ÇUKUR – Kelebeğin Ömrü Bir Gün Mutlu Salih’in de Öyle

Aylar önce, 31 Ekim 2017 tarihli yazımda Yamaç’ın Yamaç Koçovalı’ya evrilmesini konu almış başlığı Metamorfoz olarak seçmiştim. Bu yazıda da bir metamorfoz konu ediliyor ama farklı bir karakter için…

Vartolu Saadettin olarak hayatımıza giren, derine indiğimizde içerilerde bir yerlerde gizlenmiş Salih’i bulduğumuz, hatta tanıdıkça sevdiğimiz karakterimiz dönüşümünü tamamladı, artık kesin ve net olarak yolunu çizdi. ‘Salih mi, Saadettin mi olacak’ derken yanıtımızı aldık, Vartolu geri dönüyor. Belki de bu metamorfoz tamamlandığı için bu bölümü pek keyifle izledim.

 
   
 

 

 

 

Yolunu seçti seçmesine de, peki nasıl oldu bu dönüşüm? Anahtar ne Çukur ne de Koçovalılar. Anahtar Saadet!

“Bize bir dirhem mutluluğu çok görenlere bu dünyayı dar edeceğiz.”

 

 

Salih 1 günlük izin aldı Vartolu olmaktan ve Sadiş’in rüyasını gerçeğe çevirdi. (Sosyal medya hesabımdan ‘Günlük ev mi kiraladın, seni gibi seni’ imaları yapmış olabilirim^^ Ama ikili koltuk varken yan yana iki tekli koltukta oturan aşıkları izleyeceğimizi ne bileyim…) Özlenen Türk filmleri tadındaki sahneyi Barış Manço’ya rahmet göndererek izledim. Tüm sahne boyunca Saadet’i bir kenara koydum, Salih ne güzel seviyor değil mi? Veda sahnesiyle de Saadet onu özenle yerleştirdiğim o kenarda çürüsün, bitsin gitsin istiyorum. İlişkilerinde söz konusu ayrılık olduğunda Saadet’in Vartolu’yu hayatının merkezine almak istememesinin nedenlerini hep geçerli buldum. Karanlık geçmiş, aile… Önemli etkenler. Ama dikkatinizi çekerim, bu kez Saadet’in geride bıraktığı Vartolu değil Salih’ti. Ve Salih’in ‘Sadiş, gitme!’ demesine karşın arkasındaki enkaza bakmadan İdris Babacığına koştu. Acaba bölüm sonundaki ‘Yarı yolda bırakanların bizzat kendim kafasına sıkarım’ açıklaması Sadiş’i de kapsıyor mu?

 

 

Bölüm Saadettin’den ağır bir hayat dersiyle başladı. Saadettin’in Nedret (Abla) ile diyaloğu ne kadar güzeldi değil mi? Tekrar tekrar izlenilesi sahnelerim arasında çoktan yer aldı.

“Senin gözlerinde bir ışık var. Çakmak çakmak, mavi mavi… İçindeki sancının gözüne yansıması o. Ben onun ne olduğunu çok iyi bilirim. İntikamını alınca o sancı geçer zannedersin. Geçmiyor be abla…”

Kahraman evlerimize misafir olduğu tek bölümde evine, eşine bağlı bir adam olarak çizilmediği için Nedret’in kocasına (aşık olduğunu söylese bile) güzellemeler yapması benim için epey rahatsız edici oldu doğrusu. Ama onun asıl isyanı kocasının ölümüne değil, İdris Koçovalı’nın evinde bir odada ‘dul’ olarak yaşamasınaydı. Bakmayın siz Sena desteğiyle Emmi ile görüştüğüne, hediye broşu gururla yakasına taktığına, prangasının zinciri birkaç halka birden kısaldı Kahraman ölünce…

Bu sahnenin akabinde kaza kurşunuyla Sultan Ana vuruldu. Öksüz yetim bir çocuğa kendi evinde olmasa da -ki hak veriyorum, Çukur’da yuva açamayan, evlatları arasında ayrımcılık yapan, gelinlerine hapis hayatı yaşatan bir kadını ‘Sultan Ana’ olarak göremiyor olduğumdan zerre üzülmedim. İşin kötüsü ölmedi de… Yerli dizi tıbbiyesi konusunda kocaman bir paragraf yazılır. Konunda uzman bile olsan, omuriliğinden hasar gören hastayı yüzüstü ameliyat edersen o hastanın iyileşmesi mantık olarak mümkün olamıyor işte, gördün mü bak felç kaldı bizim Sultan…

Mağdur Sultan’ı izlemek istemediğinden emin olmakla beraber, Saadet’in şeytanla kırıştırdığı için yaşadığı vicdan azabını Sultan’ın hasta bakıcılığıyla telafi etmeye çalışmasını izlemek isteyip istemediğimden hiç emin değilim. Bu nedenle yaşlı halacığının yanı başında kalması tek dileğim.

Kendi adıma Sadiş – Salih aşkı gözümden düştüğüne göre dizide bana kalan tek gerçek sevda olan Medet- Saadettin üzerine konuşabiliriz. Vartolu’nun Medet’i Muhittin ve çetesine teslim etmemek üzere verdiği savaş Saadettin’ için ‘Budur liderlik’ dedirtti. Çukur Medet’i istiyor, ama aldıkları yanıt ‘Her Medet istendiğinde vermiş olsaydık, şimdi burada ayakçılık yapıyor olurduk.’ oluyor. Bu adam elleriyle Medet’i teslim eder mi? Hele ki o tüfekle fırlama sahnesi ne güzeldi…

 

 

Ön izlemeye göre Medet Sultan’dan yırtacak yırtmasına da Kahraman’dan gidici… Ah Aliço’m Ah… Mahalledeki en ufak tabela detayını hatırlayan Aliço’nun bunca zaman Medet’le hiç karşı karşıya gelmemesi söz konusu? Hafızamızı biraz zorlayalım mı?

 

 
   
 

 

“Git Vartolu, Çukur seni istemiyor”

 

Bu Çukur mu istemiyor? Aynı Çukur’dan bahsettiğimize emin miyiz?

 

Yamaç- Vartolu sahnelerinin biri bile karavana çıkmıyor, hepsi nokta atışı. Hepsi özenle yazılmış, oyuncularda karakteri iyi giyince üzerine keyifle izliyorum… Yamaç “En başından başlayayım, Baykal’a kadar gidelim” cümlesinde ne kadar haklıysa, Salih tarafından bakıldığında en başından başlanıldığında başlangıç noktalarından birinin Yamaç’ın annesiyle kesişiyor olmasında da o kadar haklı. Tam bir sarmal…

Ben ne kadar Yamaç’ın duruma müdahalesini sevsem de biliyorum ki Yamaç oraya dile getirdiği gibi babasının oğlunu koruyup kollamaya değil ‘Yamaç Babamız’a zeval gelmesin’ diye gitti.  ‘Sen hala konuşuyor musun Berber Muhittin? Madem kararları sen veriyorsun, mahalle senin!’ diyerek silahı Muhittin’e (dikkatinizi çekerim Muhittin Abi değil) teslim etmesi de bunun bir göstergesi değil miydi? Yamaç’a dik çıkışlar pek yakışsa da benim gönlümde rakınrolcu Yamaç’ın yeri bir başka…

 

 

Yamaç – Salih ister kötülüklerini ister güçlerini birleştirsinler bir birleşme olması fikrine hep sahip çıktım. Sonuçta ‘kardeşlik kazasın’ isteğimi, yerli dizi ekranlarında görmeye alışkın olmadığımız ‘Bromance’ i izlemekten pek keyif alacağımı sürekli dile getiriyordum ki, artık zor. Çok zor… Bu ikili arasında görmeyi beklediğim ilişki birbirlerine kavuşalı çok kısa zaman olan Nazım – Emrah arasında başladı, hadi bakalım hayırlısı…

Artık dizinin kötüleri babasının onu limanda bir başına bırakmasının travmasını uzun süre atlatamayacak Avukat Nazım, (şimdilik bildiği) tek kan bağı olan kişinin yolunda ilerlemeye kararlı Emrah ve Vartolu… Keşke kötülerin içinde Elvis’i erken yolcu etmeseydik, kafiyeli bölük pörçük konuşmasına bile alışabilirdim.

 

 

Bu Sena- Emrah geçmişi bi’ olamadı, oturmuyor taşlar. Yüzleşmeleri de zaten 20 saniye sürdü. (Özellikle baktım) ‘Kim hayatının kontrolünü başka birinin eline verir ki?’ sorusu iki kardeş arasındaki ilişkinin derinliğini açıklamaktan uzak. Artık ‘Camdan atla dedi, atladım. Bacağımı kırdım onun yüzünden’ hikayesini bir kenara koyup gerçekleri konuşmanın zamanı gelmedi mi? Aksi oldukça Sena’nın Emrah’ın evini basmasını, ardından gidip Yamaç’a yaptığı açıklamasını (1 dakika ya sürdü ya da sürmedi) öylesine bir sahne diye geçiştirebiliriz. Neden annesi Emrah’ı kızı için kaybetti? Emrah neden uzaklara gitti? Sena’nın annesi neden oğlunu Sena yüzünden kaybettiğini düşünüyor? Seyircinin anladığı Sena’nın ve Emrah’ın davranışlarıyla tutarlı bambaşka bir geçmiş olması olası iken bu ısrarın sebebi nedir?

Metamorfoz ile başladı yazı onunla bitirelim. Bir de metafor ekleyelim: Kolye!. O kolye Salih’in Koçovalı olmakla ilgili bağı idi. O kolye sadece ölüme yürürken çıkartıldı. O kolye artık boyunda değilse sen kork Çukur…

 

 

Biz Salih’in naif yüreğini gördük sevdik. Yaralarına merhem olmak yerine üzerine tuz basan Koçovalı’lara karşı karanlık tarafının ön plana gelmesi kaçınılmazdı. Bırak Paşa ve Sultan Ana’yı hesap sorması için karşısına çıkartmayı Sadiş’i de dahil olmak üzere kimse ona elini uzatmadı ki. O yüzden merakla ve sabırsızlıkla bekliyorum Çukur’un ona muhtaç olacağı günleri…

“Ama gün gelecek Çukur bana yalvaracak geri dön diye. Bu da benim şimdilik son sözüm olsun.”

 

 
   
 

 

Bu bölümde  bahsi geçmedi ama elbet zamanı gelecek:  Meliha Kim? anketine katıldınız mı? Sahi Hale’nin cenazesi ne oldu?

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  ÇUKUR kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

ÇUKUR – 25.Bölüm Sneak Peek

 

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Buke Oguz

    Selam Asli ellerine sağlık çok güzel yorumlamissin yine bölümü ❤🌼
    Dediğin gibi Nedret Vartolu sahnesi gerçekten tekrar tekrar izlenilecek bir sahne olmuştu. Vartolu’nun sözleri, hem Nedret ile hem de kendi ile yuzlesmesi etkileyiciydi. Nedret de kendince haklıydı tamamen haksızdı diyemem. Idris Koçovalı’nin evinde Sultan Koçovali’nin boyundurugunda hayat mi geçer? Nedret zaten hapisteymis bu nedenle hapse girersin sözü korkutmadi onu. Kendisini aldatsa da sevdiği bir kocası vardı. Onu, öyle kabul etmişti canını acıtsa da. Kahraman’i izleme tanıma fırsatımız, aile hayatını izleme fırsatımız olmadı evet ama hangi karakterin iç dünyasına inebildik ki zaten. Hangi karakteri tam olarak tanıyoruz, neyi neden yaptığını biliyoruz. O Nedret’in Kahraman hakkında söyledikleri beni rahatsız etmedi.
    Kahraman’i tanımadığımız gibi Sultan’in Çukur’a nasıl analık yaptığını da bilmiyoruz haliyle. Ev dışında iki üç kere aş evinde gördük kendisini sadece.Tabi Idris’in ” Çukurda kac tane Sultan var sen biliyor musun? Kadınlar kızlarına Sultan koyuyor sırf sana benzesinler diye. Fakirleri gözetirsin, düşeni kaldırırsın , yemezsin yedirirsin” sozleri ile Sultan’in ben kimleri evlendirdim sözünü saymazsak.Bu bölüm Sultan’in Cukur’da sevildiğini gördük. Çukur’a ana olabilmiş demekki. O sahne de çok rahatsız etmedi beni ama Sultan’i sevmemi ve ona üzülmemi de saglamadi .
    Sultan ve Idris mümkünse sadece Cukur’a ana baba olsunlar, ogullarindan gelinlerinden torunlarindan uzak dursunlar.Kendi evlerindeki analık ve babalıkları ortada zaten.
    Sevdiğim diğer bir bölüm Vartolu Medet Yamaç sahnesiydi. Vartolu’nun Medet’i Cukur’a vermeyişi, Medet’in Vartolu’yu korumak adına ona karşı gelişi ve onu eve kitleyip Cukur’a teslim oluşu. O sırada Yamaç’in silahindan çıkan kursunlarin Cukurlular tarafından kendine sıkıldığını sanarak vurulduğunu sanması. Yamac cukurlulari dagittiktan sonra Medet’in olayı Yamaç’a anlatması. Vartolu’nun tüfekle edve firlayişı ve Yamaç’ı karşısında görünce yaşadığı şaşkınlık. Yamac bu sondu artık seni ben bile kurtaramam dese de biliyorum ki ne zaman Salih’in başı derde girse orda olacak. Bu konuda Yamaç’in babalığını düşündüğü için oraya geldigini sanmıyorum ben. Çukurun gözünde babalığı zarar görsün istemese Medet’i onların elinden kurtarmaz, ortalığı dagitmaz Medet’i almalarına izin verirdi. Ama o bunu yapmadı. Cukur’a istediğini vermedi.
    Salih ten gitmesini istedi …. Cukur seni istemiyor dedi ki son olaydan sonra durum tam da bu şekildeydi. Salih’i kurtaramazdı çünkü Cukur Medet’e isyan bayragini cekmisti artik. Önce Kahraman sonra Selim en sonunda Sultan. Kahraman’in katili elini kolunu sallata sallaya aylardir Cukurda burunlarinin dibinde yasiyordu ve bunu ogrenmek Cukur halki icin son nokta oldu.Cukur dardi artik Medet ve Vartolu’ya.Salih de sozlerinde hakliydi Yamac da. Salih’in yaralari cocuklugundan geliyordu.Yamaç’in gencliginden. Ikisi de birbirini tanimiyor daha. Salih o evden kırgın ayrıldı. Gitmede once söyledikleri dokundu. “Cukur yalvaracak bana döneyim diye bu da şimdilik benim son sözüm olsun”.
    Aşağıda yorumlarda okuduğum o sahneyi ben de izlemek istiyorum. Yamac ve Salih karşılıklı oturup konuşsunlar. Salih kendi yaşadıklarını anlatsın Yamac kendi yaşadıklarını. Birbirlerini tanisinlar. Birbirlerinin yaralarını öğrensinler.
    Salih bu kadar çabuk Nazım’a muhtac kalmasaydi keske. Ben Nazim “BEYEFENDI” yi sevmedim . Babasının kuyusunu kazan Nazim’i sevmiştim ama … Nazim niye babasının yolundan gidiyor? Niye Çukur’la uğraşmaya devam ediyor anlamıyorum. Babasının Çukur’la gerçek derdini biliyor da o yuzden mi acaba? Yoksa onun da mi amacı Çukur’u yıkıp yerine koca binalar yapmak. Yoksa başka bir derdi mi var? Sozde kardesine yardim etmek aradaki bagi guclendirmek amaciymis gibi iki yuzliluk yapıp Emrah’i kullanmasını, planlarına alet etmesini , Koçovalilarin üzerine salmasını sevmedim. Junior Baykal izlemek istemiyorum ben. Düşmanlık etmek için adamakıllı bir sebebi olsa eyvallah derim de bu sebebi kabul edemiyorum.
    Yamac ,Sena- Emrah kardeşliğini ogrendi. Senayla konuşur biz de aralarındaki mesele neymiş öğreniriz dedik ama nafile . Senarist olayı öğrenmemize izin vermeyecek.😈 Yamaç’in Sena’ya tavırlı olması yerindeydi. Idris’in Yamac için ” kızgın olsa söylerdi , kırgın bir şeye. Kırgın olunca konuşmaz , kendini kapatır, ya bir odaya, hiçbir yer bulamazsa kendi içine kapanır” dediği sahneyi begendim. Sena’nin Yamaç’in yanina gidip onu konuşturduğu sahne güzeldi. Yamaç’in dört bir yani yalanla çevrilirken, Sena’yi hayatındaki en gerçek şey olarak görürken , onun kendine yalan söylemesine Yamaç kirılmisti. Neden yalan söyledin? dedi Yamac ,Sena’dan net bir yanıt alamadı. Benim yüzümden mi uğraşıyor sizinle bilmem lazımdı dedi Sena. Neden senin yüzünden uğraşsın dedi Yamac Sena’dan yine yanıt alamadı. Senden duymaliydim, eşimden , ondan değil dedi Yamac ve gitti. Sena ardından baktı .
    Emrah’in evine gidince birşeyler konuşurlar belki dedim yine birşey öğrenemedik.
    Sonra Sena’nin Yamac’a birşeyler anlattığını gördük ama ne anlattığını duymadık. Yamac kısmen ogrendi darısı başımıza diyelim.😈😂
    Sadiş Salih sahnesi de sevdiğim sahnelerden biriydi özellikle de alla pulla eşliğindeki piknik sahnesi
    ( bu arada bu sahnede Sadis huzurla Salih’in gogsune yattigi an ve oncesinde Salih’in huzursuzluğu gözümden kaçmadı. O da biliyordu bitececegini ve kendini birakamiyordu ) o uuzdenve öncesinde Salih’in Sadiş’ine kahvaltı hazırladığı sahne ❤❤ Saadettin bir günlüğüne Vartoluluktan izin alıp Salih oldu ve Sadiş’e kostu.

    • Merhaba Buke Hoşgeldin.

      Sultan’ın neden çok sevdiği tam bir efsane 🙂 Hani bir gün bir çocuğun başını okşadığını görseydik… (Aklıma hep mülteci bebeğe Cee-ee dediği sahne geliyor. :P) Mesela sadece oradaki mültecileri de kurtarın Yamaç deseydi? tek bir cümle…

      Yamaç’ın orada bulunmasını ‘babalığına zeval gelmesin’ olduğunu bir ben düşündüm zaten. Hatta Yamaç Babamız destekçilerinden kınama cezası bile aldım twitterda… Ama Yamaç’daki güç zehirlenmesini hisseden tek ben değilim neyse ki…

      • Buke Oguz

        Aman sen insanların dediğine bakma 😈 Tabi ki düşüncelerini istediğin gibi yazacaksın. Hepimiz bunu yapıyoruz zaten. ❤Amaç farklı fikirler paylaşmak değil mi zaten.

      • Gözde E.

        Ben de seni esefle kınıyorum 😛

        • benim gibi minnoş bir adminiii…

          • Gözde E.

            Yamaç’ıma laf yok :))

          • Rockınrolcu Yamaç her daim <3

          • Gözde E.

            Çukur’un babası olana kalp yok mu?

          • yok! ^^

  • SuperBirne

    Ellerine saglik, Asli!
    Off, “Berber Muhittin” sahnesinde nasil icim ciz etti anlatam 😕 Yamac’in icine Idris kacmis, babasinin oglu olmus.
    Ben de Salih-Yamac is birligi izleyecegiz diye bayagi sevinmistim, nitekim izledik de, ama disimizin kovugunu bile doldurmaya yetmedi izlediklerimiz. Neyse, artik catapat var diye seviniriz 😈

    Ben Sadis konusunda umutluyum. Salih’le 1 gün bile gecirmeye cesaret eden Sadis’in, zincirlerini kirmaya basladiginin mesajini verdiler bize bence.

    • Hoşgeldin Sevil 🙂

      Ne güzel Sadiş’den umudunu kesmeyen biri <3 (Ben onlardan değilim ne yazık ki?)

  • Züleyha

    Selam Aslı. Kalemine sağlık, okuması çok keyifli bir yazı olmuş. 🌼
    Yamaç’ın babalığı kaybetmemek amacıyla oraya geldiğini hiç düşünmemiştim. İlginç bir bakış açısı valla ama olabilir cümlelerini o gözle dinleyince hak verdim sana. Yamaç’ta hafiften koltuk sevdası mı başlıyor acaba.
    Aslında ben Nedret’i Saadet’e uyguladığı şiddet dışında çok haksız bulmuyorum. Sadece tepkisini zamansız ve ziyan olmuş gördüm. İlk başta çok olgun bir konuşma izleyip sonra bu intikam konusunu çıkarınca hepimiz “ne alaka şimdi” dedik evet ama bu tepkiyi ilk duyduğunda verseydi çok haklı olurdu bence. Celasun’dan ne farkı var da Celasun’un intikam hezeyanlarına hak verirken, Nedret neden eline silah alıp dikilmesin Vartolu’nun karşısına. Vartolu’ya dair hiçbir şey bilmiyor, onun iyi merhametli yanı hakkında hiç fikri yok, geçmişini bilmiyor bu durumda Vartolu’ya böyle nefret dolu olması bence çok normal. Da işte bize Nedret’i böyle göstermediler, çizilen profilin o kadar dışındaki bu yaptıkları. O yüzden çok eğreti kalıyor izlerken, güzel bir çatışmayı zziyan ettiler sırf action uğruna bence.

    • Hoş geldin Züleyha <3 Bence Yamaç koltuğu değil de gücü seviyor. Güç zehirlenmesi başladı bile. Bunda pek sevgili İdris Baba'nın da payı büyük…

      Ne güzel yazdın, Nedret bu düşünceler içindeyse bırak geçmişi daha geçen bölümlerdeki Emmi ile konuşması çok farklı olması gerekiyordu. İdris'in oğlu olunca dokunmayalım sadece Çukur'dan gitsin, Sadiş ile sevgili olunca (sevgili de denemez ya…) ölsün Vartolu…

  • Zeynep

    Asli uzun zamandır ugramiyordum noktasından virguluje kadar katıldığım bir yazı olmuş. Saadet yamac ve medet konusunda ben de ayni bu yerdeyim. Sadis salih askı en başta güzeldi ama hem saadetin sürekli olarak kendini ezdirmesi asla salihin arkasında durmaması vartolu ve salih beni bu aşktan soğuttu sadece salih kısmı ilgilendiriyor beni bu saatten sonra. Medetin ceyregi kadar sevse yeterdi aslında. Vartolu celasuna diyordu ya benim arkamda böyle kadın olsun dağları kaldırıp indiririm diye saadet ne yazık ki oyle birisi degil. Ben elvis lana gibi çift görmeyi tercih ederdim. Yamaca gelecek olursak kapı önündeki konuşmaları sonunda birisinin muhittine haddini bildirmesi cok hoşuma gitti ne de olsa mihriban sahnesinden beri kinliyim :)) ama onun kendi ‘babalığı’ sarsılmasın diye gittiğini düşünmemiştim. Vartoluyu istemeyen sen misin yoksa cukur mu yamaccigim :)) Neyse ben simdi bromance degil taht kavgası izlemeyi tercih ederim mutlu son adı üstünde sondur olursa hikayenin sonunda olur. Yamacla rekabet ve kardeşlik paralel gitmeli. Vartolunun medetle ve hatta selimle olan bromance’i yeter bana. Yamac da zaten yavaş yavaş kocovaliya dönüşüyor onların kibirini ve pişkinligini almasını istemiyorum.Onda en çok merhameti ve iyi niyeti sevmişken. Kapıdaki konuşmaları da bu yonden güzeldi karakterleri kendi hallerine getirmişler ezilen ile ezen dinamiği yoktu son iki bölümdeki gibi. Medeti harcarlar mi bilmiyorum sevilen bir karakter hem de vartolunun yanındaki tek insan tek ailesi denebilir. İdrise sultana ve nedrete girersem agzim bozulur. Sultana karmanın bir tır gibi çarpmasından memnunum ama artık paşa da cezasını çekmeli.
    Not: istanbullu gelinin fragmanını gördün mü aileye kabul oyle degil böyle olur der gibi göstermişler simdi degil ama sonra cukurda da oyle bir şey isterim :))

    • Zeynep hoşgeldin <3. Nasıl da bilir kendini, evet uzun zamandır uğramıyordun… Vartolu Karaca için demişti değil mi 'benim arkamda böyle kadın olsun dağları kaldırıp indiririm' diye. Sahi Celasun eve geldi, Karaca yoktu bu sefer. Sürekli bir çocuk kayboluyor zaten…

      İstanbullu gelin'i izlemiyorum ama koşarak fragmana baktım. Gerçekten de Adem resmi olarak Boran oluyor artık. Heyecan tavan yaptı. Böyle bir sahne izler miyiz?

      Bu arada eğer diziyi izliyorsan priceless.com daki testi çözsene İstanbullu gelin setinin misafiri olursun ve minnoş bloguma deneyimlerini yazarsın, ne güzel olur <3 (ben de çözdüm ama anne bilgisi ile 4/10 da kaldık :p)

  • DreamyTangerine

    Arascığımın da en bir tatliş pozunu koymuşsun, gözümden kaçmazzz… çok seviyorum, canım çocuk! 😻

    • Ben de seviyorum. Kendini zorlayacağı sinema projelerinde görmek istiyoruz kendisini <3

      • DreamyTangerine

        Hatta tiyatro neden olmasın? <3

    • Gözde E.

      Aras <3<3

  • DreamyTangerine

    Aslı ellerine sağlık zevkle okudum. Bölümü ben de severek izledim, 22 ve 23’e göre daha dolu bir bölümdü ki son iki bölümü de hiç sevmedim diyemem, onlar birer geçiş bölümüydü ve bu bölümle birlikte bu geçiş tamamlandı sanki; özetle Vartolu is back, badass than ever!!! 👊🏻👊🏻
    Ama herkes Sadiş’e pek bir yükleniyor İdris babasının bir sözü ile Salih’i bıraktı diye, bense bu kadar acele yargıya varmayalım diyorum. Herşeyden önce eve dönüş sahnesinin nasıl devam edeceğini henüz görmedik, umudum Saadet’in yolda İdris’e posta koyup onunla birlikte eve geri dönmemesi yönünde. 🙏🏻
    Sadiş ve Salih felekten sadece bir gün çaldılar kahpe felek de İdris Baba formunda kendisini talihsiz aşıklara hatırlartı ve gökyüzünden bir anda yere çaldı buncağızları. Gerçek dünyaya bu sert düşüşün de acısı çok olur tabii ki bunu da Vartolu’nun tiradında gördük. Saadet çok çaresiz kimsesiz bir kız ben kıyamıyorum ona, o da istemezdi o günün o şekilde bitmesini ama elinden başka bşr şey de gelmezdi, bu ülkede bu şekilde yaşayan yüzbinlerce kadın gibi, hayatı, kaderi hep başkalarının elinde şekillendirilen; kişiliksizleştirilmiş, eğitim hakkı verilmemiş, baskıcı ev hayatı dışında başka bir hayat görmemiş, hayattan ne istediğini ifade etmek şöyle dursun böyle bir hakkının olduğunun dahi farkında olmayan, hayatı kaderi başka erkeklerin ona “gel kızım, git kızım” demesi ile şekillenen yüzbinlerce kadından biri işte… Kaderini, hayatını elinde tutan adam geldi ve onu çekip aldı… Sadiş başka türlüsünü bilmiyor ki Salih ona gitme dediğinde gitmesin kalsın… Sonraki bölümde Koçovalı evine dönmeyip halasının evinde kalması bile kendi hayatını eline alması yönünde çok büyük bir adım olur Saadet için.

    • Ayla

      Sadis i cok güzel ifade etmissin iste Tr de binlerce kadinlardan biri. Ama ben böyle ezik kadinlari izlemekten keyif almiyorum. Düzene baskaldran,ne istedigini bilen ve bunun arkasinda durabilen kadini izlemeyi seviyorum.Nedret bir ara Sultan a baskaldirmasiyla, gögsüne taktigi broşu cikarmamasiyla gönlümü fet etmisti ama gerisi gelmedi. Bu haftaki hareketleriylede izlemekten keyif almadigim karekterlerin en basini cekti…

      • Nedret’e de yazık aslında… İdris Koçovalı’nın evinde Kahraman’ın karısı olmaktan çok daha zor Kahraman’ın dul eşi olmak…

      • Gözde E.

        Nedret’in Saadet’e yaptıklarına ben de kızıyorum ama Vartolu’yu vurmak istemesi falan, orda söyledikleri yerindeydi.

    • Hoşgeldiniz efeniim… Umut fakirin ekmeği misali… Sadiş o arabadan iner mi? İlahi… İnmez inmesine de bir kez daha Sultan’ın hükümündarlığı altına nasıl girecek? El ayak mı öpecek? O kadar laf yine yenilip yutulacak mı? Hala (ki o da bakıma muhtaç gibi, üstelik minnoş bir yaşlı teyzecik) tek çözüm…

      Saadet tasvirine yürekten bir kalp. Kafamızı nereye çevirsek kaderi başkalarının elinde şekillendirilen kadınlara rastlamıyor muyuz…

    • Gözde E.

      Saadet’i çok güzel anlatmışsın gerçekten. Ama ben maalesef eve döneceğini düşünüyorum… Yine de sakat Sultan Ana’sına kıyamaz O…

  • Ayla

    Merhaba Asli dolu dolu yorumlamissin bölümü ne güzel,bölümü sevmen nasilda yazilara yansiyor.
    Ben Vartolu yu Salih i tanidiktan sonra sevdim kabullendim. Simdi kolye ile birlikte Salih i de icinden cikarmasini icim CIZZ ederek izledim.
    Acikcasi ben Vartolu nun Yamac la beraber yan yana iki kardesi izlemek isterdim,simdi birbirlerinin karsisinda olacaklar.
    Icerde dizisinde hep iki kardesi yan yana izlemeyi özledik,hadi ögrenin kardes oldugunuzu diye isyan ettik. Ama o kardesligi son birkac bölümde anca izliyebildik.
    Galiba ondan dolayi ben bu dizide “bromance” bir iliskiye özlem duydum.

    Sadis aynen seytan a gitti diye simdi vicdan yapsin ve Sultan a hizmetinde kusur yapmasin. Sultan artik eskisinden daha cok emirler verir Saadet masayi kur,kaldir,corba yap,beni yika,beni WC götür…
    Tamam o kisa piknik sahnesini izlemek hostu,eski türk filmleri nostalji tadi hissettim ama hepsi bu. Hala Sadis i oynayan oyuncuyu Erkan in yanina yakistirmiyorum.
    Sadis Salih in yaninda onun Vartolu halini kabul edip kalmayi basardiginda belki sevebilirim. Cünkü sevgi bunu gerektiriyor,kosulsuz sevebilmek,hem Saadet “güya” sevdigi adamin yaninda kalsa Salih in kaybolmamasina köprü olurdu…

    Nedreti de güzel ifade etmissin Asli. Kimse kusura bakmasin ben dizi basladigindan beri Nedret i kocasina sevdali biri olarak görmedim. Kahraman gidince evet o konak a tamamen kisildi kaldi. Kimbilir koca hayattayken belki ailece cikip geziyorlardi,Kahraman ona silah kullanmayi ögretiyordu,belki bir Lunaparka bir mekana gidip yemek yiyorlardi… Cünkü Kahraman i cok kisa süre tanidik ama en azindan ailesine Selim in karisi ve cocuklarina karsi ilgisinden cok daha fazlasini tasidigi izlemini bende birakmisti.

    Siz Elvis ve Baykal seven izliyeciler keske keske diye diye birgün bu ikisinide geri getirtceksiniz bir türlü ona yanarim:((

    • Ayla hoş geldin <3. Gerçekten de çok sevdim bölümü. Özlemişim Vartolu'yu…

      İkimizde içerde'de istediğimiz sahneleri izleyemeyen hevesi kursağımızda kalmış izleyiciler olarak VarYam (twitterda böyle diyorlar) da bromance bekledik. Bence artık çok zor, ne dersin?

      Baykal için bir şey diyemem ama Elvis çabuk gitti be Ayla'cım… Dirilir mi acaba?

    • Gözde E.

      Baykal geri gelmesin ıyk mezarına toprak atarım gidip ama Elvis dönerse hayır demem 🙂

  • Eda Nurcin

    Aslıcım <3 Eline sağlık. Şöyle bir düşüncem var Salih İdrisle yüzleşti, ona çocukluğunun en acı anlarını anlattı. Ama Yamaç bunları hiç bilmiyor. Bence kesinlikle öğrenmeli. Hani dediğin o karşı karşıya kaldıkları sahne var ya her şeyin başlangıcına dönmekle ilgili konuştukları, ahh keşke dönseler de yaldır yaldır konuşssalar her şeyi.. 🙁

    • Çok ağlarım 😢

      • DreamyTangerine

        Sen miii ben miii? Düşününce bile 😭😭😭

    • DreamyTangerine

      Ayy şimdi bunu diyecektim Eda evet Yamaç daha bilmiyor o hikayeyi ah bir öğrense… 😪

    • Gözde E.

      Yamaç öğrensin ama bu defa dakikalarca sürmesin o sahneler dramdan içim şişmişti… 🙁 Ama Yamaç karşısında duygulanıp ağlasın bunu görmek isterim.

  • Shiro Yuu

    Merhaba 🙂 Öncelikle yazılarınızı hep takip edip, her hafta severek okuyorum. Yine içimden geçenleri yazmışsınız. Bu hafta benimde yorum yapasım geldi. Çukur 5. bölümden itibaren yavaş yavaş gözümde yükselen bir Vartolu ve gittikçe alçalıp çukurlaşan bir Koçavalı ailesi var. En tahammül edemediğim şey pişkinliktir. Her konuda bu kötü ailenin parmağı var , her haltı yiyip sonunda yine onlar haklı çıkıyo. Çok sinir bozucu. Yine mutluluğu çok gördüler Salih’e :(( Çok üzüldüm, Hayır babası olucak adamdan zaten medet ummuyodum ama bari sevdiği kadın arkasında dursaydı. Vartolu gerçekten aşık ama Saadet.. Onun ki sevgi aşk filan değil. Çok ucuz bir şey. İnsan Haklı olan sevdiğinin yanında durur, zaten hayattan hergün tekme yiyo bari sen yapmasaydın Sadiş. Artık sevmesin o Salih, onun adını söylemeyi bile haketmiyo aptal kadın.. Gelelim İdris’e mafya benzeri dizilerde izlediğim en balon karakter. Senarist İdris karakterini yazmayı hiç becerememiş yani bir karakter nasıl böyle boş olabilir. Yanlış hatırlamıyosam 12. bölümde sultanla Paşa konuşurken eğer İdris bizim yaptığımızı öğrenirse ikimizi de vurur asla affetmez demişti. Ey senarist madem böyle bir replik yazıyorsun karakteri bu kadar ucuzlaştırıp adamı 2 bölümde o iki şeytanla can ciğer yapmasaydın ki bizde vay be İdris gerçekten esaslı adammış deseydik. Ya bi karını suçla, kardeşim dediğin adama hesap sor, yine faturayı Salihe kesti pis bıyıklı.Sen kahramanın hesabını Vartoluya sormaya haklısın ama Salihin hesabını da o ikisine sormalıydın böyle geçiştirilmemeliydi. İdris bu bölümden sonra benim için tamamen bitmiştir. Az biraz umudum vardı o da gitti. Her karaktere burda sayfalarca eleştiri yapardım ama hepsi aynı halt değmez. Kısaca her haltı biz yiyelim, ama suçlu Vartolu olsun. Mahalledekiler de ayrı aptal hepiniz fakir fakir yaşayın, bazılarınız açlık çeksin Koçavalılar saray gibi evinde oturup her şeyi sizin sırtınızdan kazanıp artıklarını dağıtsınlar. Sonra vay anam vay babam. Gerçekten çok komik. Mahalleliye her şey müstehak. Neyse gönül rahatlığıyla Vartolunun Çukur da taş üstünde taş bırakmadığı sahneleri izlemek istiyorum. Yok et Vartolu hakettiler. Bütün Koçavalıların mors olduğunu seyretmek için sabırsızlanıyorum. Umarım senarist bundan sonra güzel bir kurguyla devam eder de tekrardan zevkle seyretmeye başlarız. Şunu da eklemeden geçemicem Dilan çiçek berbat bir oyuncu. Hem oynadığı karakter hemde oynayan oyuncu dan dolayı ekranda büyük bir görsel kirlilik var.

    • Merhaba, hoşgeldiniz ve çook mutlu ettiniz 🎈 Hep gelin 💕

      Idris ve Sultan’i izledikce ne Yamaç ne de Selim’e davranışları ve sözleri yüzünden kızmamak lazım, böyle ebeveynlere böyle evlatlar… Kendininkinden baska cocuklara baba/ana olmaya çalışan insanlar…

      Ne güzel hatırlattiniz, çocuğun varlığını öğrendiklerinde iki kafadarin paçalari tutuştu, hakkini yemeyelim İdris de esti gürledi… Ama sabun köpüğü gibi… Puff… En çok izlemek istediğim vartolu – Sultan hesaplaşmasi da Sultan’ın mağdurlugu nedeniyle olmayacak besbelli, kaldı ki olsa bile Sultan zerre vicdanı sorumluluk taşımadigi için keyif vermez sahne…

      Artık Sadiş’in aklını karıştırmadigi bir Saadettin izleyeceğiz bak bu çok keyifli işte 💜💜💜

      Aslında Dilan Aras’la güzel paslasiyordu ilk bölümlerde, bu nedenle sahneleri (ama sadece onunla olanlar) gözüme batmiyordu. Yaz tatilini eğitime ayirmasini da takdir ettim hep ama yamac- dilan sahneleri azaldığı gibi, diğerlerinde de oyunculuk anlaminda hiç bir ilerleme yok 😤 Ama kızın hikayesi de ilerleyemiyor zaten. 😈

      • Shiro Yuu

        Tekrardan Hoşgeldim 🙂 Kusura bakmayın çok geç cevap verebildim, yazılarınızı her hafta merakla bekliyorum bu hafta sohbete ortak olduğum için çok sevindim. Çukur severleri bir arada görmek ve benzer düşünmek çok güzel :))

    • Ayla

      Selam sizin yorumunuzu da suratimda kocaman bir gülümseme ile okudum Kocovalilara gicik olman,Salih i sevmen ve en güzeli hic süslü laflara gerek duymadan Dilan Cicek icin berbat oyuncu diyebilme cesareti gösterebilmen. Görsel kirliligi mesela ikinci sezon Sena yi yok etmekle temizleyebilirlerdi…
      Saadet konusunda da hemfikiriz insan hakli olduguna inandigi sevdiginin yanida olur uzaginda degil! Kimse kusura bakmasin Salih sevdasini bana inandirabiliyor ama Saadet degil.
      Bu arada bilmiyorum Eda nin yazilarinida takip ediyormusunuz sizi orayada bekleriz,profiline tikla neresi oldugunu anlarsin.
      (Asli senden yorumcu calip diger yere transfer cabam:)) )

      • Transfer mi cıks cıks cıks, çok ayıp ^^ ama @edanurcin:disqus nın yazısına davete itirazım olmaz. Admin tatlış, sohbet keyifli… Mutlaka uğrayın @shiroyuu:disqus

        (bu mentionlar çalışıyor mu acaba?)

      • Shiro Yuu

        Selam 🙂 Benzer düşündüğümüz için çok sevindim Saadet tam anlamıyla hayal kırıklığı. Üzücü aslında Salihle aşkları çok güzel başlamıştı. Çok naif ve duygusaldı. Geldiği nokta hayret verici.Gerçi ne yalan söylüyim Sadişi oynsysn kişi çok donuk duygu geçiremiyo bana sanki Vartolu duvara karşı oynuyo. Bu yüzden gözümde Sadiş çok sahte. Hayır bir de Koçavalılara bağımlı olmak zorunda değil ki tamam babası ölmüş ama bir bölümde galiba Senaya annesi ve erkek kardeşlerinden bahsetmişti. Babası öldükten sonra memlekete dönmüşlerdi öyle söylemişti. Yani gidicek bir yeri de var. Kimsesiz değil ve bu bölüm gördük ki halası da varmış. Kendisini hizmetçi ,besleme yerine koyan insanlara nasıl dayanabilir anlamıyorum. Gerçi Çukurun en büyük sorunu kadınları baştan sona erkek sözünden çıkmayan ezik olarak yazmaları beni çok rahatsız ediyo. Güçlü diye gözümüze soktukları bir Sultan var ama onunda tek numarası kocasının soyadı. Toptan gitseler ya diziden ne güzel olur 🙂
        Bu arada Eda Hanımın da yazılarını okuyorum ranini tv de 🙂 Onu da severek takip ediyorum.

        • Gözde E.

          Merhaba. Ranini’de sadece okumakla kalmayın, yorum yapın, yorumlara katılın, çok keyif alacaksınız 🙂

    • Ayla

      Bu arada Idris hakkinda yazdiklariniz da cok dogru,Idris karekteri benim icin cok büyük hayel kirikligi oldu cok….

    • Gözde E.

      Sena ve Saadet’i seviyorum ben sizin aksinize. Sena için asıl sorun oyunculuğundan ziyade senaryodan kaynaklı bence, karaktere hakettiğinden az sahne yazılıyor, yazılanlar geçiştirme oluyor. Sadiş’teki donukluğu da karakteriyle uyumlu buluyorum ben.