çarpışma 4 (

ÇARPIŞMA – Tarafım Belli

Çarpışma’da ‘Tarafını Seç?’ sorusu ile başladık bölüme. Ben çoktan seçmiştim. Veli. Seçilmeyecek gibi bir karakter de değil ki ^^ Gerçi bu seçimin flashback’in flasback’inden önce olduğunu belirtmek isterim. Bu bölümde müşerref olduk nasıl bir pislik olduğuna. Gerçi bugün sorsalar bugün de Veli derim. Çünkü Onur Saylak <3 Yahu adam son dönemlerde hep kötü(!) karakterleri canladırıyor ama Tekin’inden Tevfik’ine hepsini ayrı bir sevdim ben. Kötülerde sevilirmiş be sevgili okuyucu...
çarpışma 3.bölüm zaaflarımız

ÇARPIŞMA – Zaaflarımız Sonumuzu Belirlerse

” Zaaflarımız Sonumuzu Belirler”  Kadir için seçtim bu başlığı, Kadir’in sonunu merak ettiğim için.  Gerçi bölümün başlığının ‘Haydi’ olmasına taa bölümü izlerken karar verip, hatta ‘boş vakti olan bir gönüllü- yok mu ZeyKad fandomdan biri? sayıverse’ diye de içimden geçirmiştim. Çünkü Haydi’lerin en güzeli Kıvanç Tatlıtuğ tarafından söylenendir. Ama Kadir’i düşününce diline pelesenk ettiği haydi’den daha derin olan konu zaafları… İşte size bölüm yazısı…
çarpışma 2.bölüm

ÇARPIŞMA – Kader Böyle İstediyse

Bölümü keyifle izlediğim doğrudur. Bu keyfin temel nedeni Kıvanç Tatlıtuğ ve Onur Saylak’tır. Yoksa hikayenin temelindeki çarpışma daha doğrusu kader ile kesişen hayatların bu kadar tesadüfi bir şekilde kesişmesine bağlanan mantıksal hatalara takılsam bırak keyif almayı bu yazı uzar gider, en iyisi fazla takılmadan yüzümüzde hafif bir gülümseme ile bahsetmek…
çarpışma 1. bölüm

ÇARPIŞMA – Çarpışan Arabalarla Kesişen Hayatlar

Çarpışma ilk bölümü hakkını vererek izleyemediğimi söylemek isterim.  Bölümün tam 8.00’de başlaması, bölüm sırasında gelen iş ile ilgili telefonlar derken… Sosyal medyada ‘ne izliyoruz?’ serzenişlerine – belki de destek vereceğim kısımlar yok bende.  Bölümün ilk dakikalarındaki izleyemediğim sahnelere sonrada bakmış olsam da patlama ve ertesinde televizyonla eş zamanlı izleyebildim. İşte ilk bölüm izlenimlerim
Cesur Ve Güze

CESUR ve GÜZEL – Cesur’ca sevmek

Cesur ve Güzel’i (Televizyonla eş zamanlı olamasa da) neden haftada ikişer saat zaman ayırıp izliyorum diye sorguladım kendimi az önce. Kıvanç Tatlıtuğ’un tescilli yakışıklılığı için mi? Hani derler ya gözümüz gönlümüz açılıyor ama keyifli bir seyir olsa da, hayır. Tuba Büyüküstün’ün duru ve doğal güzelliği ya da oyunculuğu için olabilir mi? Hiç zannetmiyorum. Senaryosunun insanı içine çeken enteresan bir dinamiğe sahip olması mı?