Kördüğüm – Kaan’ın Dramı

Önce çayırda serbest gezinen bir tavuğun yakalanıp soframıza gelme aşamasına kadar başına gelenleri düşünelim, sonra Kördüğüm’de geride bıraktığımız bölümlerde (bir tam sezon + iki bölüm) henüz beş yaşındaki Kaan’ın başına gelenlere göz atalım;

Kaan, sevgi dolu annesiyle mutlu hayatını sürdüren bir çocuk olarak başladı Kördüğüm’deki macerasına…

 
   
 

Annesi bir gece aniden yok oldu, ne olduğunu anlamadan geceyi karakolda geçirdi. Polisler tarafından birinci derece yakını da olsa daha önce tanışmadığı dedesine teslim edildi. Dedesinin evinde annesini beklerken yemeden içmeden kesildi, kanepede uykularına kâbuslar eşlik etti.

Annesini bulmak umuduyla birlikte yaşadıkları eve gitti ama o evde ‘ölüm’ kavramıyla tanıştı. Önce Japon balığının ardından da annesinin öldüğünü öğrendi.

Babasının Ali Nejat olduğu DNA testiyle tespit edildi. Artık kanunen babasıyla yaşayacaktı ama dedesi torununu teslim etmek istemediği için onu kaçırmaya yeltendi. Bu sırada kayboldu, terk edilmiş tren raylarında bir meczupla oynarken bulundu.

Akvaryum gibi bir evde babasıyla yaşamaya başladı.

Babasının işte olduğu zamanları babasının büyüdüğü evde sevimsiz bir dede ve ona yıllar önce trafik kazasında ölen oğlu Barış’ın ismiyle seslenen hafif kaçık halasıyla geçirmek zorunda kaldı. Dönem dönem babasıyla işe gitti sekreterlerle resim çizdi ama çoğunlukla köşke hizmetlilerle kek yaptı, şoförle bahçede futbol oynadı. Babasıyla pek zaman geçir(e)medi.

Bir gece köşkte yatıya kaldı, uykuda yürüdü ve bahçedeki havuza düştü. Boğuluyordu, halası kurtardı. Halasının aracı olmasıyla okula başladı, okul macerası sadece bir gün sürdü.

Babasının sürpriziyle kendi yatağına kavuştu ama annesiyle yaşadığı iki odalı evde kendine ait bir odası varken, dev baba evinde yatağıyla babasının yatak odasına sığındı.

Babasının dedesiyle konuşmasına şahit oldu, onu istemediğini zannetti, evden kaçarken halası tarafından bulundu. Elektriği olmayan kır evine gittiler, psikolojik yıkım içinde olan halası oğluyla ilgili halüsinasyonlar görünce, ondan korkarak evden kaçtı. Tüm geceyi yağmur altında dışarıda geçirdi, köylü tarafından bulundu, köşke geri döndü.

Başı her sıkıştığında annesinin hastalığında tanıştığı Doktor Naz’ın evine sığındı, Naz’la babasından daha fazla zaman geçirmeye başladı. Naz’la birlikte gezmeye giderken kaçırıldılar, bir kulübeye kapatıldılar. Polisler ve babası kurtarmaya geldi. Silahlı çatışma oldu, herhangi bir yara almadan kurtuldu.

Babasının arkadaşı Murat’ın elemanlarını dövdüğüne şahit oldu.

Babasıyla Naz evlenmeye karar verdi ve ailecek yurt dışında yaşayamaya karar verdiklerini açıkladılar. Annesini mezarda da olsa geride bırakacağına çok üzüldü, ağladı.

Halasının intihara teşebbüs ettiğine şahit oldu.

Ona da ‘anne’ diyebilmek için mezarlık ziyaretinde annesinden izin istediği Naz öldürüldü, gecikmeli de olsa öldüğünü öğrendi. Cenazesine katıldı, cemaatle birlikte cenaze namazı bile kıldı.

Cenazesi sırasında babası polisler tarafından cinayet zanlısı olarak gözaltına alındı. Babasının serbest bırakılmasını beklerken gözaltı süresinin arttırıldığı bilgisi geldi. Harçlıklarını alarak babasına avukat tutmaya gitti.

Kaan’nın korkunç travmatik hayatı

Şimdi söyleyin bakalım; pişmiş tavuğun mu yoksa Kaan’ın başına gelenler mi daha büyük felaket?

Ekrandaki çocuk oyuncuların en iyilerinden Aybars Kartal Özson mükemmel performansıyla izleyicileri bu sezon da epey ağlatacağa benziyor. En iyisi dizinin adı ‘KAAN’IN DRAMI’ olarak değiştirilsin. Halihazırda senaryodaki dram öğeleri Kaan üzerinden kurgulanıyor, isim değişikliğiyle belki reytingler de yükselme eğilimine geçer.

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar