dolaşıp herkesi yargılayıp ders vermeye kalkmaları çok saçma ve cok ağrıma gidiyor

    • Ahmet Adar

      Cumalinin durumunu çok iyi açıklamışsın,çok beğendim.Sefillerdeki komser Javert’in durumuyla benzeşiyor.Komiser Javertte de hep mahkumların ve özellikle Jan Val Jeanın canavar olduğuna,dalet sisteminin haklı olduğuna inanmıştı.Jan Val Jean hayatını kurtarınca inandıklarının pek doğru olmadığını,hep siyah-beyaz değil grinin de varlığını öğrenince boşluğa düştü,intihar etti.

      • Hiç kimse

        Öncelikle çok teşekkürler. Cumali ile Jan val Jean benziyor aslında ikisi de keskin sınırları olan kişiler. Cumali de aslında yöneticiden çok bir asker karekterinde ama değişim geçirecek bence ve çok şükür ki cumalinin bu değişimi sırasında yanında olacak bir sürü seveni var. Öbür taraftan yanlış anlaşılmasın bir erkek olarak söylüyorum daha 5 yaşında söz dinlememeye başlayan, 20 yaşında tüm dünyayı çözdüğünü sanan biz erkeklere 40 yaşında tüm hayat görüşünü degistirecek bir şey öğretmek çok çok zor bir şey. Erkek ancak yaşayarak öğrenen bir yapıya sahip galiba. O yüzden bence Cumali yakın zamanda bir sınavdan geçecek. Siyah ile beyazı ayıran keskin sınırların olmadığı, bütün seçeneklerin gri olduğu bir sınavdan geçecek

  • Nur

    III.

    Karakterlerin coğrafi temsiliyetleri sosyo-politik konumlarını da aydınlatıyor. Çukur’da sorunlu grupların çatışması 70’li yılların siyasi gruplarının çatışmalarından esinti taşıyor. Dizide zaman bükülmesine defalarca değinmiştim. Olayların akışı kronolojik değil zaten küçük esintiler taşıyor zaman ileri geri ve tempo dışı hareket ediyor. Yamaç sağ-sol anlamında herhangi bir çizgide değil. Devlet aklını, sağduyuyu, demokrasi ve hukuk gibi kavramları temsil ediyor. Bazen iktidarda bazen muhalefette.. Vurulduğu zaman 1950 sonları 1960. Metin, Çukur’da kurgusal ordunun karar alıcı üst komuta kademesini temsil ediyor. Yamaç’ı vurduğu ilk kurşun 1950 sonu ya da 60 başı bir binbaşının başarısız kalkışmasından esinlenmiş, ikinci kurşun 27 Mayıs 1960 darbesi.. Metin’in Yamaç’ı vurduktan sonra arabada kendi kafasına sıktığı ilk kurşun 12 Mart 1971 muhtırası ikinci kurşun 74 muhtırası.. Kemal kurgusal ordunun emre itaat eden kısmını simgeliyor denize attığı silah bu temsiliyetle alakalı olabilir. Metin,Yamaç’ı sağından vurdu Yamaç’ın Türkiye’yi temsil ettiğini düşünürsek ordu 27 Mayıs’da sağa(!) darbe yaptı Sol güçlenmeye başladı. Cumali, sağ milliyetçi kesimi temsil ediyor, kendilerine ne isim verdiklerini bilmiyorum. Atsız grubu mu, Kızıl Elmacılar mı, Bozkurtlar mı?? Darbe bildirisini merhum Türkeş’in radyodan okumasıyla o grubun kafası karıştı sanırım. Cumali, Yamaç’a niye üzülmedi, köşkün derdine niye düştü gibi soruların cevabı buralarda bir yerde. Selim’in Metin’i Yamaç’ı vuracakken durdurması ve garip tebessümü yine bununla alakalı. 60’larda şehirlerde ulusal burjuva yükseliyor ve Selim dönem itibari ile Yamaç’tan yana ama aynı zamanda ordu ile diğer bağları var.

    Yamaç, genç cumhuriyetin aydınlık yüzü İdris Baba ise devlette Osmanlı geleneğinin son temsilcisi. Mezarlıkta Cumali ve Salih’i barıştırdı, Selim’le empati yaptı.. yani idris Baba bence bir anlamda Çukur evrenine ve dolayısı ile diziye veda etti. Vedadan kasıt ölüm değil, belki ölebilir de ama tarihin tozlu sayfalarına doğru yol almaya başladı.

    Bölüm o kadar dolu doluydu ki, doğru düzgün analiz yapacak biri 10’larca sayfalık analizler çıkarır. Ferhat’la başlamıştım, uzun uzadıya yazacaktım ama yoruldum kısa tutacağım. Emmi’nin ‘bunlar namazında niyazında esnaf’ sözü rehberliğinde başlayayım. Daha önce Çukur’da varlığından dahi haberdar olmadığımız kendi halinde bir grup. Bir gizli el tarafından tezgahlanan eylemler nedeniyle örgütlenmeye başlıyorlar ve kendilerinden olmayan ama yakınlaştıkları ilk kişi siyasi yelpazenin solunda yer alan Vartolu. Vartolu 27 Mayıs Anayasasının özgürlükçü ortamında meclise ( Dostlar Kahvesi) girmeye hazırlanıyor, keskin taraflarını bilemiş hatta bir parça asimile olmuş halde. Bu ortamda Vartolu değil Salih aslında. Eşit kardeş, eşit yurttaş. Ferhat’lar ise örgütlenmeye başlayan siyasal islamcılar. Vartolu mezarlkta içgüdüsel olarak tedirgin oldu ve uzak durmak istedi ama meclis önünde ülkede kardeşlik ve bahar havası eserken hep beraber kaynaştılar.. Şayet zaman bükülmez ve geriye atlamazsa 1977’ye yaklaşıyoruz.

    • Ahmet Adar

      tebrikler,büyülendim,şahane yorumlarına,o devirleri bizzat yaşadığım için benzerlikleri bulmamak ve hayal gücüne hayran olmamak mümkün değil,sağolasın,renk katıyor ve ufkumuzu açıyorsun.

  • Nur

    II.

    Ferhat’ın kim/lerden esinlenilmiş olabileceğini yazmadan önce Çukur, S1’de “Çukur neresi?”diye soruyordum, İstanbul mu, Türkiye mi, Ortadoğu mu?.. Ve en son verdiğim cevap “Türk Yurdu” oldu. Türkiye fiziki coğrafya üzerinde siyasal sınırları çizilmiş son Türk Devleti ama Türk Yurdunun siyasal sınırı yok. Coğrafi olarak Çukur’u tanımlamıştım ama karakterlerin coğrafi temsiliyetini hiç düşünmemiştim bölüm itibari ile karakterlerin bir kısmının sembolik coğrafi unsurlarını çözdüm.
    Sena: Sea.. ( İngilizce deniz) Sena Türkiye’nin kıyı şeridi ve denizlerini temsil ediyor. Sena için Kıbrıs’ı temsil ediyor diye tahminde bulunduğumu hatırlarınız. Doğru ama eksik tahminde bulunmuşum tüm denizlerini, Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz ve adaları temsil ediyor. Mahsun denize inmek istiyor, yani liman.. Sena’nın evindeki biblo kuş flamingo, deniz/su kuşu.. Yurtsuz (ülkesiz/devletsiz).Mahsun’un Sena ile derdi yurt edineceği Çukur’un denize kıyısı olması.. Politik yorumları size bırakıyorum ama diziye dönersek Sena bu dizinin bel kemiğinde, ruhunda, olmazsa olmazı. Yamaç’a bahsettiği bebeği Kıbrıs diye yorumladım. 1960’lı yıllarda Kıbrıs’ta politik kargaşalar olmuş ve Kıbrıs elden gitmişti Türkiye adaya çıkarma yapmıştı. Uzun ve bilmediğim konular ama Sena’nın bebeği Kıbrıs’la ilgili ve dönem 1960’lar.

    Selim: Şehirler.
    Vartolu: Kırsal yerleşim.

    Cumali:
    “Tamamen kulaktan dolma (yalan-yanlış?) bilgilerimle; Bazı analistler son Türk Devletinin yani Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının 4 ayak üzerine duran bir ÇATININ varlığıyla özdeş olduğunu iddia ederler. Bu ayaklar; Kırım, Azerbeycan, Bosna ve Kıbrıs’tır. Buralar Türk Yurdu,halkı Türk soy’ludur. Cumali için “Çatıcı” terimi bu tez’e mi dayanıyor bilmem ama ben Cumali’nin coğrafi temsiliyetini böyle tahmin ettim.

    Yamaç’ı sona bıraktım zira Yamaç çok kompleks. Türklerin olduğu her coğrafi alan.

    Yamaç’ın sembolizm skalası Bilge Kağan’dan Atatürk’e uzanıyor.Spesifik coğrafi karşılından çok siyasi coğrafyada Türkiye.

    Yamaç’ın dizide temsiliyetleri arasında Yamaç Okur da var:) Dizinin uygulama yapımcısı Yamaç Okur’un isminin baş karaktere verilmesini “Jest” olarak yorumluyordum ama aslında Yamaç Okur’un gerçeklikte görevini dizide Yamaç yerine getiriyor. Koordinasyon, sorun çözme, finans, her türlü koşturmaca, ihtiyaçların temini vs vs.. Ve tüm bunları ahenkle, kimseyi kırmadan, dökmeden yapma, zamanında hazır etme.. ( Bende kaçar mı yaaa..)

    Devam edecek.

    • Hiç bir şey anlamadım 🙁

      • Nur

        Hikayede ve karakterlerde çeşitli esinti ve işlevlerden bahsediyorum ya.. Karakterlerin sembolik coğrafi temsiliyetleri olabileceği hiç aklıma gelmemişti bu son bölümde Sena üzerinde birden daaankkk etti. Sena için eskiden de yazıyordum Kıbrıs ile derin bir bağı var sık sık simgesel unsurlarla Sena üzerinden Kıbrıs konusu işleniyor diye. Sena’nın Kıbrıs dahil Çukur coğrafyasında Denizler ve Adaları temsil ettiğini Mahsun sorusuna cevap ararken buldum.
        Soru: Mahsun, Sena’dan ne istiyor.
        Cevap: Yurdunun denize ulaşmasını istiyor. Yazar Aydın Engin’den bir ifade ile; Bir kayıklık dahi olsa kıyı isiyor.
        Mahsun’un Çukur Evreninde Jeo-Politik emelleri olan bir oluşumu simgelediğini farzedersem ve Türkiye coğrafyasına uyarlarsam Hatay’dan Akdeniz’e açılmak istiyor.

        Karışık yazdığım için anlaşılmamak benim açmazım maalesef:) Daha da net yazamıyorum:)

    • Ahmet Adar

      Çok güzel,aman devam etsin.

    • x

      Bosna?! Enteresan 😀

      Vartolu – doğu
      Selim – batı
      Cumali- tipik Türk, İç Anadolu
      Sena- evet, deniz daha doğrusu Akdeniz

      • Nur

        Sena’nın İzmir’li olduğunu düşünürsek Ege de var, İstanbul’da ikamet ediyor; Marmara, Emrah Kuzeyden gelmişti Karadeniz.. Kıbrıs ağırlıklı işlendiği için Akdeniz ağır basıyor ama bence kıyısına sahip olduğumuz tüm denizler ve adalar.

        Bosna için referansım Serdar Akinan. Bir programında böyle anlatmıştı, gazeteci olduğu için referans olarak bir şey ifade etmeyebilir, tespitini benimsediğim için yazdım.

        • x

          Sıradan bir coğrafya meselsi olduğunu sanmıyorum. Bunun arkasında zihniyet, ilkeler, felsefe var. Bu sohbete devam etmek için benim türkçem yeterince iyi değil, kusura bakma. Yorumlarınız okumayı severim. Selamlar 🙂

          • Nur

            Zaten Coğrafi yönünü yeni keşfettim, önceden Felsefi, Sosyo-Politik alt metinlere değiniyordum. İlkeseli ne anlamda söylediğinizi biraz açmanızı isterdim. Türkçeniz gayet iyi dilerseniz Türkçe yazmakta zorluk çektiğiniz yerlerde İngilizce yazabilirsiniz, bir çoğumuz anlayabilir sanırım.

            Bu arada hoş geldiniz.

          • x

            Hoş bulduk. Yazmak benim için sorun değil, ancak cümle kurmak doğru kelimeleri bulmak zor :).Eğer Salih/ Vartolu “doğuyu” sembolize ediyor Gokhan Çukuru yönetmesine asla izin vermeyecek, ama izin veriyorsa bu ne anlama geliyor? Ben onu tahtın varisi olarak görüyorum, ayrıca sadece ben değil. Ona tezahürat yapıyorum o derece. İlginç durum…

            Akdeniz ruhu ve zihniyeti ( Sena) misafir ve yabancı olarak gösteriliyor, o aşık olurken onlardan biri olur. Bu onun seçtiği aile, ait olduğu aile değil. Ve kimi seviyor? Tüm bu zihniyeti kapsayan biri – Yamaç

          • Merhaba, yorumlarınızın geç yayına girmesi için üzgünüm. Disqus’ın spam ayarlarına takılıyorsunuz. Gerekli düzeltmeleri yaptım. Bir daha sorun yaşamazsınız 🙂 Tekrar hoş geldiniz.

          • Nur

            Çukur tahtı konusu çok karışık. Akış kronolojik olmadığı için çok fazla yanılgıya neden oluyor ama yine de çıkarımlarımı yazayım.

            Yamaç’ın Paris’e gidip evlenmesi= Jön Türk hareketi..

            Paris’ten gelip kargaşaya el koyması, Emmi ve Paşa’nın Köşkün önünde ‘ Essalümü Aleyküm” diye selamlaması= I. Meşrutiyet’in ilanı

            Hasta Adam/Osmanlı/İdris’in kendine gelmesi , Yamaç’la hasta yatağında yaptğı konuşmada Yamaç’ı istememesine rağmen Yamaç’ın silahı vermeyip otoriteyi elinde tutmaya devam etmesi= II. Meşrutiyet.

            Akışın Kronolojik olmamasının yarattığı kargaşa bundan sonra zira Yamaç, Osmanlı Tahtını devralmadı, Karaca’nın doğum günü ya 23 Nisan 1920 meclisin açılışı ya da 29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in ilanıydı ama Osmanlı’nın çöküşü sezon finalindeki Kızıl Düğün’de verildi. Lozan Andlaşması ise Nazım’ın güvenlik şirketi BLT esnasında falan oldu ‘Bana Masal Anlat’ sahnesi vs gibi sahneler Lozan’da etnik unsurların talepleri ile ilgiliydi.

            Yamaç’ın Osmanlı TAHT’ına talebi hiç olmadı.

            Vartolu’nun durumu daha karışık, onun da Taht talebi olmadı. Talebi aileye ait olmak, oğul/ kardeş olarak kabul görmekti. Selim de öyle.. Sanırım Gökhan Hoca hikayesini iktidar ilişkilerine odaklamıyor, hikayesi toprağın derinliklerine kök salmış ulu bir çınarın hikayesi. Kökleriyle, yapraklarıyla, dallarıyla bir çınar ve bu çınarı devirmek isteyen diğerleri.
            Yamaç’ın birinci rolünün (emin olmamakla beraber) ruhani olduğunu düşünüyorum Ulu Hakan ya da Bilge Kağan gibi. İkinci rolü Son Türk Devleti’ni her ne pahasına olursa olsun korumak, devamlılığını sağlamak. Metin’in vurması 27 Mayıs Darbesiydi darbe ile A.Menderes devrildi ama Yamaç da diğer karakterler gibi binlerce yıllık Türk Tarihine çeşitli göndermelerde bulunan dizinin ölmezlerinden belki hep iktidarda olacaktır(?)

            Ulu Çınarın dalları Koçovalı Kardeşlerin birbirleri ile iktidar mücadelesine bu sezonda girilir mi ya da öyle bir şey senaristimizin kafasında var mı, bilemiyorum, tahminim Yamaç, İdris’in yerini alacak, hatta aldı bile, kökleri koruyacak, yani siyaset üstü olabilir. Yamaç’ın netleşmesini beklemek lazım.

            Sena konusu ise karman çorman ne Yamaç’a ne de başkasına (mesela Mahsun) yâr olacak gibi durmuyor ama özellikle kadın izleyici de bıktı bu durumdan, bir sürü tahminim, tespitim var ama başka zamana kalsın:)

          • Ahmet Adar

            Yani Yamaç ile İdrisin durumu İnönü ile Ecevit gibi mi?

          • Nur

            Yamaç; I.Meşrutiyet’tin ilanından beri etkili ya da etkisiz, yetkili ya da yetkisiz devletin en tepesinde.

            İdris dizi başladığında Osmanlı’yı temsil ediyordu. ” Bana masal anlat” ve “Zindan yüzleşmesi” sahnelerinde anlattığı aile geçmişleri Selçuklu’dan Osmanlı’ya geçiş mi, Türklerin Ortaasya’dan göçüşü mü, Malazgirt mi, net değildi ama sanırım Selçuklu’dan Osmanlı’ya geçişti. Cumhuriyet harici devletlerin kurucusuydu.

            Yamaç, muhafazakâr devletin yenilikçi unsuru. I.Meşrutiyet ile başladı, Osmanlı’nın başına geçti Cumhuriyet ile devam etti. (I.Sezon finalinde Osmanlı çöktü)

            İdris başlarda hem kurucu hem ruhani hem yetkili liderken yerini Yamaç aldı. İdris; izleyici tepkisi nedeniyle sezon finalinde öldürülmemiş ama aslında Paşa ve Emmi ile o kulübede öldüler.

            Oruç ya da Uluç Reis (6.Filo) İdris’i çağırdı, fiziken böyle bir görüşme olmadı filonun gelişi gözdağıydı, müdaheleydi dolayısıyla temsili muhtıra “Devlet Aklı’na verildi. İdris şu an sembolik olarak “Akil-Koruyucu” konumunda fiziken belki Meclis Başkanını temsil ediyordur?

            Yamaç Unkronolojik akışla Devlet Başkanı.İnönü’yü sembolize ettiği en net zaman 1.sezonda bir gemiden silah almaya gitmiş mahsur kalmışlardı orda sağırlığa yaptığı vurgu İnönü’yü işaret ediyordu. Tarihsel geçişler sırasız ve anlık sembolik olduğu için birden Atatürk olabiliyor, sonraki sahnede Menderes vs vs.. Belki de İdris değil de Yamaç, Meclis Başkanıdır??

            Yamaç’ı gitgide daha ruhani görüyorum Cumhuriyet’in yaş almasıyla gitgide daha akıllandı. İdris’in ” Devlet olma” refleksine Yamaç da sahip oldu. Hangi olayda hangi tarihsel kişiliği temsil ettiği karışık diğer karakterlerle etkileşimler de öyle.

          • Nur

            Saltanat konusunu yanlış yazmışım, düzelteyim.

            Yamaç, İdris’ten emanetleri devraldığında saltanatı devralmış oldu.
            Emanet kutusu içindeki eşyaların sembolize ettiği unsurlar:

            Tabanca= Ordu
            Tesbih= Din
            Çakı= Maliye
            Çakmak=?? Çakmağın neyi temsil ettiğini tam bulamadım. Savaşla ilgili bir şey. Savaş ilanı mı, Ateşkes mi, Tezkere mi.. Ya da tamamen başka bir şey..???

          • x

            Anlamadım Idris baba cumhuriyet temsil eder yoksa saltanat? Ben Türk tarihi detayını bilmiyorum sadece temel “şeyler ve çatışmalar” ama bu medeniyet çatışması doğu – batı bireycilik – kolektivizmi, laiklik-islam anlıyorum ve biliyorum. Melting pot içinde yaşamak çok karmaşık . Meliha&Idris durumu nasıl yorumlayabiliriz mesela?Metafor nedir ?

          • Nur

            ‘Zihniyet’ konusunu da açarsanız sevinirim. Üzerinde düşünmek hoşuma gider:).

  • Nur

    Merhaba Aslı. Ellerine sağlık.

    Bölüm yorumun ve beğenilerine katılıyorum. Ekleyeceklerim olursa bilahere yazarım ama ben bölümü şimdilik bambaşka bir açıdan değerlendireceğim. Kullanacağım terimler, tarihsel, sosyolojik vs değerlendirmeler tamamen amatörce, yanlışlık ve yanılgı payı yüksek, sadece dilim döndüğünce izlerken ne anladım, aklımdan neler geçti.. ifade etmeye çalışacağım.

    Sezon başından beri her bölüm irili, ufaklı anlayamadığım bir çok sahne oluyor üzerinde durmuyordum. Bu bölüm Yamaç’ Metin’in vurduğu açıklığa kavuştu ama her şey o kadar garipti ki üzerinde düşünmeye başladım. Neden?.. İdris Babanın mezarlıkta Salih ve Cumali’ye tavrı, sarfettiği sözler.. Neden? Aynı şekilde Selim’e.. Neden? Sena’nın kaybettiği bebekten Yamaç’a yoğun bakımda bahsetmesi.. Bu böyle devam eder.. Kafamda sürekli “neden” sorusu ile bölümü pür dikkat izlerken Salih’in (Vartolu demememin nedenini anlatacağım) Ferhat’la kahvenin önünde konuşma sahnesi geldi ve en son Emrah’lı bölümlerde sormayı bıraktığım “Kim bu?”sorusunu Ferhat için sordum kendi kendime, Gökhan Hoca, Ferhat’ı kimden esinlenmiş olabilir? Ve birden Salih’in mezarlıkta baş sağlığı dilememesini anımsadım ve sonrası çorap söküğü gibi zihnimde çözülmeye başladı..

    Bir sonraki yorumuma burdan devam edeceğim. Az sonra:)

    • Hoşgeldin Nur 🙂 Merakla yorumuna geçiyorum

  • Buke Oguz

    Selam Aslı’cığım ellerine sağlık . Öncelikle giriş sorusuna yanıt vereyim. Ben de 1.seçeneği tercih edenlerdenim.
    Bölüm de çok güzeldi, çok beğendim. Erkenci Kuş bölüm yazısını tamamlayıp 🙈🙈bölüm yorumu yapmaya geleceğim ..

  • Gözde E.

    Selam. Sevdim bu bölümü, hem de pek sevdim. Yazını da sevdim elbette, eline kalemine sağlık. <3 Sadece yüksüklüden ve yer elması Veysel'den hiç bahsetmemişsin, ilave etmek isterim.
    Yorumlarım inşallah gün içinde.
    İyi geceler.

    • Buke Oguz

      Çeto’nun İdris’i getirtmesi var bir de son sahnede :))

      • Gözde E.

        İvit, çok doğru :))