ERKENCİ KUŞ – Aşık Gibi Sevemezsen Arkadaş (!) Gibi Sev Beni

Yazıyı eklemeden bir gün önce Fas’lı bir kadın ile iş toplantısı yaparken sunumda kullandığım Demet Özdemir’in bir dergi çekiminden örnek görselin olduğu slaytta “Ben bu kadını tanıyorum” tepkisi ile karşılaştım. Sanki beni tanıyormuşcasına sevindim… Erkenci Kuş mu izliyor dersiniz?

Dizinin  Total’de 6.38 reyting, 15.39 share ile birinci; AB’de 5.55 reyting, 14.68 share ile ikinci ve 20+ABC1’de 6.17 reyting, 14.7 share ile üçüncü olduğu bu hafta Erkenci Kuş bölüm yazısı konuk yazarım Buke  kaleme aldı. Keyifli okumalar ^^

 
   
 

 

Erkenci Kuş 19.bölümüyle karşımızdaydı bu hafta. Geçen hafta Can ve Sanem’i asansörün içerisinde mahsur kalmış bir halde bırakmıştık. Can Sanem’i dinlemediği için O’ndan özür dilemişti. Sanem ise tek isteğinin, dileğinin her şeye baştan başlamak olduğunu söylemişti. Can da bunu istediğini söylemişti ve bölüm sona ermişti.

Yeni bölümü aynı sahneden açtık. Can ve Sanem tam öpüşeceklerdi ki Can kendini geri çekti. Can Sanem’e bir daha güvenemeyeceğini söylediğinde Sanem önce şaşırdı az önce söylediklerinden dolayı. Can O’na değer verdiğini, O’nu kaybetmek istemediğini ama sevgili olarak bir daha güvenemeyeceğini, onunla arkadaş olarak kalmak istediğini söyledi. Sanem için bunun çok büyük önemi vardı. Daha birkaç gün önce Can’ı tamamen kaybetmişti.  Onunla böyle konuşabilmenin hayalini bile kuramıyordu. Can ile sevgili olmayı geçmiş, arkadaşlığına bile razıydı artık.

Yeşilçam filmlerinde; aşık gibi sevilmeyenler kardeş gibi sevilmeye razıdırlar ya hani, esas çiftimiz neyse ki o kadar klişeye kaçmadılar, arkadaşlıkta karar kıldılar. “Dünya ahiret bacımsın” klişesini Muzaffer’de yaşamıştık zaten… Peki sevgililer, sevdikleri halde ayrılanlar, gururlarından dolayı bir araya gelemeyenler arkadaş kalmayı başarabilirler mi? Duygular ne kadar bastırılabilir? İnsan, sevdiğinin yanında her gördüğünü kıskanırken, O’na arkadaş gibi davranabilir mi? Sevdiğinin bir bakışından, bir sözünden medet umarken nasıl ondan etkilenmiyor gibi davranır insan?

Bölüm boyunca gördük ki istedikleri kadar arkadaşız desinler Sanem ve Can arkadaş kalamayacak çiftlerden. Birbirlerini kıskandırmak onlarda, en ufak bir temasta birbirlerinden etkilenmek onlarda, korktuklarında birbirlerinde teselli bulmak onlarda… Bu şartlar altında bu arkadaşlık çok uzun sürmez. Ayhan’ın da dediği gibi şimdilik arkadaşlar… Tabi bir de arkadaşlık konusundaki atışmaları da bölüm olmazsa olmazlarındandı.

 

Can: Hem bir saniye zaten arkadaş arkadaşın evinde kalamaz mı?

Sanem: Kalır…Niye kalmasın kalır tabi…

Can: Eee… O zaman sıkıntı nedir?

Sanem: Sıkıntı yok… Peki arkadaş arkadaşa böyle sarılıp uyur mu?

Can: Uyur, yeri gelince uyur. Neden olmasın?

Sanem: Gözlerinin içine bakar mı uyanınca, kokusunu içine çeker mi?

Can: Hımm…

Sanem: Yapmaz öyle bir şey. Yapmayız… Biz yapmıyoruz çünkü neden? Çünkü biz… Biz arkadaşız.

Can: Bravo … Arkadaşız evet.

 

Bölüme dönersek, asansörün çalışmasının ardından şirketten ayrılan Sanem ve Can için ilk mesele Sanem’in kalacak yer problemini çözmek oldu. Saat geç olduğu için Ayhan’a gidemeyecek olan Sanem’e Can evine gitmesini önerdi. Ancak Sanem annesine neden Ayhan da kalmadığını açıklayamayacağı için eve gidemeyeceğini söyleyip Can’dan onu otele götürmesini istedi. Can bunu kabul etmedi ve aslında dünden razı olduğu halde istemem yan cebime havasındaki Sanem’i evinde kalmaya ikna etti. Eve gidildi, internetten yemek söylendi. Sanem çay demledi ve sıra yatmaya geldi. Can misafir odasını Sanem için hazırladı.  Sanem Can’ın arkasından Can’ı çekiştirmekten geri kalmadı tabi. Can’ın bu sesli düşünceleri duymaması imkansızdı tabi ve Sanem’e de bunu söyledi. Neyse çiftimiz odalarına çekildiler çekilmesine ama ikisini de uyku tutmuyordu haliyle.

Sanem Ayhan’a haber vermek istedi ancak şarjı bitince Sanem’e gün doğdu ve Can’ın odasına ondan şarj istemeye gitti. Sanem’in Can’ı çıplak gördüğündeki saftirik tavırları bir bana mı rahatsızlık veriyor bilmiyorum ama bu bölüm yine gözüme batmayı başardı.

 

Erkenci Kuş 19. Bölüm

 

Neyse Sanem nihayet uykuya dalmıştı. Hemen akabinde gelen Can Emre sahnesinin gerçek olduğuna inandım ben. Neyse ki rüyaymış. Ama maalesef gerçeğe çok yakın bir rüya. Ve korkarım ki eninde sonunda bu sahne bir gün dizide yaşandığında Can’ın Sanem ile ilgili hayal kırıklığı çok daha büyük olabilir.

Emre Can’a Sanem’in fotoğrafçılık lisansını kaybetmesinin sebebi olduğunu söylüyordu kabusunda Sanem’in. Sanem’in Aylin ve kendisi için bilgi taşıdığını da ekliyordu. Sanem mecbur kaldığını anlatmaya çalışırken Can bunun doğru olmadığını duymak istiyordu Sanem’in ağzından ve Sanem tüm bunları yaptığını itiraf ediyordu. Can onu ikinci kez hayal kırıklığına uğrattığını ve onu bir daha asla görmek istemediğini söylüyordu.

Sanem bu kabusun etkisiyle uykusunda gözyaşları içerisinde sayıklarken, Can içeri girdi ve Sanem’i kabusundan uyandırıp sakinleştirdi.  Sonra O’ndan bir dakika isteyip odadan çıktı. Sanem bu bir kâbus, gerçek değil diye kendini avutmaya çalışsa da O da farkındaydı bu rüyanın gelecekte olabileceklere dair bir işaret olduğunun. Keşke bu yeniden arkadaş olarak başlama süreci Sanem Can’a her şeyi itiraf ettikten sonra olsaydı. Bu ilişki en baştan şeffaf ve yalansız başlayabilseydi.

Can elinde Sanem’in doğum günü için hazırladığı hediyeyle geri döndü ve hediyeyi Sanem’e verdi. Ateş kehribarı taşlı bir kolyeydi bu. Erkenci Kuş’ta zaman zaman izleyiciye anlatılan hikayeleri, efsaneleri seviyorum. Bu kez Can Kehribar Taşının hikayesini paylaştı bizimle… Efsaneye göre; Baltık Denizi’nde bir tanrıça yaşarmış. Bu tanrıçanın kehribardan bir kalesi varmış. Bir gün bir balıkçıya, ölümlü bir balıkçıya aşık olmuş. Balıkçı da O’na aşık olmuş haliyle. Tabii olacak işte değil bir tanrıçayla balıkçının aşk yaşaması görülmüş şey değil. Kaçmışlar herkesten, saklanmışlar, gizlenmişler. Ama Şimşek Tanrısı onları yakalamış. Balıkçıyı dünyanın öbür ucundaki bir denize yollamış. Tanrıçayı da kehribardan kalesine hapsetmiş. O gün bugündür tanrıça kehribardan gözyaşı dökmeye başlamış. Sırf dalgalar bu kehribarı kıyıya vursun, sevdiği de O’nun izini bulabilsin diye.

Can bu hikayeyi anlattı anlatmasına ama sonunda söylediği sözler Sanem’i mutlu mu etti daha çok yaraladı mı?  Buyurun siz karar verin.

Kadın bunu bana verirken demişti ki “Sen beni sevdiğime kavuşturdun, bu da sana uğur getirsin, seni de sevdiğine kavuştursun, dünyanın nefesindeyse” dedi. Benim pek işime yaramadı ama umarım senin işine yarar. Sevgi hep yakınında olsun Sanem. İyi ki doğdun…

 

wp_ad_camp_1]

 

Sanem’in Can kolyeyi boynuna takarken döktüğü göz yaşlarının nedeni, belki de sevdiği adamdan aldığı ilk ve çok anlamlı olan doğum günü hediyesinin ayrılığın üzerine gelmesiydi. Belki de Can ile asla bir daha sevgili olamayacaklarının farkında olmasıydı. Belki de her şeye rağmen onun yanında olması, saçını, yüzünü okşamasının verdiği mutluluktan dolayıydı.

Sanem sakinleşince Can çıkmak istedi ama Sanem O uyuyana kadar kalmasını rica etti. Can O’nu kırmadı. Sabaha kadar birlikte uyudular.

Sanem Can’ı sabah yanında bulunca şaşırdı ama mutlu da oldu. Çekinerek de olsa saçlarını okşadı Can’ın ve yanından usulca kalkarak kahvaltı hazırlamaya girişti.

Can uyanınca Sanem’i yanında bulamamanın hayal kırıklığını yaşadı gibi geldi bana. Sanem’in gittiğini sandı ve bundan memnun olmadı. Ardından mutfaktan gelen kokulara yönelip Sanem kahvaltı hazırlarken, kendisine sunulacak kahvaltıda neyle karşılaşacağını bilememenin tedirginliğiyle bekledi masada.  Yanığa yakın kızarmış ekmekler, kahverengiden siyaha dönüşmeden ocaktan alınmış yağda yumurta ve sofranın olmazsa olmazı çay… Sanem bile ilk lokmayı tedirginlikle almış olsa da ilk tadımın ardından keyifli bir sohbete daldılar. Artık iş vakti gelmişti.

 

Erkenci Kuş 19. Bölüm

 

Şirkette onları bir sürpriz bekliyordu. Mevkıbe Can’a teşekkür etmek için bir tepsi patlıcanlı börekle şirkete geldi. Sanem ile görüşebilmeyi beklerken, Can ve Sanem’in gece asansörde mahsur kaldığını öğrendi. Beklenenin aksine ortalığı ayağa kaldırmadı Mevkıbe. Can Sanem anlattı sandığı için sabah kahvaltısından bahsediyordu ki Sanem yetişti ve kendi yöntemleriyle ortalığı bir güzel karıştırdı. Her şey o kadar birbirine girdi ki Mevkıbe de olayları sorgulayacak hal kalmadı ve Sanem ucuz kurutulmuş oldu.

Ay bu şirket çalışanlarının açgözlülüğü beni deli edecek. Mevkıbe’yi yolcu eden Can ve Sanem’in ardından patronun odasına dalıp “anne böreğine” saldırmak nedir? Dereni sevmem am as açgözlülük konusunda yaptığı uyarıyı sevdim. Güliz ve Ceycey de tepkilerinde haklıydılar. Can da uyarmalıydı bence ama o sadece herkesin sakin olmasını, böreği içeri yollayacağını söyledi.

Şirkette gün Deren kriziyle başlamıştı. Can onu ekti diye kendini kahveye vermiş olan Deren şirkette terör ettiriyordu. 7. Kahvenin etkisiyle kafein komasına girmesi an meselesiydi. Neyse ki Can zamanında geldi ve konsere gelememe sebebini açıkladı. İlk fırsatta telafi etmek istediğini söyledi de birkaç dakika önceki agresif, hiçbir işi beğenmeyen Deren, pozitif, takdir eden hatta, çalışanlarına birkaç gün izin veren bir şirket sorumlusuna dönüştü.

Kampanya sloganları çalışması son sürat devam ederken doğada yaşayarak yaratıcılığı artırmak amacıyla kampa gitmeye karar verildi. Kadınları da doğa sporlarına dahil edecek bir slogan bulmaktı amaç.

Bu arada Fabri de şirkete gelmişti parfüm konusunda ne zaman çalışabileceklerini Sanem e sormak için. Sanem hafta sonu çalışamayacaklarını kampta olacaklarını söyledi. Bugün için de Can’dan izin alması gerekiyordu. Can tabi ki bahane buldu Sanem’i yollamamak için, Sanem’in de çalışmaya niyeti yoktu zaten. Fabri akşam işten sonra çalışmayı önerdi. Sanem bahane uyduracaktı ki Gamze’den gelen telefon ve akşam Can Gamze buluşması olacağını duyması üzerine Fabri’nin teklifini kabul etti. Fabri şirketten mutlu ayrılırken Can Sanem e bir sürü dosya verdi işten erken çıkamasın diye. Ama Sanem tabi ki fotoğraftık hafızası sayesinde işini bitirdi ve şirketten ayrıldı.

Can Gamze’yle, Sanem de Fabri ile yaptıkları planları iptal ettiler. Sanem Can ile Gamze’nin neler yaptığını merak ediyordu ve çok dahice bir plan yaparak Can’ı aradı. Önce konuşmadı müziğin sesini açıp müzikli bir yerde havası verdi. Can altta kalır mı o da televizyonun sesini açıp Gamze ile film izliyormuş havası verdi. Hayali şampanya patlamalar, şarap açmalar, danslar derken Mevkıbe’nin odaya gelip müziğin sesini kısmasını söylemesiyle Sanem’in oyunu ortaya çıktı. Sanem “Şaka yaptım. Arkadaş arkadaşa şaka yapamaz mı?” deyince Can da şaka yaptığını itiraf etti. İkilinin bu sahnedeki hal ve tavırları, mimikleri çok komikti. Kıskançlık meselesinin çok uzamamasını diliyor olmakla birlikte bu sahneden keyif aldım.

 

wp_ad_camp_1]

 

Kamp gününe geçmeden önce mahalleye bir uzanalım. Mahallede bir yandan Nihat Sanem’in borcunu kapatmak için ek iş arıyordu. En sonunda bir haftalığına taksi işi buldu. Gece taksiye çıkacaktı. Diğer yandan Mevkıbe Can’dan aldığı mahalle rehberi oluşturma fikrini gerçekleştirmek için harekete geçmişti. Muzafferin yardımıyla mahalledeki tüm meslek sahibi kişilerin telefon numaralarını bir deftere kaydediyorlardı. Muzaffer fikrin Can’dan çıktığını öğrenince her zamanki gibi kıskanmış, ondan değil kendisinden fikir almasını istemişti Mevkıbe’nin ama çabuk adapte oldu işine.

Leyla ise Sanem’i aramaya Osmanlara gitmiş ve Sanem’in gece orada olmadığını öğrenmişti. Osman’la dertleştiklerinde ortalık sözleşmesini Can’a teslim ettiğinden gizli kapaklı iş çevirmenin kendine göre olmadığından bahsetmişti. Osman Leyla’yı takdir etmişti bu konuda. Leyla oradan ayrılırken Osman hep birlikte akşam yemeği yeme teklifinde bulunmuş Leyla da kabul etmişti. Ofiste Emre’ye gen belgeleri kendisine ulaştırmak istediğinde Emre Leyla’ya yemeğe gitme teklifinde bulundu. Leyla da hemen kabul etti tabi. Eve gelip özenle hazırlandığı sırada Osman gelen telefon şaşırttı Leyla’yı. Çünkü O’na verdiği sözü unutmuştu. Emre ile iş yemeğine çıkacağını söylediğinde Osman’ın yaşadığı hayal kırıklığı yüzünden okunuyordu ama bozuntuya vermedi. Korkarım Leyla’nın Emre zaafı hiç bitmeyecek. Sonunda üzülsün istemem Leyla ama bir şekilde Emre’nin gerçek yüzüyle tanışması gerekiyor. Osman için de ayrıca üzülüyorum. Hâlâ Leyla ile ilgili umudu var ve sonu hep hüsran oluyor.

Bu arada Emre de sanki Leyla’ya bir şeyler hissedecekmiş gibi duruyor iki bölümdür. Acaba kendine karşı zaafının farkında olduğu için mi böyle davranıyor yoksa gerçekten Aylin’in kötü kalbini iyiysen iyiye görmenin etkisiyle Leyla’nın temiz kalbine mi tutunuyor? Emre’nin Aylin zaafı devam ettikçe Leyla’yı sadece kullanır diyorum ama bakalım zaman ne gösterecek?

Ayhan ise radikal bir karar alarak yürüyüşe çıkmış ve sucuklu yumurtaya rağmen kararından vazgeçmemişti. Ey aşk! Sen nelere kadirsin diye boşa dememişler

Sanem’in Can’da kaldığı mesajı üzerine iki arkadaş ilk fırsatta bir araya geldiler. Sanem kabusundan, hediyeden birlikte uyuduklarından ama arkadaş olma kararı aldıklarından, bir daha asla sevgili olamayacaklarından bahsetti Ayhan’a. Ayhan ise şimdilik arkadaş olduklarını söylerken bunun uzun sürmeyeceğinden emindi.

Ayhan da dertliydi Ceycey konusunda çünkü bir türlü bir araya gelemiyorlardı. Arkadaş kalma kararına rağmen Ceycey Ayhan’dan kaçıyordu belli ki. Sanem arkadaşının derdine derman olacak çözümü üretti hemen. Kampa birlikte gideceklerdi.

Kamp günü geldi çattı. Herkes kamp yerine toplandı.  Tabi iki sürpriz konuk da vardı. Gamze ve Fabri. Çiftimiz yine kıskançlık krizlerindeydiler haliyle bu durumdan ötürü. Kıskançlık krizi geçiren bir diğer isim de Deren’di tabi. Hem Sanem hem Gamze etrafında iken Can’ın Deren’in işi zordu.   Ceycey için ise Ayhan sürpriz olmuştu. Ayhan görünce ilk tepkisi yine kaçmak oldu.

Kampta ilk faaliyet çadır kurmaktı. Burada Fabri ve Gamze’nin konuşmasına kulak misafiri Sanem ve Ayhan, Gamze’nin normalde kampçılıkla ilgisi olmadığını, Can’ın çevresine girebilmek için kampçıymış gibi davrandığını öğrendiler. Buradan onun yalancı ve Can’da gözü olduğuna karar verdiler. Konuşmanın devamını dinleselerdi Gamze’nin Can’ın arkadaşına ilgi duyduğu için onun ortamına girdiğini öğreneceklerdi…

Fabri kampa Can’ın kadın düşkünü olduğunu, Sanem ile ciddi olmadığı konusunda emin olduğundan, Sanem’e bunu ispatlamaya gelmişti.

Çadır kurma işi tamamlanınca ilk urun tanıtımına geldi sıra. Taşınabilir GPS olan bu üründe bir de oyun yüklüydü. Gönüllülerle bu oyun oynanacaktı. Sesli yönlendirmeyle patikalara yerleştirilmiş bayraklar toplanacaktı. Can Sanem’in yarışa katılması konusunda endişeliydi çünkü ilk kez GPS kullanacaktı Sanem. Sanem Can’a inat katıldı tabi yarışa. Ama onun uyarılarını dinleyip yanına birini almamakla çok büyük bir hata yaptı. GPS in yönlendirmelerini dinlemek yerine Gamzeye saydırmakla meşgul olduğu için, önce yönünü taşırdı ve hedeften uzaklaştı. Kafasına göre giderken yılan gördüğünü sanıp panikledi önce.  Ardından iyice yolunu kaybetmişken ne olduğunu anlayamadığım bir şey gördü ve geri geri giderken çukura düştü.

Ceycey ve Ayhan birlikte başlamışlardı yarışa. Ama Sanem gibi onlar da yönleri bulmakta zorlanıyorlardı.  Ağaçların yosunlu tarafının hangi yönü gösterdiğini anlayamamaları, tam birbirleriyle güzel güzel sohbet ederken GPS deki kadının sesinin araya girmesi üzerine sanki onları duyacak gibi kadınla konuşmaları, ondan araya girmemesini istemeleri, tam o sırada bayrağı gören Ayhan’ın Ceycey bayrak diye bağırması üzerine Ceycey’in korkup bayılması güzel sahnelerdi.

 

Erkenci Kuş 19. Bölüm

 

Yarış bitip herkes dönünce kazananın olduğu açıklandı. Ancak Sanem’in ortada olmaması üzerine herkes Onu bulmak için seferber oldu. Tabi ki Can buldu Sanem’i.  Ardından Fabri geldi. Fabri Sanem’i kurtarmak için ip aramaya gitmişken Can bu işi tek başına halletti. Sopalarla taşları kullanarak çukura indi ve Sanem’i kurtardı. Kamp ve doğa hayatı bu tarz kurtarma yollarını öğretiyor demek ki insana.

Akşam olduğunda kamptakileri başka bir sürpriz bekliyordu. Sabah annesiyle konuşan Emre, Hüma Hanım’ın Aylin sayesinde abisiyle arasının bozuk olduğunu ve şirketten atıldığını öğrendiğini anladı. Ve annesinin %40’lık hissesini Emre’ye devretmesiyle Emre artık şirketin ortağı olmuştu. Aylin de teşvikiyle bu haberi Can’a vermek üzere kampın yolunu tuttu Emre.  Herkes bir araya toplanmıştı. Kimileri sohbet ediyor, kimileri fal bakıyordu. Emre’nin gelişiyle ortalık bir anda gerildi. Herkes sessizliğe büründü. Can çok sinirlenmişti ve Emre’yi oradan kovdu. Emre ise konuşmak istediğini, O’na bir haber vereceğini söyledi. Can konuşacakları ortak bir konu olmadığını söylediğinde annelerinin ortak olduğunu söyledi ve hisseleri kendisine devrettiği haberini verdi. Can umursamadı ve şirkete geri dönmek için hisseden fazlasına ihtiyacı olduğunu söyledi. Emre buna pişman olacağını söyleyip sinirle oradan ayrıldı.

Arabayı deli gibi kullanarak kazaya davetiye çıkaran Emre en sonunda aracın hakimiyetini kaybederek yoldan çıktı ve kaza yaptı.

Emre’yi kampa gitmeye ikna eden Aylin de boş durmuyordu. Bir dosya alma bahanesiyle şirkete gelen ve güvenliği ikna eden Aylin Canın odasına kamera yerleştirdi. Şimdi merak ediyorum Can O küre şeklindeki gizli kamerayı fark etmeyecek mi? Bu benim odama nereden geldi demeyecek mi? Aylin o kamerayla Can’ın girdiği işleri öğrenip elinden almaya mı çalışacak?

Deren gerilen havayı yumuşatmak için herkese az miktarda alkol içeren içecek verirken Sanem alkol almayacağını, alkolün O’nu uyuttuğunu ama uyumaması gerektiğini söyledi. Bunu duyan Deren Sanem’e özel meyve suyu hazırladı. Tabi içine alkol de koydu. Amacı Sanem’i saf dışı bırakmaktı sanıyorum.

Bu arada Fabri de Gamze ve Can konusunda Sanem’i kuşkulandıracak cümleler kuruyordu. Can ve Gamze’nin birbirine yakın olduğunu, Gamze’nin onu sakinleştirdiğini söylüyordu. Deren ise Can ile konuşmaya çalışıyordu ama Can yalnız kalmak ve biraz dolaşmak istediğini söyledi. Sanem de alkolün etkisiyle bütün korkusunu yenmiş, ormanda dolaşıyorken Can ile burun buruna geldiler. Can Sanem’in alkol aldığını fark edince onu kamp alanına geri götürmek istedi. Sanem ise alkolün etkisiyle Gamze ile çok yakıştığını, O’nu yalnız bırakmakla ayıp ettiğini söyledi. Yakın zamanda aralarındaki ilişkiyi toparlayacaklarına inandığını söyledi. Can ısrarla kamp alanına dönmek isteyince bunu Gamze’yi yalnız bırakmak istemediğine yordu. Can O uyusun diye dönmelerini istediğini söyledi. Alkollü olunca yine dili çözülen Sanem o anda kalbindekileri dışa vurdu.

 

Sanem: Can Divit! Su uyur düşman uyumaz. Bak bu çok önemli bir söz Bunu unutma!

Can: Ne suyu ne düşmanı. Sen ne içmişsen biraz fazla içmişsin bence.

Sanem: Eğer anlamadıysan ben sana anlatayım. Sen benimsin. İşte o kadar.

 

Can’ın bir şey demesine fırsat kalmadan Sanem’in O’nu öpmesiyle bölüm sona erdi.

 

Erkenci Kuş 19. Bölüm

 

Yeni bölüm on izleme ve fragmanlar bizi eğlenceli bir bölümün beklediğinin sinyallerini veriyor.

Öncelikle Sanem ve Canin öpüştüğünü Ceycey görüyor. Neyse ki O görüyor. Güliz görse bütün şirket çünkü. Oysa Ceycey sadece Ayhan’a bunu söylüyor ve onları gördüğünü Sanem’e haber veriyor.

Sanem kampanyanın sloganını bularak Can ile birlikte çalışma hakkını elde ediyor. Yalnız aynı Deren gibi davrandığı da dikkatlerden kaçmıyor.

Can ile Emre’nin arası düzelecek gibi ama Can O’na sarıldığı ve “Seni neredeyse kaybediyordum” dediği anda Emre’nin bakışı hiç hoşuma gitmedi. Sana kendisine kötü davranmasının, herkesin önünde kovmasının ve tartaklamasının bedelini ödetecek bir intikamın peşindeymiş hissine kapıldım.

Düşüncelerinizi paylaşmak üzere yazımda ve yeni bölümde buluşmak üzere…

 

Dizi ile ilgili diğer yazılar için İzledim / Erkenci Kuş kategorisine göz atmayı unutmayın…

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Ahmet Adar

    Emeğine sağlık,Buke hanım ancak bu kadar iyi toparlanır ve anlatılırdı.Tekrar seyretmiş gibi oldum.ve kaçırdığım sahneleri anlama fırsatı buldum.Leyla-Osman-Emre üçgeni çok can sıkıcı oldu.Emrenin Aylinin telkinlerinden bu kadar etkilenmesi çok acı.Leyla bu kadar saf olmamalı ve Emrenin gerçek yüsünü görmeliydi.Ben de Emrenin Can’dan intikam alacağını düşünüyorum.Hüma hanımın Saneme çok öfkeli ve önyargılı gelmesinden korkuyorum.Aylinin Can’ın odasına kamera koyması bakalım ne gibi olaylara yol açacak.Emre de Leylaya aşık olursa Aylin’in Leyla’ya yapacağı kötülüklerden ürküyorum.Leylayı Emre değil Osman Hakediyor.Eski senarist in en öne çıkardığı Musaffer karekteri yeni senarist aslı hanım tarafından işlevsis hale getirildi.Cihan Ercan ülkemisin en yetenekli komedi oyuncusu,bu kadar kolay harcanmamalı,insiyatif verilerek güldürmeğe devam etmesi sağlanmalı.

    • badem

      Güliz-Osman ilişkisi de bir süredir sümenaltı ediliyor. Bu ilişkinin tekrar gündeme getirilmesi taraftarıyım.

      • Ahmet Adar

        evet,Haklısın ,çeşitlilik iyidir.Avukat Metinin seriden ayrılması kötü oldu.Metin Gülis veya Deren’e partner olabilirdi.

    • Buke Oguz

      Teşekkür ederim Ahmet Bey. Leyla Emre Aylin konusunda aynı düşünüyoruz. Ben de Leyla’nin Emre zaafindan, Emre’nin Aylin zaafindan memnun değilim.
      Ve Huma hanim’in Sanem e kesinlikle tepkili geleceğini düşünüyorum. Kamera olayı nereye bağlanacak merak ediyorum

    • Hande Aykan

      Ben özellikle yeni senarist ile birlikte Emre’de ciddi bir Leyla zaafı seziyorum. Emre’nin Aylin’in yanında eskisi gibi onu sevdiği için değil de geçmişte yaptıklarının ortaya çıkmasından duyduğu korku dolayısıyla kaldığını düşünüyorum. Gerçekler ortaya çıkarsa affedilmeyeceğini düşünüyor Emre. Emre bir yandan abisi ile bir rekabet içinde doğru. Belki de Can’ı babasının yanında büyüdüğü ve babası ile Can arasındaki bağa benzer bir bağ kuramamış olduğu, babası için ikinci konumunda olduğu düşüncesinden dolayı biraz kıskandığını söylemek mümkün. Ama aynı zamanda bu aileden dışlanma korkusunu da abisinin onu sevmeyeceği korkusunu da yaşadığı belli. Bu iki duygu arasında tökezliyor oluşundan faydalanıyor Aylin. Yoksa ben Emre’nin kötü biri olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden de Leyla ile olması gerektiğini düşünüyorum. Leyla’nın saflığı, içtenliği, aydınlığı ona iyi geliyor. Leyla ona yolunu bulmasında yardımcı olur. Aşk zaten tam da böyle bir şey değil mi? İnsanın içindeki en iyi ortaya çıkarması. Emre’nin ondan etkilenmeye başladığı da yeni senarist tarafından ima ediliyor. Onlara daha fazla bir arada olabilecekleri sahneler yazılmalı. Osman’a gelince de Osman mükemmel bir adam. Yakışıklı, sadık,dürüst, iyi niyetli ve sevilmeyi de hak ediyor. Ama Leyla onu sevecek olsaydı bunca yıl aşkını biliyorken bir karşılık verirdi. Dürüst olmak gerekirse benim aklımda Osman için başka biri var. İlk duyduğunuzda çok zıt diyeceksiniz ama biraz düşününce ikisinin de ihtiyacı olan şeyin birbirlerinde saklı olduğunu göreceksiniz. Ya da en azından öyle umuyorum. Bu çift aklıma mahalleye çekim yapmaya geldikleri bölüm düştü: Osman ve Deren.

  • badem

    Merhaba Büke,
    Bölümün en sevdiğim iki sahnesi, Can’ın Sanem’e kehribar efsanesini anlattığı ve Sanem’i içine düştüğü çukurdan kurtarma sahnesiydi.Can’ın Sanem’i kurtama esnasındaki telaşı ona hala deli gibi aşık olduğunun bariz göstergesiydi.
    Kamp günü biraz fazla uzatılmış gibi geldi başta ama Emre’nin kazasına zemin hazırlamış olduğu için doğal bir akış olduğunu düşündüm sonrasında. Fragmandan gördüğümüz kadarıyla bu kaza Can ile Emre arasındaki buzları kısmen eritecek gibi görünüyor ama bemim takıldığım nokta, Hüma hanım’ın hala teşrif edememiş olması.Her bölüm sonunda “önümüzdeki bölüm kesin geliyor” diye umut edip hayalkırıklığına uğramak canımı sıkıyor. Son umudum, kaza geçiren oğlunun yanında olmak için gelecek olması. Acaba kendisinin senaryoya dahil edilmesinden vaz mı geçildi, sadece telefon görüşmeleri ile mi yetineceğiz diye de düşünmekten kendimi alamıyorum.Şayet böyle bir karar alındıysa, Hüma hanım ile tanışamayacaksak, CanEm’in kaçma&kovalamaca hali, Aylin’in planları, Emre’nin ikiyüzlülükleri ile devam eden bu kısır döngü nereye kadar uzayabilir bilemiyorum.Yine de umutsuzluğuma kapılmıyorum ve senaristlerimize güveniyorum.
    .

    • Buke Oguz

      Selam Bade… Bahsettiğin iki sahne benim de en begendiklerimden :))) Bölüm kamp üzerine kurulmuş gibiydi evet.
      Emre konusunda şüphelerim var. Buzlar eriyecek gibi ama Emre de Can’ın arkasından iş çevirmeye devam edecek gibi hissettim umarım yanılırım.
      Hüma Hanim a bu bölüm de değinip aynı şeyleri söylemek istemedim. Her hafta bu hafta çıkacak diye umutlanıp elimiz boş dönüyoruz. Bakarsın bu hafta Emre’nin kazasını duyar gelir. Huma hanim konusunda aynı şeyleri düşünmüşüz.
      Yorumunun CanEm ile başlayan son kısmına aynen katılıyorum. Aynı şeyleri izleyip durmaktan bölüm yazılarında da hep aynı şeyleri yazdigimi hissediyorum artık. Dizi gibi ben de sanki kendimi tekrarlar oldum 🙈🙈🙈

  • pride&prejudice

    Genel olarak eglenceli bir dizi ,ceycey ve Sanem yeteri kadar eglendiriyor da bazi karakterler kabak tadi vermeye basladi. Muzaffer, Deren mevkibe hanim, Emre, Aylin, Ayhan acil annenin gelmesini bekliyorum yoksa Can ile sanem bir dargin bir barisik bir arkadas bir sevgili tekrara dusuyorlar ama yine de seyrediliyorlar. kisisel olarak cumartesi aksami oturup izlemiyorum sonradan izledigim bir dizi… hafta sonlari zayif zaten…

    • Ahmet Adar

      fikirlerinise aynen ben de katılıyorum.Deren,Mevkibe hanım,Emre,Aylin,Ayhan ve Musafferden sıkıldım.Çok yetenekli oyuncunun oynadığı Musaffer karekteri senaryoda iyi yasılmadığı için bomboş bir karekter oldu.Harcandı.Bir işlevi kalmadı.Senarist değişikliği iyi olmadı.

      • pride&prejudice

        zaten dizilerde senarist degisikligi cokuse neden oluyor kac tane yasadik! gidisati bildikleri halde neden boyle oluyor anlasilir gibi degil…

    • Buke Oguz

      Beni en çok rahatsız eden karakterler Deren ve Aylin. Ceycey ve Muzaffer abartılı oynatıcılarında onlar da rahatsız ediyor.
      Annenin gelmesi benim de en büyük temennim. Dizinin sürekli tekrara düşmesinden memnun değilim ama dediğin gibi yine de izletiyor kendini.