ERKENCİ KUŞ – Kime Niyet Kime Kısmet

Erkenci Bölüm bu haftayı reyting sıralamasında Total’de 5,35 ve AB’de 5,02 reytingle  3. olarak tamamladı. Konuk yazarım Buke ‘nin kaleminden bölüm yazısına göz atmak ister misiniz? Keyifli okumalar ^^

 

 
   
 

Erkenci Kuş bu hafta 28.bölümüyle ekranlardaydı. Üç hafta aradan sonra yayınlanan ikinci bölüm de ilki gibi beklentimi karşılamamış olsa da geçen haftaki bölüme göre bir nebze daha iyiydi.

Geçen haftayı Can’ın Sanem’e ettiği evlilik teklifiyle bitirmiştik. Bu hafta da bölümü aynı sahneden açtık. Tahmin ettiğim gibi Sanem tüm kalbiyle “evet” demek istese de Can’ın teklifine “kabul edemem” diye yanıt verdi. “Hayır” demeye dili varamazdı ama “evet” demeye de dili varmıyordu işte.

 

Sanem: Kabul edemem Can. Yani kabul ediyorum diyemem sana. 

Can: Reddediyorsun yani.   

Sanem: Hayır. Öyle bir şey söyleyemem. Söylemem yani. Mümkün değil.

 

 

Erkenci Kuş 28. Bölüm

 

Can haklı olarak bir açıklama bekledi Sanem’den. Sanem de zaten Can’a Fabri ile yaptığı anlaşmayı, imzaladığı sözleşmeyi anlatmaya gelmişti. Sanem tüm cesaretini toplayıp Can’a itiraf etme gücünü kendinde bulmuştu ki Leyla’nın gelişiyle laf ağzına tıkıldı kaldı. Annesinin fenalaştığı haberiyle telaşlanıp, Can’ı hayal kırıklığıyla baş başa bırakarak ablasının peşine takılıp gitti Sanem.

Emre ve Leyla Sanem’i susmaya ikna ettiler etmesine ama ben her şeye rağmen O’nun Can ile konuşmasını isterdim.

Leyla ve Emre demişken, Sanem’in kabul edemediği evlilik teklifi bir süreliğine rafa kalktı ama Leyla’nın Aylin ile konuşmasının ardından, Emre barıştıklarına inanmasıyla, ani bir kararla Osman’a evlenelim demesi sonucunda, Leyla ve Osman için kız isteme, söz kesme süreci başlamış oldu.

 

Osman: Evleniyoruzzzz beee…. Evleniyoruzzzz…. EV-LE-Nİ-YO-RUZ…  O zaman tebrik ediyorum. 

Leyla: Ben de çok tebrik ediyorum. Hayırlı olsun.  

Osman: Hayırlı olsun.          

Erkenci Kuş 28. Bölüm
Evlenme kararı aldıkları için birbirini tebrik eden ilk çift olarak tarihe geçebilirsiniz^^

 

Başından beri Leyla ve Osman’ın birlikte olmasını isteyen ben bu evlilik teklifinden memnun olamadım maalesef. Memnun olmayan tek ben değilim diye düşünüyorum. Peki neden? Çünkü bu işin sonunda maalesef üzülen taraf Osman olacak. Leyla O’nu gerçekten sevse, bu evliliği gerçekten istese hiç lafım olmazdı ama Emre’ye misilleme olsun diye Osman’la evlenmeye karar vermesi bencillik ve Osman’a büyük haksızlık bence.

Leyla ve Osman’ın evlenme kararı mahalleye bomba gibi düştü Melahat sayesinde. Aramızda kalsın lafı hiç de Melahatlik değil valla. Saniyeler içinde tüm mahalleye yayıldı haber. Osman da ne yapsın ama. Ana baba olmayınca bir büyüğü olarak Melahat’ten medet umdu işte. Tabi en büyük sürpriz Nihat ve Mevkıbe’ye oldu. Neyse ki Melahat’ten önce kızlar konuştu anne babayla da yeni bir aile içi kriz önlenmiş oldu. Özellikle Nihat bu duruma önce karşı çıktı, kız isteme olmasın diye saklanacak yerler bile belirledi kendine. Kızını kimseler vermek istemiyordu. Mevkıbe ise bir günde hazırlanması gerektiği için paniğine kapılmıştı.

Leyla’nın söz kesme haberine sevinen taraf Hüma olurken, Can şaşkın, Emre ise ondan daha şaşkındı. Leyla’yı sevdiğine inansam haline üzülürdüm Emre’nin ama onunki sadece bencillik. Leyla’nın zaaflarına yenilmemesi, kendini terk etmesi zoruna gitti bence Emre’nin. Sırf bunun için O’nu yeniden elde etme peşinde. Ama Leyla’nın kararlılığı karşısında pes etmek zoruna kaldı iyi de oldu. Tabi Leyla’nın Emre’ye karşı gösterdiği kararlılığı Osman’a karşı da göstermesini bekliyorum şimdi ama bu konuda şüphelerim var ki, annesi Osman’dan kocan diye bahsettiğinde yüzündeki ifade O’nun bu işi oyun gibi gördüğünü, zaman geçtikte, iş ciddiye bindikçe verdiği karardan pişmanlık duyabileceğini gösteriyor gibiydi.

Kız isteme ve söz kesme merasimi sırasında salon ayrı alemdi, mutfak ayrı alem.  Leyla’nın kahve yapma çabaları komikti.  Melahat’in gecikmesi yüzünden meydan Muzaffer ve Ceycey’e kalınca ortaya evlere şenlik sahneler çıktı. Özellikle Ceycey’in Melahat’in evine talip olmasını gülerek izledim. Herkes Melahat’ı beklerken çalan kapıyı açan Sanem’i gören Can resmen büyülendi.

Bu bölüm Can Bey’imizin tek marifetinin fotoğraf çekmek olmadığını da görmüş olduk. Kahve yapmakta da pek becerikliymiş Can. Tam ideal damat adayı ki bence Mevkıbe de bunu fark etmiştir. Melahat’in kızı oğluna istemesi, Nihat’ın kızı uzaklara götürmemesi şartıyla zoraki kabul etmesi, yüzüklerin takılması, kurdelenin kesilmesi ve çikolataların yenilmesiyle tören sona erdi. Tam o sırada Emre geldi ama geç kalmıştı, yapacak bir şey yoktu. Can’la birlikte evden ayrıldılar.

Gece öncesi ve sonrasında Sanem ve Leyla’nın sohbeti çok güzeldi. Gece yanlarına Mevkıbe de katılınca ortaya duygusal bir sahne çıktı.

 

Erkenci Kuş 28. Bölüm
Anne ve çocuklarını arasında kopan tek bağ   göbek bağıdır.

 

Anne demişken Hüma Hanım’ın gelişi ve anneliği üzerine de bir iki söz söylemeden olmaz. Öncelikle seyirci olarak aceleci mi davranmaktayım bilemeyeceğim ama iki haftadır izlediğim karakter benim için tam bir hayal kırıklığı oldu maalesef.

Hüma Hanım’ın gelişiyle ilgili ne hayallerimiz vardı oysa ki. Hikâye hareketlenecek, Hüma yıllardır arası bozuk olan oğluyla yeniden iletişim kurmaya çabalayacak, ana oğul hesaplaşması izleyeceğiz.  Kadının haklı veya haksız savunmasını dinleyeceğiz, belki onunla empati kuracağız. Hüma tabi ki Sanem ve Can ilişkisine karşı gelecek, iki müstakbel dünür arasında yaşanacak çatışmalara karşı Can ve Sanem iyice kenetlenecek, aşklarını sonuna kadar savunacak ve kabul ettirmek için ellerinden geleni yapacaklar.  Ve tabi ki bu sahnelerin komedi temalı değil, drama ağırlıklı sahneler olmasını diledik. Hüma şirketin hissedarı dolayısıyla Can kabul etse de etmese de şirkette söz hakkı var. Pek bu söz hakkını neden Fabri ile yaşanan sorunu çözmekte kullanmaz da Sanem ve Leyla’yı aşağılamakla vakit harcar. Bu kadının tek misyonu oğullarını avam mahalle kızlarından kurtarmak mı yani. Sen madem annesin, oğlunla aran bozuk, oğlun yüzüne bile bakmamayı geçtim, seninle aynı ortamda durmaya, aynı havayı solumaya bile dayanamıyorken, niye O’nu karşına alıp zorla kendini dinletmiyorsun. Sen önce oğlunla aranı düzelt, kendini saydır sevdir, kabul ettir dimi. Ama kadın gelir gelmez ne yapıyor? Ceyda ile oğlunun arasını yapma planlarına girişiyor. Peki neden?  Ceyda’nın bekar sandığı babasıyla arayı belki tuttururum diye. Adamın evlendiğini duyunca yüzünün aldığı ifade tam da niyetinin bu olduğunu gösteriyordu maalesef ve bu hiç hoş değildi bence. Kadın tam anlamıyla bencil. Eşinden boşanmamış olsa belki de hiç İstanbul’a dönmeyecekti.

Sözün özü, biz hikâye hareketlensin derken Aylin ve Hüma birlik olup Leyla ve Sanem’i alt etsin, Aylin Fabri ile oyunlarına devam etsin, Sanem Can’a tekrar yalan söylesin ve O’nu yine kıskansın dememiştik. Hikâyede yeni kara kedilere ihtiyacımız yok yani…

 

 
   
 

 

Yan karakterlere dalıp esas çiftimizi unuttu dediğinizi duyar gibiyim ama esas çiftten çok yan karakterleri izleyince, esas çift cephesinde kısır döngü olunca insan yazacak pek bir şey bulamıyor. Yine de Can ve Sanem’den bahsetmeden tabi ki bölüm yazısı bitmez.

Can evlilik teklifini kabul etmeyen Sanem’e kırılsa da O’na soğuk davransa da arada görmezlikten gelse de ki bu hareketi ilk yalanı ortaya çıkınca gösterdiği tepkinin yanında hiçbir şey, Sanem’in canını yakmaya yetti tabi.  Üstüne Can barda iken yaptıkları telefon konuşmasında yanına Ceyda’nın geldiğini duyunca yandı bizim kızın devreleri, Osman’ın arabasıyla düştü kızımız dağ evi yollarına. Ah Osman sen niye veriyorsun canım arabanı, niye birlikte gitme şartının koşmuyorsun. Bak ilk hasarını aldı araba. Sanem evin ışıklarını görünce bir rahatladı ama iç sesi O’na rahat vermedi ki… Kızın yarım aklını da alacak sonunda iç sesi. Sanem evi gözlerken taksiyle gelen Can Sanem’i görünce kızdı haliyle.  Sanem’in güvensizliğine içerledi. Sözlerinde de sonuna kadar haklıydı. Sanem ise “Ben sana güveniyorum, Ceyda’ya güvenmiyorum” klişesine girdi. Can Sanem’e evlilik konusunu bir daha açmayacağını, Sanem’in daha büyümesi gerektiğini söyledi.  Sanem de tabi çoğu sitemi anlamam azlıktan geldi ve saf ayağına yattı ama Can bu numaraları yemedi. Ama ikili arasındaki replikler güzeldi bu sahnede.

 

Can: Bu kalsın bu şekilde kalsın yani. Bırakacağım ben seni.

 Sanem: Can …Can lütfen bırakma beni. Böyle olmaz. Yani her ilişkide olur böyle ufak tefek sıkıntılar. Hemen kestirip atıyorsun sen de. 

Can: Eve… Eve bırakacağım seni.

 

Erkenci Kuş 28. Bölüm

 

Ertesi gün Emre ile yaptığı konuşma sayesinde belki de Sanem’in evliliğe hazır olmadığını fark etti, O’nun zamana ihtiyacı olduğunu anladı. Onlar Can’ın deyimiyle onlar yeni kavuşan iki nehirdi ve birlikte akmanın bir yolunu bulmalıydılar. Sanem’in “Yolunu buluruz değil mi?”  Sorusuna Can’ın cevabı “Biz birbirimizi bulduk Sanem. Bundan sonra istesek de kaybolamayız.”  Oldu.  Eğer parfümle ilgili yalan çiftimizi ayıramazsa daha da bir şey ayıramaz gibi duruyor.

Yazıya Aylin ve Deren üzerine oynadığı oyunla devam edelim. Fabri tarafından tehdit edilen Aylin’in ajanlık yapmak zorunda kalması pek hoşuma gitti. Sanem’e yaptırırken pek keyif alıyordu şimdi de o kadar keyif alacak mı bakalım?

Tehdit öncesinde kampanya ilgili bilgi toplamasını istedi fabri Aylin’den. Güliz sağ olsun(!) Aylin’e istediğini bir çırpıda verdi.  Aylin Sanem’in bilgisayarını, defterini karıştırdı ve bulduğu sloganı, kendi fikriymiş gibi Deren’e verdi. Deren de üzerinde çalışarak güzel bir fikir sundu toplantıda. Sloganı duyunca Sanem neye uğradığına şaşırdı. Sloganın kendine ait olduğunu söyledi ama Deren’in bir artısı vardı ki, Sanem slogandan yola çıkarak bir çalışma yapamamıştı ama Deren’in elinde elle tutulur bir fikir vardı. Sonuç olarak kampanya koordinatörlüğüne Deren getirildi ve Sanem de bu duruma çok bozuldu. Sloganı Aylin çalmıştı evet ama fikir çalıntı olmayınca Sanem konunun üzerine gidemedi. Deren sloganın çalıntı olduğunu anladığında Can’la konuşmalı, Aylin’i ele vermeliydi. Aylin’den nefret etse bile Sanem’i alt etmenin heyecanına kapılıp büyük bir hata yaptı. Aylin’in, kendini saf dışı bırakmak için yardım ediyor gibi gördüğünün farkında değildi. Bu bir çeşit Aylin’in Deren’den intikamı oldu. Deren’in hazırladığı çalışmalar McCannon tarafından kabul edildi. Fabri için artık harekete geçme zamanı gelmişti.

 

 
   
 

 

Bu haftanın etiketi #EnBüyükHeyacan idi ama dizinin tek heyecanlı sahnesi bölüm sonuna saklanmıştı. Fabri’nin tehdidiyle Deren’in bilgisayarındaki kampanyayla ilgili tüm çalışmaları çaldı Aylin. Kampanyanın kabul edildiği anda Fabri’ye haber uçtu ve Fabri yeni hazırladığı parfümü piyasaya sundu. Sunmakla kalmadı, bir örneğini lansman davetiyesiyle birlikte Can’a yolladı. Can’ın parfümü eline alıp, bileğine sıkıp kokladığı an, nefeslerin tutulduğu andı. Can parfümü kokladı ve Sanem’e baktı. Bölüm burada sona erdi.

 

Erkenci Kuş 28. Bölüm

 

Can’ın bakışından kokunun Sanem’in kokusu olmadığı belliydi ama ön izleme ve fragmanlarla bu kesinleşti. Acaba Fabri’nin planı ne? Yolladığı örnek kokuyla piyasaya sürdüğü koku aynı mı? Can lansmana giderse asıl kokuyu orada mı görecek? Yoksa Fabri’nin kokuyla ilgili başka planları mı var. Deren’i bundan sonra neler bekliyor?  Sorularıyla kalktım ekran başından.

Projeyi Aylin’e gösterdiği için kızgın Can Deren’e.  Sanem ise kendi kokusu piyasaya sürülmediği için rahatlamış durumda. Fabri ve Aylin’in polis tarafından götürülmesiyle Sanem parfüm olayını anlatmayacak ve bu konuyu kapadı gibi duruyor ama bu durum hoşuma gitti diyemem.

İkinci fragmandaki mutluluk tablosu fırtına önceki sessizlik değildir umarım. Ama bunca yıllık dizi izleyicisi olarak tecrübelerime dayanarak bu mutluluğun ardından ciddi bir yıkım gelecek diyebilirim. Tıpkı Can’ın Sanem ve Emre’yi duyduğu an gibi. Tabi ki senaryo tekrarına düşmemek adına olayların böyle gelişmesini istemem ama bu ihtimali de yazmadan edemedim.

Ekran başından mutlu şekilde, dolu dolu geçirilmiş hissedeceğim bir yeni bölümde buluşmak dileği ile…

 

Dizi ile ilgili diğer yazılar için İzledim / Erkenci Kuş kategorisine göz atmayı unutmayın…

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Buke Oguz

    ERKENCİ KUŞ – İNSAN EN ÇOK KAYBETMEKTEN KORKTUĞU İNSANA KARŞI HATA YAPARMIŞ…
    Erkenci Kuş’ta 29.bölümü de geride bıraktık bu hafta. Geçen haftayı saymazsak uzun süreden sonra bir cumartesi gecesi ekran başından mutlu ayrıldığımı söyleyebilirim. Eski bölümlerin tadı vardı dizimizde bu hafta.
    Bölüm Fabri’den gelen lansman davetiyesi ve içerisindeki parfüm örneği ile başladı. Can parfümü kokladığı sırada sadece Sanem değil, Leyla ve Emre de diken üzerindeydi. Birazdan kıyamet kopacaktı ve Sanem “her şey bitti artık” der gibi bakıyordu .
    Geçen bölüm sonunda kokunun Sanem’e ait olmadığını tahmin etmiştik zaten yanılmadık. Fabri başka parfüm göndermekle ne planlıyor diye düşünerek kalkmıştım ekran başından ama gördük ki özel bir sebebi yokmuş, sadece parfümü yetiştirememiş.
    Can’ın parfümün çok sıradan olduğunu söylemesi üzerine Sanem’in yaşadığı şaşkınlık , parfümü koklaması ile yerini anlık bir rahatlamaya bıraktı ama Sanem gerçekleri anlatmak zorunda olduğunun farkındaydı.
    Hainin kim olduğu belliydi.: Aylin… Can Deren’den kamera kayıtlarının toplanıp incelenmesini istedi. En ufak bir görüntü şikayetci olmaya yetecekti. Fabri için ellerinde delil yoktu ama Aylin’den kurtulabilirlerdi. Beklenen görüntü Deren tarafından ulaştırıldı ve aynı dakikalarda Deren’den Can’ı şoka uğratacak itiraf da geldi. Evet Aylin Sanem’in bilgisayarını, defterini karıştırmıştı ama kampanyanın son halini Aylin’e gösteren Deren’in ta kendisiydi. Can bunu duyunca çok öfkelendi ve Deren’i şirketten gönderdi. Deren hatasını olgunlukla kabul ettiği için cezasını da kabul etti ve sessiz sedasız şirketten ayrıldı.
    Can gibi yalan dolandan, entrikadan hiç hazzetmeyen bir adam için başlarına gelen bunca olay artık katlanılamaz bir hal almıştı. Sanem olmasa her şeyi bırakıp gidecekti. O’nu İstanbul’a bağlayan, İstanbul’da tutan tek sebep Sanem’di. Can Sanem’e açıldıkça, içini döktükçe Sanem’in vicdan azabı daha da büyüyordu. Sanem sürekli dolaylı da olsa bir şekilde Can ile konuşmaya yelteniyor ama her defasında vazgeçiyordu. Can için güven her şeyden önce geliyordu. Güven kırıldı mı tamiri de çok güç oluyordu. Deren karşı hissettiği kızgınlıktan çok kırgınlıktı. Sanem ise Deren ile yaptıkları konuşma sırasında aslında kendini anlatmaya çalıştığı sözlerini söylüyordu Can’a : İnsan en çok kaybetmekten korktuğu insana karşı hata yaparmış. Can Sanem’in ne demek istedeğini kısa bir süre sonra anlayacaktı. Deren için Can da şirket de çok önemliydi ve bunu Can’a Sanem söylüyordu.
    Can ve Sanem’in “Aşk Yeniden” eşliğinde yaptığı İstanbul turu çok güzeldi. İstanbul’dan insan manzaraları ayrı, İstanbul fotoğrafları ayrı güzeldi. Can Sanem’in fotograflarını çekti, Sanem Can’ın fotograflarını. Ama böyle mutlulukların ardından hüsran geleceği de maalesef belliydi.
    Deren konusu Can’ın ne kadar değiştiğinide gözler önüne koyuyor aslında. Can katı kuralları ve doğruları olan bir adamdı. Bu kuralları ihlal eden her kim ise , gözünün yaşına bakmadan hayatından çıkardıyordu Can Divit. En basit örneği, sırf annesine şirket ile ilgili bilgileri yolluyor, annesi ile iletişim halinde diye- ki Hüma Hanım şirketin ortağı olduğu için şirket ile ilgili bilgileri edinmeye hakkı olduğu ve bu durumun şirketin geleceğini olumsuz etkilemediği halde- en yakın arkadaşı , can dostu ve avukatı olan Metin’i bir kalemde silmemiş miydi Can? O’nu avukatlığından azletmemiş miydi? Şimdi aynı Can biraz sakinleşip düşününce , kampanyanın çalınmasına ve aldıkları işi kaybetmelerine sebep olan hatayı yapan Deren’e haksızlık ettiğini, O’na çok sert söyleyebiliyordu. Üstüne üstük ondan af dilemeyi ve işe geri çağırmayı bile düşündüğünü ifade ediyordu. Can Divit’teki bu değişimi Sanem’e olan aşkına borçluyuz. Hüma Hanım Can’ın duygularıyla karar verdiğinden şikayetçi olsa da, Can duygularıyla karar veriyor olmasaydı Deren bir daha o şirketin değil kapısından içeri girmek, önünden bile geçemezdi.
    Hüma Hanım demişken bu bölüm kendisi nihayet şirket ile ilgili bir şeyler yapacağının sinyalini verdi. Ama bundan önce oğullarıyla yapması gereken gecikmiş bir konuşma vardı. Emre’ye ısrarla Can’ı da ikna edip eve getirmesini , konuşmaları gerektiğini, önemli olduğunu söyleyince Emre annesinin dediğini yaptı ve Can’ı eve gelmeye ikna etti. Can eve gelince Hüma söze başladı. Can için annesinin söyleyeceklerinin önemi yoktu yine de sabırla dinledi bu sefer. Hüma kocasıyla ayrılma sebebini anlatmaya başladı. Kocası tarafından aldatılmış, gururu kırılmış, oğulları elinden alınmak istenmiş, küçük oğlunu yanına almayı tercih etmiş annesine daha çok ihtiyacı var diye, anne evine dönmüş ama orada yaşamak kolay değilmiş. Çareyi evlenip yurtdışına gitmekte bulmuş. Önce küçük oldukları için anlatmamış bu gerçekleri, sonra da düzenleri bozulmasın diye. Hüma Hanım’ın bu sahnede gözyaşları samimi olsa da yaptığı açıklama gerçek mi, yoksa sadece oğlunu geri kazanmak için yazılmış bir hikaye mi?
    Hoş ilk etapta Can’ın kafası babası ile ilgili karışmış olsa da, bu hikaye kendini bırakıp giden annesine karşı kalbinde bir yumuşama olmasını sağlamadı gibi duruyor ilk etapta. Savaşmak yerine kaçtığı için kızgın. Babasının annesinin gidişi üzerine çektiği acıya şahitlik etmiş bir çocuk olarak babasını suçlayıcı bu açıklamaya inanmak , bunu kabul etmek istemedi haliyle. Emre ise inanmaya daha meyilliydi. Baba ile ilgili ortaya atılan bu iddia karşısında babaya da söz hakkı doğuyor. Acaba Aziz Bey hikayeye yeniden dahil olur mu? Can ile arasında bu konuyla ilgili bir konuşma geçer mi? Eğer Hüma’nın anlattıkları gerçekse, Can ve Emre babalarına bunun hesabını sorar mı?
    Hüma’nın şirketle ilgili ne planı olduğunu bu bölüm anlayamadık ama Ceyda’yla ilgili planı suya düşünce Can için Polen’i devreye sokmak olduğunu gördük. Bu arada Polen’in babasının boşandığını öğrenince pek bir memnun oldu Hüma Hanım. Malum Ceyda’nın babasının evlendiğini duyunca hayal kırıklığı yaşamıştı. Kimbilir cocukları evlendiremezse bile belki kendi evlenir Polen’in babasıyla
    Hüma’nın aksine Sanem’in çaldırdıkları kampanyayı telafi etmek, yeni bir kampanya hazırlayıp, şiketi aklamak için güzel bir planı vardı. McCannon’u arayarak yeni bir kampanya hazırlamak için 24 saat süre istedi.İkna edici konuşması saesinde adam buna razı oldu ama başarabileceklerini düşünmüyordu. Sanem önce Deren’i ikna etti sonra kampanyada görevli ekibi. Sanem’in evde sabaha kadar çalışıp kampanyayı yetiştirdiler. Deren yaşadıklarından bir ders çıkarmıştı ve Sanem’e onun sloganını kullandığını itiraf etti. Sanem bunu biliyordu zaten. Deren’e kızgın olmadığını anlattı. Bu yaşananlar ikili arasındaki buzların erimesini sağladı. Kampanyanın sloganını bulmak da Nihat’a kısmet oldu. Mevkıbe ile tanışma hikayelerini anlatırken dudaklarından dökülen “ulaşılmaz” kelimesi kampanyanın sloganı oluverdi.
    Sabah olduğunda Sanem ve ekip , Sanem’in Can’a bahsettiği sürprizi göstermek için şirkete gelmişlerdi. Can bir gecede yeni kampanya hazırlamalarına şaşırdı ama sunumu görünce ekibi bu işle kendi rekorlarını kırdıklarını, kampanyanın çok iyi olduğunu, McCannon eğer kabul etmezse kendi kaybedeceğini söyledi. Sanem , Deren ve Can sunum yapmak için yola çıktılar. Ve tabi ki işi aldılar. Bu haberi şirkette paylaştıkları sırada gelen Polen sayesinde Sanem’in “polen alaerjisi” yeniden nüksetmiş oldu.
    Bu haftaki bölümde ilginç gelişmeler yaşandı. Fabri’nin Fikr-i Harika’nin kampanyasını çaldığını öğrenen Mine daha fazla şirketle çalıiamayacağını söyleyerek oradan ayrıldı. Giderken de Fabri’nin yaptığı tüm pis işlerin belgelerini de yanına alıp polise verdi. Ardından Can’ı arayıp acilen görüşmek istediğini söyledi. Bu aşamada Can’ın parfüm le ilgili gerçeği Mine’den öğreneceğini de anlamış olduk haliyle. Sanem o gece artık ne olursa olsun Can ile konuşmaya karar vermişti ama itiraf etmek için geç kalacağını tahmin etmek de zor değildi. Mine Aylin’le yapılan sözleşmenin kopyasını Can’a verirken , Sanem’in Fabri’ye kokusunu verdiğini gösteren sözleşmeyi de verdi. Can o anda resmen buz kesmişti. En güvendiği hatta belki tek güvendiği insan O’na yine yalan söylemiş olamazdı. Am asözleşmeyi okuduğunda tüm bunların gerçek olduğuyla yüzleşmek durumunda kaldı. O anda Sanem’le yaptığı tüm konuşmalar , O’nun tüm sözleri aklından geçti. Sanem’in günlerdir O’na anlatmak istediği ama bir türlü söyleyemediği şeyin ne olduğunu anlamış oldu.
    Can soluğu Fabri’nin yanında aldı. Polisler O’nu götürürken o ana tanıklık etmek istiyordu. Can Sanem’in parfümü kendisi için verdiğini, O’nu hapisten çıkarmak için bunu yaptığını anlamıştı. Bunları Fabri’ye de söyledi. Fabri’nin gösterdiği sözleşemeyi yırttığı sırada polisler de şirkete gelmişti. Fabri götürülürken Can gururla “O koku benim demiştim” diyordu.
    Eş zamanlı olarak Aylin de polisler tarafından götürüldü. Aylin böyle bir sonu fazlasıyla hak emişti. Döktüğü gözyaşlarına hiç acımadım doğrusu. Aylin karakterinin diziye veda ettiğinin oyuncu Sevcan Yaşar tarafından açıklandığını duyunca şaşırdım doğrusu. Bu kadar erken bir vedayı beklemiyordum. Karakteri izlemek sıkıcı olmaya başlamıştı, sürekli entrika çevirip kazanan taraf olması hoşuma gitmiyordu ama hikayenin kötülük ayağını o oluşturuyordu. Fabri de O’nun bir nevi oyuncağı idi ancak sonu yine Fabri tarafından oldu.
    Dizinin tüm kötülerinin bir anda hapse girmesi ile hikaye nasıl şekillenecek merak ediyorum. Diziye yeni kötüler mi girecek , yoksa Hüma Hanım’ın oğulları ile ilgili planları üzerine mi dönecek hikaye. Acaba diyorum yeni bir rakip şirket çıkar ve Fikr-i Harika ile uğraşmaya başlar gibi bir senaryo yazılma olasılığı nedir? Hatta rakip şirketin avukatı olarak Metin’in diziye geri gelme olasılığı olabilir mi?
    Can Sanem ile ilgili gerçeği öğrenince soluğu evde aldı. Onun halindeki tuhaflığı sezen Emre konuşmaya yanına gittiğinde Can Emre’ye patladı. Emre’nin de koku konusundan haberi olduğunu öğrenince iyice öfkelendi Can ve dağ evine doğru yola çıktı. Hüma rahat durur mu? Hemen Polen’e haber uçurdu.
    Sanem , Can’ın telefonlarını açmamasını kötüye yormamıştı hiç ta ki Emre O’nu arayıp kötü haberi verene kadar. Can tüm gerçekleri öğrenmişti artık. Sanem bunu duyunca Emre’yi dinleyip daha önce konuşmadığı için pişman olduğunu söyleyip telefonu kapadı. Sanem hiç susmasının faturasını Emre’ye kesmeye kalkmasın. Emre ve Leyla istediği için değil, Can’ı kaybetmekten , O’nun gitmesinden korktuğu için sustu Sanem. Eline kaç kere fırsat geçti istese söylerdi yapmadı. Emre’ye bir gün acıyacağım aklıma gelmezdi ama koku konusunda kabak başına patlayınca Emre’nin geröekten acıdım.
    Son sahne ile yazıyı bitirmeden ince dizinin mahalle ayağından da kısaca bahsedeyim. Bizim akıllı uslu birbirine aşık Mevkıbe – Nihat çiftimizin üzerinde karabulutlar geziyor. Karı koca arasındaki buzlar daha yeni erimişti ki geçen hafta başlayan organik yiyecek mevzusu Aydın ailesinde yeni bir krizin doğmasına sebep oldu. Nihat daha bakkaldaki ürünleri satmakta zorlanırken, “ kim organik ürünlere para verir ki” diyerek, haklı olarak bakkalında bu ürünleri satmak istemiyor. Mevkıbe ise satmakta kararlı, bakkalda kendine yer bile yapmış, hatta ürünleri satacaktı ki Nihat engeli ile karşılaştı. Orada barınamayan Mevkıbe, Muzaffer ile birlikte evin önüne tezgah açtı. İyi de satış yapıyordu ki uzun zamandır ortalarda görünmeyen “Steril Aysun ve Çakal İhsan” tarafından ikinci engelle karşılaştı Mevkıbe. Aysun’un telefonu üzerine mahalleye gelen zabıta, önce izni ve vergi tabelasını sordu ardından yarım saat izin verdi Mvekıbelere tezgahı kaldırmaları için. Hayal kırıklığı yaşayan Mevkıbe şikayet edenin Aysun olduğunu anlayıp üzerine yürüdü. Sonra ellerinde kutular soluğu Nihat’ın yanında aldı. Nihat O’nu desteklemek yerine Aysun’a hak verince Mevkıbe’nin kafası attı ve çiftimiz büyük bir kavgaya tutuştu. Muzaffer kızlara haber verdi hemen ama kızlar geldiğinde iş işten geçmişti çoktan. Mevkıbe ani bir kararla bakkalın karşısındaki boş dükkanı kiralamıştı bile. Korkarım uzun bir süre Aydın ailesinin satış rekabetine tanık olacak bu gözler.
    Ceycey’in Melahat’in evini tutmak için kira sözleşmesini izlamayamaması da ayrı olaydı. Defalarca sözleşmeyi okuyarak çevresindeki herkese fenalık geçirtti Ceycey ama sonunda imzayı atarak mahallenin resmi olarak sakini haline geldi. El birliği ile Ceycey’in evini taşıma sahnesi eğlenceliydi.
    Leyla Emre Osman cephesinde ise Emre tarafında kıskançlık vardı yine.Bir de üstüne Leyla’nın Aylin’in sözlerine inanıp kendisine kızdığı için Osman ile sözlendiğini anladı. Leyla Emre ve Aylin arasındaki ilişkinin yeniden başlamadığını öğrenince Osman ile sözlendiğine pişman oldu mu bilmem ama mantığı ı devreye sokarak Osman’ın kendine daha uygun olduğuna karar verdi. Arada Aylin olmasa da Emre ile olamayacaklarını söyledi Sanem’e. Emre Leyla’yı kararından vaz geçirecek mi yoksa kendi yoluna mı gidecek zaman gösterecek.
    Son sahneye gelecek olursak Sanem ne olursa olsun derdini anlatmak için dağ evine gitti. Oraya vardığında Can’a seslenecekti ki yanında Polen’i gördü. Can ile Sanem göz göze geldiğinde Can’ın gözlerinden Sanem’e ırgınlığı açık seçik okunuyordu. Sanem’in ise duyguları karmakarışıktı o an. Polen’in yüzünde gülümseme, Sanem’in yüzünde haya kırıklığı ile bölüm sona verdi.
    Can Sanem’e ilk yalanındaki gibi sert bir tepki mi verecek, yoksa bunu kendisini kurtarmak için yaptığını bildiği için daha kolay mı affedecek? Sevgisi mi ağır basacak, hayal kırıklığı ve kırgınlığı mı?
    Ön izleme ve fragmanlara göre Can kafasını dinlemek için Ağva’ya kaçıyor. Emre ve Leyla ise Sanem’i O’nun peşinden yolluyor. Sanem başta istemese de Can’a kendini bir şekilde affetirmek için elinden gelen her şeyi yapacak gibi duruyor. Görünüşe göre bizi eğlenceli bir bölüm bekliyor.
    Yeni bölümde görüşmek üzere…

    • badem

      Merhaba Bükecim;
      Ben de senin gibi ekran başından memnun ayrılanlardanım. Favori sahnem,Can – Deren yüzleşmesiydi. Sahnenin gerginliği çok iyi yansıtılmıştı. Bu olayın Deren ile Sanem arasındaki buzları eritmesine ve Deren’in daha sakin ve mülayim bir insana evriliyor olmasına da ayrıca sevindim.
      Geçen hafta Hüma hanım Can’a karşı bir adım atmalı demiştin,o adım bu hafta geldi. Ben anlattığına inandım. Can’ı yumuşatmadı ama bence içine kurt düşmüş olabilir. İşte babanın dönmesinin tam zamanı.Yeni yüzleşmeler,yeni çatışmalar…Ne iyi olur…
      Aylin ve Fabri’nin cezasını bulmasına sevindim ancak dediğin gibi kötüler olmadan nasıl ilerleyeceğiz? Sadece Hüma – Polen işbirliği ile kedi – fare kovalamacası mı seyredeceğiz🙄 Umarım senaristlerimizin daha iyi fikirleri vardır.
      Yeni bölüm fragmanları beni pek tatmin etmedi açıkçası. Daha dramatik sahneler beklerdim,Sanem Can’ın peşinden koşarken.Umarım yanılırım.
      Yeni bölümde görüşmek dileğiyle 😊

      • Buke Oguz

        Selam canım. Bence de babanın dönmesinin tam vakti… Fragmanlar bana da fazla komedi geldi bekledigim daha dram dozu yüksek sahnelerdi. Umarım ilk yarıda dramatik unsurlar ikinci yarıda komedi izleriz.
        Ben de senaristlerden yaratıcı fikirler bekliyorum hikayenin gidişatı açısından. Üçüncü kişiler ile çiftleri ayırma , araya kıskançlık sokmaktan ibaret bir senaryo olursa hayal kırıklığı yaşarım. Kötülerin yerini dolduracak hikayeler bekliyorum . Umarım fragmanların aksine gönlümüze göre bir bölüm izleriz. Yeni bölümde görüşmek üzere 😚😚

  • Yeliz

    Sanem karakterine nasıl tahammül ediyorsunuz çok merak ediyorum. İzlemek işgence gibi bir şey. İzleyenlere allah sabır versin ben sadece fragmanları izliyorum orada bile tahammül edemiyorum.

    • Hoş geldiniz. 🙂 Yorum Onay bekleyenler arasına takılmış düzelttim.

      (konuk yazarımın gazabından korkarım ama :p) yazdıklarınızda kendimi gördüm ^^ – ki ben çilek kokusu izlemiş insanım. Bünye alışkın romcom’a da Demet Özdemir’e de… Ama… Bu proje… :)))

      • Buke Oguz

        Aşkolsun adminim. Ben korkulacak bir konuk yazar mıyım? :)))

        Bu arada canım bu haftanın yazısını buraya yorum olarak eklesem olur mu?

      • Yeliz

        Hoşbulduk,
        Benim gibi düşünenler olduğunu görünce çok sevindim. Valla 2 bölüm izlemek için kendimi çok zorladım, Meriç Acemi hatırına ama Sanem karakteri beni diziden soğuttu. Yeteneksizliği komikmiş gibi görünüyor. Gerçekten komik çünkü rol kabiliyeti bir felaket. Başroller bu kadar ucuz olmamalı. Erkek başrol çok mu iyi değil ama en azından haddini biliyor tepkileri minimumda tutuyor sırıtmıyor. Son fragmanda allahım bu kız ne yapıyor dedim yaaa.

    • Buke Oguz

      Hoşgeldiniz :))
      Ben ilk kez uzun uzun izliyorum Demet Özdemir’i.
      İlk başlarda daha zor tahammül ediyordum. Hatta ilk bölümünü yazmamış olsam büyük ihtimal ikinci bölümü açıp izlemezdim bile ama alıştım sanırım. Ha çok saf saf hareketleri olan sahneleri hala sevmiyorum ama yine de izletiyor dizi kendini. Tabi bunda yazıyı yazıyor olmamın etkisi de var yalan yok.

      • Yeliz

        Ayy ben bu saf kız ayaklarından kusacağım artık.

  • badem

    Merhaba Bükecim,
    Öncelikle kalemine sağlık…
    Sana söylemiş miydim bilmiyorum, dizi benim için direkten döndü. Hüma hanım’dan da umudu kestiğim bir dönemde “Yeni yıla kadar şans veriyorum” demiştim kendi kendime. Şükür ki, üç haftalık aranın ardından gelen bölümleri beğendim ben. Seninle fikir ayrılığı yaşamak asla istemem ama tatmin oldum.
    Leyla-Osman-Emre üçgeni konusunda hemfikirim seninle. Emre’nin Leyla’yı gerçekten sevdiğine inanıyorum artık. Kız isteme seremonisinden haberdar olur olmaz bir hışımla evden çıkıp Leyla’ya gitmesi,ona bakışları…İnandım hepsine. Ancak ölümüne Osman’cıyım ve onun üzülmesine dayanamam. Leyla’nın yaptığı, O’nu kullanmaktan başka bir şey değil. Eğer bir gün Osman Leyla’yı kalbinden atıp başka bir aşka yelken açarsa işte ancak o zaman LeyEm’i destekleyebilirim.
    Hüma hanım’dan ben de hoşlanmadım. Kibirli ve kendini beğenmiş insanlardan hiçbir zaman hazetmemişimdir. Şirketle ilgili mevzulara müdahele edebilir, dediğin gibi. Oğlu çok katı, çok uzak, dolayısıyla uzaktan yönetmeye çalışıyor onun hayatını. Can’ın aşırı katılığını da anlamakta zorlanıyorum. Evet, bu kadın seni terketmiş olabilir, sana acı çektirmiş olabilir ama ne olursa olsun senin annen. Birazcık durup dinlesen…Can bir adım gelse Hüma hanım üç adım gelecek belki de.
    Bölüm, güzel bir noktada sonlandı. Fabri, sahte kokuyu göndermekle nasıl bir amaç güdüyor, göreceğiz. İkinci fragmana istinaden, “Aşırı mutluluğun sonu hüsran olur” tezine kesinlikle katılıyorum. Bu bir dizi klişesidir.
    Ve bu sabah Sevcan Yaşar’ın 29.bölüm itibariyle diziden ayrılmış olduğunu öğrendim. Şaşırdım açıkçası. Aylin, sinir de olsak önemli bir karakterdi ve entrikalarıyla dizimize bir nebze olsun hareket katıyordu. Onun yokluğuyla olaylar nasıl ilerleyecek,çok merak ediyorum. Tek dileğim; yeniden o kısır döngüye girilmemesi.
    Haftaya görüşmek üzere… Sevgiler…

    • Buke Oguz

      Merhaba Bade’cigim hoşgeldin.
      Evet yılbaşına kadar şans verdiğini söylediğini hatırlıyorum. Sevindim bölümleri beğenmene. Bu bölümden ben de memnun kaldım diyebilirim en azından sıkılmadan izledim, güldüm , eğlenceliydi.
      Aylin haberine ben de şaşırdım. Bakalım gidişinin hikayeye artısı yada eksisi ne olacak? Umarım O’nu mumla aramayız :))
      Aylin’in gitmesi Emre için iyi aslında. Aylin Emre’nin içindeki kötü yanı ortaya çıkarıyordu. Bundan sonra Emre ağabeyi ve şirket arkasından iş çevirmez artık diyorum.
      Fabri olayı nereye bağlanacak ben de merakla bekliyorum ve finali gerçekten beğendim. O sahnedeki gerilim geçti bana:))
      Can ve Hüma konusunda Can’ın katı tavrını Huma’nin kırmasını bekliyorum sanırım. Anne olarak ağırlığını koymasını, kendini dinletmesini. Belki Can’ı kışkırtarak, Onun içindeki zehri kusmasını sağlamalı. Can annesine karşı o patlamayı yaşarsa, içindeki çocuğun anne özlemini dışa vurur ve belki bir annesine karşı bir adım atar o zaman. Söyle Can ağlayarak annesine sarilsa güzel bir sahne olurdu😍😍