KUZGUN – Aşk mı İntikam mı?

Bu diziyi izlemek için gerçekten çabalıyorum ama nereden tutarsam tutayım elimde kalıyor. Tanıtımlar ile derin bir hikâye olacak diye içine çekti ama geride kalan bölümler ışığında herhangi bir derinlik göremedim.

Kuzgun bugüne kadar ayakları üzerinde durmuş, iyi hoş ama kurtlar sofrasına dalacak ve o sofrada kendine yer bulacak kadar güçlü mü? İntikam peşinde koşacak azminin dışında elinde ne var? Mentoru terzi desek, onun tarafından tam olarak emin olamadım ki…

 
   
 

 

Hep oyun kurucu olmasını bekledim Kuzgun’un. Düşmanlarını birbirine düşürüp düşmanı düşmanına kırdırtmasını. Yaptığı hazırlık isimleri vücuduna kazımakla sınırlı kalmışa benziyor. Elini kana bulayacaksa beklemesine ne gerek vardı. Bir şekilde eve sızar, çeker vururdu. Şimdi düşmanı Rıfat’ın eline koz vererek katil oldu, daha mı iyi? Bu mu intikam? Hikâyenin kurgusu hatalı iken nasıl izleyiciyi ekran başına kilitleyeceksin sevgili senarist? Şeref’in canını alırken Rıfat’ı öldürmemesinin nedeni ‘babasına yaşattıklarının aynısını ona da yaşatmak’mış. İntikam değil, kendi adaletini ortaya koymak olarak değerlendirsek bile günün sonunda Kuzgun’un katil olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Üstelik Şeref’in ölümü planın hangi parçası belli bile değil? Bir plan var mıydı, o da belli değil… Plan ‘uygun olan ilk ortamda öldür’ mü yoksa? ^^

 

 

Dila – Kuzgun cephesinde de bir elektrik alamıyorum. Bunun en büyük nedeni günlük konuşmadan uzak, kitap cümleleri replikler… Ağdalı cümleler dinleyip Dila’nın çocukluğuna takılı kalmasını mı alkışlayacağız? Kusura bakmayın, benden pas.

Miniş bir doğum günü kutlaması ile hikayeye biraz da aşk katalım fandom coşsun… Coştu mu gerçekten? Dila Kuzgun’un üzerine fazla gelmiyor mu? Neymiş bu çocukluk aşkı arkadaş… Dila’nın aşk itirafından sonra Kuzgun’dan tam olarak ne bekledi acaba? Daha Kuzgun’un dönüş amacını bilmeden bu ne hızlı itiraf? Keşke Kuzgun’un amacını öğrenmek için ona aşık rolü yapıyor olsa… Oyun mu al işte sana oyun ^^ Nerede o intikam aldırmam diyen Dila nerede Kuzgun karşısında aşk dilenen Dila?

Burada bir parantez açmam gerek; şömine ve Burcu Biricik… Anılar, anılar… Şimdi gözümde canlandılar…

Dila  – Meryem sahnesi bölümün en etkileyici sahnelerinden biriydi. Onca süslü söz  Dila’nın bunca yıl pişmanlığın pençesinde olduğuna inanmamı sağlamıyor, üzgünüm. Her iki cümlenin sonu Dila’nın pişmanlığına geliyor da pişmanlık sözle olmuyor. Kan ile kazanılmış mal varlığının nimetlerinden sonuna kadar faydalanırken onca yıl yükün ağırlığından kıvranıyor olması inandırıcı gelmiyor.  Tam da bu nedenle Dila’nın her şeyin başlangıcına neden olan o uyuşturucu paketini koyduğu anı en baştan biliyor, hatırlıyor olmasındansa o olayı hafızasının gerisine kilitlemiş olmasını ve bu kilidin olaylar geliştikçe açılmış olmasını tercih ederdim.

 

 

Kötüleri severim. Bora’yı da sevdim. Tam bir psikopat. Ama onun için yaratılan karakterde eksiklikler var. Babasından göremediği -onu öldürecek kadar nefret ettiren, babalığı oğluna vermesini beklerdim. Aksine babasını rol model almış gibi görünüyor. Sadece oğlu ile temasa geçmesi güzel detay ama salt bununla sınırlı kalması ikilem değil mi?

Ali tam bir yarım akıllı veliaht. Yahu Şeref öldüğünde babanın nerede olduğunu az çok biliyorsun, okları Kuzgun’a çekmeye çalışırken babanı yakabileceğini hiç mi düşünmüyorsun?

Şu anda tek merak ettiğim ne aşk ne intikam: Kuzgun’un ailesi ile kuracağı iletişimin ince ince ilerlemesi ve Bora’nın Dila’nın ilgisinden dolayı halihazırda kara listeye aldığı Kuzgun hakkında yeni öğrendiği detayın etkisi ile atacağı adımlar. Bir süre daha şans verelim bakalım…

Çarşamba’ya kadar sağlıcakla kalın…

 

KUZGUN 5.Bölüm Fragman

 

 

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  İzledim /Kuzgun  kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Geldim sabah aslıcığımın yorumunu okuyayım dedim ama bir baktım o da ne? Kore de burada. Hem de tüm yazmak isteyip de beceremediğim düşüncelerimi dökmüş ortaya. Kendimi eski zamanlarda hissettim. Hey gidi heyyyy.. Ne eğlenceli zamanlardı. Hayat şarkısı sonradan benim için nefretlik bir hale bürünse de hayatıma kattığı bu güzel insanlar için unutulmaz bir dizi oldu.
    Kuzguna bunların dışında yazacak pek bir şey bulamıyorum. Senaristler çok yüzeysel, son dönemlerde moda olan wattpad tarzı yazıyorlar. Asla bir derinlik beklenmez. Karakterlerin ne yapacağı da belli olmuyor. Dila bir bölüm kuzguna ileri tavırlar yapıyor. Diğer bölüm aşk itirafları havada uçuşuyor. Hayır bbir de ne ara böylesi aşık oldun? Böyle ani işler genelde ergenlikte yaşanır. Otuzunda insan hoşlanır, etkilenir ama pat diye iki günde aşka düşmek.. Olmuyor pek. En tutarsız, ne yapacağı belli olmayan karakter dila. Burcu nasıl bu rolü kabul etmiş? Ayrıca söylediğin gibi aşırı zayıflık hiç yakışmıyor. Hayat şarkısı ilk dönemlerde be güzeldi. Keşke biraz kilo alsa.
    Barış görünüş olarak çok hoş. Sanırım şu an ekranda en beğendiklerimden birisi. Önceden hiç izlememiş dikkat de etmemiştim ama şimdi gözlerimi ondan alamıyorum. Oyunculuk zayıf. Ama çok gözüme batmıyor. Bazı sahnelerde aras olsa şimdi ne güzel oynardı, bu sahneyi nasıl da mükemmel hale getirip o duyguyu bize geçirirdi diyorum. Barışın zayıf oyunculuğu ana karakter o olduğu için dizinin genel olarak yansıtması gereken hüznü, ihaneti, kayıp hissini de veremiyor. Bu nedenle herşey repliklerde kalıyor. Mesela kuzgunun kesik’i kaybettiği sahne. Üzülmeyi bırak gülesim geldi. Oysaki kuzey güney de kuzeyin aliyi kaybettiği sahne de hüngür hüngür ili gözüm iki çeşme ağlamıştım.
    Bu dizinin hedeflediği kitle de zaten bizden ziyade o wattpad kitaplarını bayılarak okuyanlar. Ben dizi açlığından arada bakıyorum ama çok sıkılıp kapatıyorum. Özellikle dila karakterinin acilen toparlanıp, yaprak gibi savrukmaktan vazgeçmesi laızm. Aile ilişkilerinde de kardeşler neden en ufak bir üzüntü duymuyor? Neden bunun lafı hiç edilmiyor anlamış değilim. Aşırı özgüvenli, sürekli düşüncesiz hareketler yapan kızkardeşin dünyanın ne olduğunu acilen öğrenmesini istiyorum. Umarım kötümüz bora bu görevi üstlenir.
    Nihayetinde çok fazla olmamışlık mevcut. barışın yakışıklılığı dışında hiçbir albeniye, derin karakterlere sahip değil. Aşıır ağdalı laflar dönüp duruyor. Ne diyor bunlar diyorum bazen. Küçücük çocuk arkadaşına şah damarım dermiş. Tamam inandık biz de..

    • Kore

      Günaydın :))) Hey gidi günler hey yani kesinlikle her zaman sevindiğim birbirimizi bulduk .Bir karakteri irdelerken birbirimizi tanıdık tek olmadığımızı gördük daha ne olsun . En kötü dizinin bile bazen bir faydası olabiliyor demekki :)))

      Dila tam bir ezik ben hayran olacağım bir yanı olan kadın karakterleri severim zor bi hayatı olabilir çaresizliği ya da muhteşem bir hayatı farketmez konumu nerde olursa olsun kişiliği nasıl olursa olsun karakterin bir ruhu olmalı . İyi de olsa kötü de olsa . Dila sınırları çizgileri belli olmayan bir kişiliksiz kabına göre şekil alan sıvı gibi . Ona saygı duyamıyorum sınırlarını göremiyorum .Halbuki çok güzel bir karakter çizilebilirdi o noktada.

      Akıl oyunları içinde birbirlerine aşık olsalar bir şey kaybetmezdi illa kadın karakterin bir tür evcil hayvan edasında olmasına gerek yok aşk mı bu ?

      Benimde aklıma Kuzey ve Ali sahnesi geldi ve dedim sahne var sahne var oyuncu var oyuncu var .bazı şeyleri cidden zorlamamalı en azından hikayenin ve duygunun üzerinden akacağı bir karakteri seçmek yerine rom-comlardaki zengin çocukluğa devam edilmeli

  • Kore

    Sabahı bekleyeyim dedim ama dayanamadım :)))

    Daha fragman yayınlandığında ben tam tersine karakterlerin çok karton göründüğünü düşündüm altları boş olacak gibi geldi bana bu işten bir şey çıkmaz dedim ve tam da beklediğim gibi oldu. Hikaye diye önümüze koydukları ve o çürük temele oturtmaya çalıştıkları karakterler tamamen bomboş. Gerçekten çok merak ettim onca zaman diziye ara vermiş oyuncuların böyle bir hikayeye neden evet dediklerini yahu bu Nasreddin Hoca nın suyunun suyu klişenin de kilişesi hem de her adımı. Zaten düşünülenin aksine Kara Sevda da bu senaristlerin oldukça basit derinlikten ve özgünlükten uzak olduklarını kanıtlayan bir işti. Şansları vardı ki orda Kaan Urgancıoğlu çıktı ve Emire o hayat verdi zamanla kendi iconunu yarattı .Ama gerek hikaye gerek güya iyi olan karakterler tam bir görüntü ve müzik eşiliğinde vakit doldurmaydı dizi tamamen Emir üzerinden yürüdü burda ne başrolde ne yanrolde diziyi sırtlanacak o isimde yok. Şeref in oğlu tamam çok iyi oyuncu ama o karizma yok bir kere . Kara sevda da yan roller castı çok iyiydi burda o da kötü millette izleyecek bir şey bulamadı işte ne olacaktı.

    Barış Arduç un gerek sevimli suratı gerek önceki dizisinin konsepti sayesinde çok fanı var anlıyorum eyvallah ama ortada net bir gerçek var ki adamda bir gram oyunculuk yok zerre olmuyor oynayamıyor adam resmen Tuba Büyüküstünün erkek versiyonu o derece kalıplaşmış kıvraklık sıfır mimik sıfır da sıfır …Burcu Biricik iyi oyuncu Barışı da oynatır belki diye düşündüm Birkan ile hatta Buğra ile de iyilerdi yakışmasalarda enerji farklı olarak güzeldi lakin burda o kadar zayıflamış eli yüzü içine çökmüş ki basbayağı Barıştan yaşlı duruyor yakışmıyorlar elektrik zaten yok .

    Hikaye ye gelince ilk bölümde insanların yaşadığı ihanetin acısını ben tam alamadım ki ? Yani o öfkeyi duyamadım o şoku yaşayamadım haliyle intikam için gelen Kuzgunuda çok sallayamıyorum bir tek ailesi konusunda empati kurabiliyorum. Diğer konu da Ezel i izleyen bilir ilk bölüm adam yatağından kaldırılır öyle bir kazıktır ki o oturup sadece ağlamak istersin. Çünkü sen de Ömer ile bilikte bile bile onlara inanırsın çünkü sen seyircisin bir şey olacak belli ama o anlarda onlarla dostluklarına sevgilerine inanırsın çünkü bir yandanda gerçektir çünkü hayatta birinden birini seçme durumu vardır .Bir şeyi seçiyor olman diğerini değersiz gördüğün anlamına gelmez sadece bir seçim yaparsın. O yüzden bize önce o dostluğu o ailelerin yakınlığını birlikte gülüp ağlamayı hissettirselerdi ihanet içimize oturabilirdi ve neden diye merak ederdik neden yaptılar. Zamanla bunu yapboz gibi parça parça tamamlardık çünkü dünyada safi kötü olan insanlar sırf kötülük olsun diye yapılanlar hastalıktır normal insanlar gri olurlar karakterlerde böyle anlatılabilmeliydi şimdi gride olsalar dümdüz okuma metni gibi anlatım var

    Şimdi adamın karısı hasta iki küçük çocuğu var işini arkadaşını satmış eeee yani şimdi ne diyeyim üstelik nne haklı ne haksız diyebiliyorum ne anlayıp acıyabiliyorum o denli düz bi anlatım duygu derinlik yok zaten dizinin tamamı böyle popüler bir dizüstü kitabı gibi …

    Üstelik karakterler gözümüzün içine baka baka yalan yanlış saçmalayıp insanı illet ediyor.

    -Meryem nasıl oluyorda küçücük bir çocuğu suçlayabiliyor yani bunun akıl alır bir yanı var mı bu neyin kafası be o çocuk ne yaptığını biliyor muydu ?

    -Dila çok vicdan yapmışsa neden o vicdanı yıllarca başka ülkelerde o parayı yiyerek yaptı dünyanın en güzel Ayşegülünün yaptığını yapamadı mı kim inanır bu kıza sen lüksünden ödün verme sonra ay ben hep çok üzüldüm deyip ona buna trip at

    -Kartal ile Kumru ? O gün ne olduğunu hatırlamıyorlar mı Polyannanın klonu mu bu çocuklar . Adam sanki poarkta kayboldu da dk sonra bulundu yahu anneniz abinizi feda etti azıcık ne hissetmiştir bir düşünün bir çekinin ne hemen abi diye boynuna atlıyorsunuz ? Bu çocuklar niye yaşadıkları hayatı borçlu olduklarını hissetmemişler hiç neden uğurlarına feda edilen bir kardeşin ağırlığını taşımamışlar hiç neden her şey normal sadece anne oğul sürtüşmesi var olur her ailede tavrındalar bu mantıklı mı şimdi inanalım mı ?

    -Terzi kim be bu yeğen olayı sıkmadı mı artık bir kere de kendi imkanları ve zekaları ile intikam alsın bu karakterler kadrolu dayı lojmanı açıldı sayenizde Kerem Alışık ikinci kere oynuyor aynı rolü mesela farklı zamanlarda adamı Kara Sevda dan zaman makinesi ile Çukurovaya yollamışsın gibi :)))))))))))))))))))

    Daha çok şey varda yarın çok işim var .Özetle bu diziden cacık olmamış olmazda keşke olsaydı adam gibi bir işte Çarşamba zulmüne son verseydi ama cık bomboş bunda izlenecek bir şey yok ki milleti niye izlemiyorlar diye suçlayayım