İNGİLTERE – Bath Sommerset

İngiltere yazılarında Londra ile sınırlı kalmayıp biraz da İngiliz kırsalına uzanalım…  Konuk yazarım Neslihan bu kez yine trene atlıyor, hedef Bath… Keyifli okumalar ^^

 

 
   
 

Lise yıllarında tanıştığım Jane Austen romanlarında adı geçen Bath (Türkçe tercümesi banyo) adını bölgede barındırdığı Roma Hamamları’ndan alıyor. Bizim kaplıcaların bulunduğu bölgeler gibi…

Uzun senelerden beri gitmek ve görmek istediğim bir yer olan Bath’a ancak bu İngiltere seyahatimde gitmeye fırsat yaratabildim. Yine bir tren yolculuğu, en sevdiğim ^^ Kaldı ki İngiltere’de araç kullanmak benim için çok zor, bu nedenle tren yolculuklarını tercih etmeliyim. Bölge’ye Londra’dan Paddington İstasyonu’ndan trenle ulaşmak çok kolay, yolculuk yaklaşık bir saat sürüyor.

 

Bath Abbey

 

Tren yolculuğu süresinden anlayacaksınız, bu seyahat günübirlik bile planlanabilir. Ama ben bir gece konaklayarak bölgeyi iyice keşfetmeyi hedefledim. Londra’dan çıkışımı sabah saatleri yoğunluğunun bittiği saatlere denk getirip saat 11 civarında Bath’a vardım. Kalacağım otele giriş saati olan öğleden sonra 3’e daha epey bir süre olduğu için öncelikle kalacağım yerin civarını keşfedip, Bath’in belli başlı gidilecek ve fotoğraflanacak yerlerini belirledim.

Bölgeyi ziyaret edeceğiniz zaman benim gibi tamamen içgüdüsel olarak sokaklarda yürümenizi öneririm, düşünsenize, bir günde 20bin atmışım. Zaten bölge adım adım çok kolay gezilebiliyor, programlı bir tur ile karşılaştırdığınızda bunun daha fazla keyif verdiğini anlayacaksınız.

İstasyondan kalacağım Griffin Inn’e yürüyüp öncelik yerini belirledim. Yolda karşıma çıkan Bath Mimari Müze’sinden (çok ufak bir bina) bir fotoğrafçının hazırladığı rehberi edindim. Bu rehber sayesinde Bath’in mimari özelliklerini anlatan bilgilere erişebildim. Bu müzedeki asıl sürpriz -fotoğrafçılık ile ilgilenen biri olarak- Bath’da yapılan bir fotoğraf yarışmasının fotoğraflarını görebilme şansı idi.

Bu yazıda sizlerle anlatımdan çok Unesco’nun dünya mirası olan Bath şehrindeki tarihi önemi olan binaların fotoğraflarını paylaşmayı istiyorum. Bu Gregorgian olarak adlandırılan sarı renk (bal rengi de diyorlar) binaları teker teker fotoğraflamak için elimdeki rehberi takip ettim.  The Circus, The Royal Crescent, Bath Abbey, Pulteney Koprusu,The Holburne Museum, The Queen Meydanı, Sydney Bahçeleri… Bu yapılar ve yerleri görmeden Bath’ a geldim denmez. Tabii ben çok turistik olduğu ve fotoğraf bile çekemeyecek kadar kalabalık olduğu için Roma Hamamlarına gitmeyi hiç düşünmedim, siz gezi rotanıza ekleyebilirsiniz…

Yorucu olmasına rağmen 1 gece konaklama ile Bath’i gezmek o kadar keyifliydi ki bu keyfin devamı için İngiliz kırsalını gezmeye devam edeceğim kesin… Üstelik bir sonraki sefer için Bath’a çok yakın olan Stonehedge’i de rotama ekleyebilirim. Hatta sırf bu nedenle bile yolculuk planlanabilir…

 

The Queen Square

 

The Circus

 

The Great Pulteney Street

 

 

 

Ve tabii ki nehir kenarındaki park…

 

 

 

Yazıyı sona erdirirken Bath gezi notlarından konusundan bağımsız bir konuya değinmek istiyorum. Bu gezimde dönem olarak Paskalya öncesi de olduğu için Bath bayağı kalabalıktı. Bath şehrinde üniversitede okuduğu anlaşılan Türk vatandaşlarına ilk olarak The Circus’da rastladım. Nedense vatandaşlarımız -anlaşılmadıklarını bildiklerinden mi bilemiyorum, fazla bağırarak konuşuyorlardı. Aynı gruba -aynı şekilde bağırarak konuşuyorlardı, gezi süresince farklı yerlerde de rastladım. ‘Neden bağırarak konuşuyorsunuz?’ diye sormak istedim, ama soramadım… Benzer şekilde yüksek sesle konuşmaya seyahatlerimde sıklıkla rastlıyorum. Bu vesile ile konudaki fikirlerinizi de ayrıca sormak isterim…

 

Editör notu: Neslihan’ın  gezilerinde çektiği fotoğrafları pixbynes_photo  instagram hesabından  inceleyebilirsiniz. 

 

Gezdim Gördüm kategorisindeki diğer yazılar için tıklayınız

 

 

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Merhaba Neslihan :)… Sen yazdıkça ben ekledikçe gitmiş kadar oluyorum. Vizenin 1 yılı bitti, henüz gidemedim malum…

    Bath’e gelince, nedense hep aklımda Jane Austen kitaplarından çekilen filmlerdeki gibi bir kırsal canlanırdı, yeşil, yemyeşil… Sanırım sen merkezine gittin… Bath olur mu bilemiyorum ama olur da bu sene içinde gidebilirsem Londra dışına çıkmayı ben de çok istiyorum bu sefer…

    • pride&prejudice

      cevresini gormek icin arabayla gezmek lazim yuruyerek ancak bu kadar oluyor;)

    • pride&prejudice

      Londra da bir suru tren istasyonu var benim amacim her istasyondan kafama gore bir trene binip gezmek , en yakini kings cross mesela… yapacagim yakinda…