ÇUKUR – O Şimdi Bir Melek

İlk bölümden beri bu blogda her hafta Çukur bölüm yazıları yer alıyor. Şöyle bir göz attım da kapak fotoğrafı ya Yamaç Koçovalı olmuş ya Vartolu Saadettin / Salih.  Özel bir yazıda İdris Koçovalı var ama genellemeye dahil olamaz. Ama bu bölüm ne Yamaç ne de hikayesi zedelenmiş Salih, bu bölümün hakkı kapak fotoğrafında Akşın’a yer vermek olmalı…

Akşın’nın vedası ağlattı. Erken, üstelik hikayesini eksik bırakarak gitti… ‘Keşke’lerimden biridir Salih ile bir araya gelmemesi. İntikam adına bir adım atmamasını güçlü olmaması – ki öyleydi gerçekten, ile açıklasa da, intikam için değil ama yüzleşme için birlikte bir sahneleri olsun isterdim. Medet ile olan yeterli gelmedi. (O da en az ölümü kadar ağlatmıştı) Akşın tüm Çukur aleminin en masumuydu. Karakteri öyle duru bir karakterdi ki bunda İlayda Alişan’ın da karaktere kattığı tavır yadsınamaz. Yolun açık olsun Akkız…

 
   
 

 

 

 

 

Bir önceki bölüm yazısında Akşın’ın kaçırılışından bahsederken sonunun ölüm olacağına zerre ihtimal vermemiş hatta gözümden kalpler çıkarak ship bile yapmışım. Komik…

Finalde Akşın’ın Yücel tarafından kaçırılışını izledik… 5 bölümde bir kaçırılma olmazsa dizi matematiği bozulur diye düşünüyorsa yazar, yeni bir kaçırılma krizi ile başbaşa bıraktı bizi… Bakalım Mahsun – Sena arasında izlemeye alıştığımız, kaçıran / kaçırılan arasındaki duygu geçişleri sevgiye aç Akşın ile Yücel arasında da olacak mı? ^^

 

Ben shipleye durayım adam canını aldı Akşın’ın. Ve bu ölümle Kahraman Koçovalı’nın  tüm soyu intikam uğruna kurudu. Ve kimden intikam almak için İdris Koçovalı’dan… Ah İdris Baba, sana ne diyelim…

 

 

Akşın’ın ardından en çok Cumali’nin acısını hissedebildim. Celasun’un “çok güzel kanatları var, uçurtmaları da tutar artık.” demesi – o uçurtmaların sonunun bir hiç olduğunu bildiğimden belki, pek de samimi gelmedi. Ağladı ama ağlatmadı.

 

 

Bu ölümde Cumali’ye destek Yıldız’dan değil Damla’dan geldi. Damla babasının tüm bu ölümlerdeki payını öğrendiği andaki tavrını çok merak ediyorum doğrusu… Ve eklemek isterim ki Damla Sultan Hanım’ın prangalarına boyun eğecek bir kadın değil, hele Sadiş gibi ‘Ohh olsun sen de yedin azarı oturdun’ diye gülünecek biri hiç değil.  Diyelim ki Sultan bir kayıp daha vermekten korktu da ondan çıkıştı, peki ya Sadiş’in tavrı neyin kafası?

 

 

Sultan’ın tüm bu karabasanın ailenin başına çökmesinin nedeninin  İdris olduğunu öğrenmesi boşuna değil. Sezon sonu için tam içime sinecek bir önerim var sayın Horzum. Sultan İdris’i öldürsün. Silah kullanabildiğini de gördük, ıskalamaz da… Üzülür müyüm? Elbette ki hayır. Ne İdris’i ne de kurduğu -sözde- Çukur ortamını sevemedim.

 

 
   
 

 

‘Ölümün neresi beğenilir’ demeyin; dizi bu, gerçekle karıştırmamak lazım. Akşın’ın ölümünden sonra –  tabii ki kapı kapı melek işareti nerede diye aramalarındaki mantıksızlığa, teknolojiyi kullanmamalarına takılmıyoruz,  bölüm içinde en beğendiğim konu Yücel’in taa çocuk yaşında intikam için İdris’i takip etmesi ve Karakuzu kavramına bağlanan akış idi. Çocukluktan gelen bir plan olması intikam istediğinin bunca yıl hep diri olduğunun bir kanıtı. Belirtmek isterim ki; Yücel’in Karakuzular’ı çeteden kardeşliğe dönüşümü önermesi konusu da, karakuzu işaretinin ortaya çıkması da çok güzel bağlanmış hikayeye… Böyle detaylara girilmesini seviyorum.  Ama ne oldu da bu intikam isteği İdris’ten Yamaç’a evrildi, bu henüz ipucu bile bulamadığımız bir konu. Neden Kahraman değil, Cumali değil, Selim değil de Yamaç?

 

Cumali bize tanıtılan Cumali’ye dönüş yaptı bu bölüm. Adaletini kendi dağıttı. Nereye kadar mahallenin minnoş abisi olacaktı değil mi? İşte beklenen sahneler…

 

Leydis and centılmınılar! (Vartolu is back) Onun deyimi ile ‘Efsane geri mi dönüyordu yoksa?’  Döndü vallahi… Bir şeyleri düzeltmeye çalışırken daha büyük belalara bulaşacaktı ama olsun. İtiraf edeyim Vartolu – Medet sahnelerinden çok Vartolu – Timsah sahnelerini sevmeye başladım. Gerçi timsaha bir gıdım Azer korkusu yetti. Bir daha ortaya çıkar mı bilmem. Peki ya Sadiş’in Salih’i içi buruk yolcu etmesi bir işaret mi? Ona vedamız da Azer’in elinden mi olacak? Yok canım, yan karakterin elinden bir ölüm ona yakışmaz! Olmaz, olmamalı!

Ve yazmaktan bıkmayacağım bir konu daha var: Ya Salih’in hikayesini ana hikayeye bağlayın yada adamı özgür bırakın sayın Horzum. Lütfen…

 

 
   
 

 

 

Mantık hataları aramıyoruz elbette bu alışkanlığımızı da çok önce bıraktık. Yoksa zaman akışında gündüz gözüyle Akşın kaçırılırken Salih’in mekan basmasına da takılırdık, yoksa Yücel’in Aliço’nun ikinci notu ne zaman bulacağında dair nokta atışı tahminine de…

Ve Yücel elbette ölmeyecek. Nasıl olacak bilemem ama umarım bir anda ayaklanıp Aliço’nın canını almaz. Gelecek bölümde de Aliço için ağlamak istemiyorum. Vallahi mantık falan aramam, ister Yamaç iki dam arası uçsun, ister Aliço ultrasonik güçleri ile Yücel’in gözünü açtığını görsün fark etmez. Yeter ki Aliçom’a bir şey olmasın.

 

Yazıyı  Akkız’a tam bir veda için  babamın oğlu  ‘nun hazırladığı video ile bitirelim. Babasının sesinden…

 

 

Tweetleriyle yazımı renklendiren  küb   , ,,,aley,,, , drmytngrn ve  babamın oğlu  ‘a teşekkürler…

 

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  İzledim / Çukur  kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Nur

    Koçovalı köşkünde son durum.

    Büyük Baba İdris ve Büyük Anne Sultan:
    Resmiyette evliler. Aynı odada kalıyorlar. Büyük Anne, gelini ve torununun öldürülmesinin baş müsebbinin eşi ve eşinin eski(?)sevgilisi olduğunu öğrendi.
    Eşinden nefret etmeye başlamış olabilir.

    Cumali ve Damla:
    Resmiyette evli değiller. Aynı odada kalarak evdekileri aldatıyorlar. Damla köşkten babasına laf taşıyor.

    Selim ve Ayşe:
    Boşanmış, eski çiftler. Odaları ayrı. Ayşe’nin köşkte kalmayı neden kabul ettiği belirsiz.

    Salih ve Saadet (İdris bebe)
    Resmiyette evliler ama köşkte birlikte kalamıyorlar. Köşke sadece özel anlarda adım atan Salih’in nerde kaldığı belirsiz. Salih’in, varlığının rahatsızlık yarattığı köşkte karısı ve bebeğini güvenlik gerekçesiyle bırakması ayrı muamma zira geçmişten bu yana köşk, düşmanların hedef tahtası.

    Yamaç
    Eşini kaybettikten sonra odalarında uyuyamadı.

    Celasun:
    Eşini kaybettikten sonra köşkteki akıbeti meçhul. Eşi hayattayken kuzeni ile yasak ilişkiye açılan kapı halen aralık.

    Karaca:
    Ölen kuzeninin kocasına zaafı vardı, belki halen de var?
    ➖➖➖
    Koçovalılar, aile vasfını yitirmiş durumdalar. Bir bayram sabahı sofraya hep beraber yalansız, riyasız oturacak durumda değiller. Acılarını paylaşamıyor, beraberce yas tutamıyor, ortak çözüm arayıp ortak akla ulaşamıyorlar. Bir çatı altında darmadağın, aile görüntüsü veren bireyler. Bu durumun sürdürebilirliği yok.

  • Nur

    Bölümde Karakuzular’ın geçmişine inilmesi bu konudaki yaramı depreştirdi.

    Çeto’nun Yücel’i bulduğu zamanlardaki halini canlandıran çocuk oyuncuyu çok seviyorum. Çeto’nun; mert, gözü pek, korumacı, paylaşımcı, sevecen yönlerini o kadar güzel aksettiriyor ki, ses tonu, bakışları, mimikleri.. Karakuzular, Çeto, Mahsun içimde kanayan bir yara. Başlıbaşına bir dizi olacak alt yapıları vardı. Felsefeleri vardı. Çeto’nun Organ Ticaretine bulaşması hem kişiliğine ve değerlerine aykırıydı. Mahsun’la aralarında çıkacak aykırılık başka türlü temellendirilmeliydi. Gökhan Hoca’nın Karakuzular’ı ayrı bir dizi olarak yazması gibi bir hayalim var. Çukur’un senaryo danışmanlığını yapmaya devam etsin ama Karakuzular’ı ayrı bir dizi olarak bizzat yazsın istiyorum. Bu içerik harcanacak bir şey değil. Burdan yetkililere sesleniyorum. Sesimi duyun. Bıktık birbirinin kopyesi içeriklerden, intikam motivasyonundan, sonu gelmeyen üçgen-beşgen++’lerdan. Karakuzular özgün, benzeri daha önce yapılmadı.. Çeto’nun organ ticaretini Yücel’e, Baykal’a falan bağlayın. Çeto’cum organ çalıyordu, kalbimi çaldı:( Kavuşturun beni onunla ve de Mahsun’umla. Hı hı..

    • ben de Vartolu spinoff istiyorum

      • Nur

        Vartolu benim için geri dönüşümsüz bitti.. Bazı karakterleri zihnimde revize edebiliyorum. Her bir bölümü 2 saati aşan haftalık dizide karakterler deforme edilmeden akış yaratılması imkansız diye bir çok şeyi kendimce yok sayıp direnç gösterebiliyorum ama Vartolu 1.sezon da dahil nerdeyse 40 bölümdür sürekli deforme edildi ve direncim kayboldu. Spin Off çekilse izlemem, o derece yani. Karakuzular/Çeto/Mahsun bu denli deforme olmadan bitirildikleri için içimde müthiş izleme isteği var. Durup durup aklıma Çeto’nun bankı geliyor, Ayşe’ye yolladığı beyaz güller, O uyurken geldiği ve göremediği için Ayşe için söylediği türkü ‘Yar gelmiş, görmemişem’.. Ve daha bir çok sahne.. Umarım Ay Yapım ondaki potansiyeli görür ve değerlendirir. Azcık yeteneğim olsa Gökhan Hoca’nın asistanı olmayı ve Karakuzular’ı yazarken yardım etmeyi isterdim:)

        • Sivas Li

          Daha iyisinide yazarsin.Mahsun nun annesine ne oldu ben orayi kacirdim

          • Nur

            Teşekkür ederim:) Mahsun’un annesine ne olduğu gösterilmedi izleyicilerin algısına bırakıldı. Ben öldüğünü varsayıyorum. Kalp hastalığı vardı.. Bilemiyorum tabi.

  • Nur

    Yücel, masum bir kadın olan annesi Melek’in intikamını yine masum kadınlar üzerinden alıyor. Annesi gözleri önünde denize atlayıp boğularak intihar etti. Sena, Yamaç’ın gözleri önünde boğularak öldü. Yücel annesi Melek’in hayata veda ettiği yere Akşın’ı bir melek gibi bıraktı. Zihninde bir patern oluşturmuş, hasta bir zihin olduğunu düşününce anlamaya çalışmak zor, bir sonraki kurbanını tahmin etmek de zor ancak bir sonraki kurbanın Aliço olduğunu hiç sanmıyorum. Aliço’yu babasından hatıra yüzüğü geri almak için kullanması daha olası. Tahminim; Yücel’in bir sonraki kurbanı Koçovalı bir erkek olacaktır, zira Koçovalı kadınlar üzerinden annesinin intikamını aldı, sırada babasının intikamı var. Onu da erkekler üzerinden alacaktır. Kadınları, erkekler acı çeksin diye öldürdüğünü sanıyordum ama Akşın’ın ölümüyle bu düşünceden uzaklaştım. Edip pavyonda İdris tarafından bıçakla yaralandı sonra silahla vuruldu. Bir sonraki ölüm İdris’i Gül pavyona çekip silahla öldürmek olabilir. İdris’i Sultan’ın öldürmesi olası. Yücel; Meliha, İdris ve Sultan’ı bir tuzakla pavyona çekebilir? Yücel, babasının cesedini bagajdan çıkan ayaklarından görmüştü. Bu görüntü zihnine kazınmış olmalı. Koçovalı İdris’in sonunu böyle göreceğimizi sanıyorum, en azından Yücel’in bu görüntüyü Koçovalı Kardeşlere yaşatmak için uğraşacağını tahmin ediyorum.

    Koçovalı Kardeşlerden birileri veya kadınları ölecekse Yücel’in elinden olmaz (?) Yücel, İdris’e yoğunlaşacaktır. İdris haricindekilerden biri ya da bir kısmı için Azer Kurtuluş geliyor.

    Azer Kurtuluş konusu henüz çok taze ama seçilen oyuncu kesin galiba, Cihangir Ceyhan. Hiç izlemedim ama SM’de yankılanmasına bakınca gümbür gümbür geliyor diyebilirim. SM’de karakter adına fan hesapları şimdiden açılmaya başlandı. Ben de merakla bekliyorum. Çeto’dan sonra bariz bir ‘Villian’ boşluğu vardı. Yücel, geç kalınmasa bu boşluğu doldururdu, Tansu Biçer’in potansiyelini kullanmakta maalesef geç kalındı, yapacak bir şey yok artık.

    Azer Kurtuluş için heyecanlıyım. Karaca ile ship bile yaptım:) Ay hadi inşallah:)
    Eminim Toygar Işıklı güzel bir müzik yapmıştır yaz tatilinde sahneleri açar bol bol izleriz. Toygar Işıklı haricinde de güzel şarkılar/türküler seçilirse harika olur. Azer’in tanıtımını dört gözle bekliyorum.

    • Benim Cihangir Ceyhan kim hiç fikrim yok

      • Nur

        01 isimli bir dizide oynuyormuş. Dizi sanırım blu tv’de. Blu TV üyeliğim olmadığı için hiç izlemedim. O dizide geçen sezon ölmüş. Fanlarının Çukur sayfasında yaptığı yorumlardan biliyorum bunları. Çukur’un 1.sezonundan beri fanları onu istiyordu ve baya da kalabalıklar. 01’de uyuşturucuya karşı mücadele veren biriymiş şimdi uyuşturucu baronu olarak Çukur’a gelmesi çok ilginç aslında. Bu hususta karanlık bir nokta var gibi.

        Her halükarda sezon finaline taşıyacak karakter olacağı kesin. Akın’ı son 4’te görürüz sanıyordum Azer geldi. Pazartesi bölümde biraz fikir ediniriz.

  • Nur

    Merhaba Aslı. Ellerine sağlık.

    Bölümü beğendim, izlerken sıkılmadım, geçmişin yavaş yavaş toparlanmaya başlanması hoşuma gitti.

    Akşın’ın ölümüne üzüldüm. TV’de yayın esnasında beklediğim etkiyi vermedi. Biraz oldu bitti havasındaydı. Sonrasında Sena’nın toprağı henüz kurumamış mezarının yanında aynen onun gibi yazma bağlanmış işaret tahtası ve toprağın üzerinde çiçekler.. ikisini yan yana öyle görmek içimi burktu. İyi ki bu bir dizi diye düşündüm. Gencecik, iki kadına işlemedikleri suçların bedeli ödetildi, hem de bedel ödemesi gerekenler hayattayken.

    Akşın’ın ölümünün estetize edilmesiyle ilgili tartışmalı yorumlar okudum, yorumcuların bir kısmı seri katillere övgü olarak nitelemişti tartışmalara esastan karşıyım zira Yücel, seri katil değil bence. Yücel de Çukur’daki herkes gibi o evrendeki olağan yaşamın içinde düz bir katil. Sena ve Akşın onun spesifik motivasyonunun kurbanlarıydı. Motivasyonunun ne olduğunu biliyoruz ama neden asıl müsebbibler hayattayken onları değil de onların yakını masum kadınları seçtiğini bilmiyoruz. Akşın için bu konu biraz aydınlatıldı. Yücel’in annesinin ismi Melek’miş. Akşın’ı Yücel’in hedefine sokan ise Aliço. Çatıda, Koçovalılar’ı anlatırken sıra Akşın’a geldiğinde İdris Baba’nın taklidiyle Akşın’ın “Koçovalılar’ın meleği”olduğunu ifade etmesi Yücel’i tetikliyor. İdris, Yücel’in meleği yani annesinin ölümüne neden oldu Yücel de onun meleğini yani Akşın’ı kendi meleğini kaybettiği yere bıraktı.. Yücel, Akşın’ı annesi ile özdeşleştirdi, o yere kanatları Yücel çizmiş olmalı diye düşündüm (dizi evreninde) Akşın’ı kendi annesine ruhunda layık gördüğü şekilde sonsuza uğurladı. Fiziksel acı çektirmedi. Hatta Akşın’a verilen ilacı dahi Remzi hazırlamış ve vermişti. İlaç verildikten sonra Remzi’nin çağırmasıyla odaya girdi (açılmış ilaç kutusu ve ampuller masanın üzerindeydi) Akşın’ın ölümü Yücel’in değil Remzi’nin elinden gerçekleşti Yücel, Akşın’ı annesine gösterebileceği hassasiyetle uğurladı. Üzerindeki giysileri değiştirmesi, ak, temiz, güzel giysiler giydirmesi, makyajsız Akşın’a güzel bir makyaj yapması, kucağında hassasiyetle kanatların arasına bırakması, katlanan eteği yine hassasiyetle örtmesi.. tüm bunlar annesine yapamadığı vedayı Akşın üzerinde yansıtmasıydı. Sanatsaldı, estetiği vardı, derinliği vardı. Hüzünlüydü. Ve Akkız aramızdan yaşadığı güzellikle ayrıldı.

    • Sivas Li

      Slm Nur yorumunu cok begendim ne kadar güzel yazmisin siir gibi

      • Nur

        Çok teşekkür ederim.

    • Evet Sena’dan daha farklıydı Akkız’ın vedası. Salt can almak üzerine değil, üzerinde titizlenmiş, bir veda tadında…

      Çok da güzel betimlemişsin…

  • Sevgili okuyucu, çok kısa zamanda karalandı yukarıdaki yazı. Kelime hataları, cümle düşüklükleri için affola. Bir ara okuyup (itiraf ediyorum, okumadım ^^) düzeltirim.