KARS GEZİSİ illa TREN ile OLACAK DEĞİL YA…

Tren yolculuğunu sever misiniz? Ben severim. Ama sorarsanız ‘hangi yolculuklarını trenle yaptın?’ diye yurtdışı seyahatlerimden hızlı ya da klasik trenle birçok örnek verebilecekken yurtiçinde sadece Eskişehir yolcuğumu sayabilirim. Bu aralar trenli yolculuk denilince ilk akla gelen Doğu Ekspres’i ile Kars. Bu yazı da 2 günlük kısa Kars gezimden notlar, ama trensiz ^^

Doğu Express’i ile geze dolaşa Kars’a min. 24,5 saatte ulaşmak yerine uçakla 1 saat 40 dakikada varmayı tercih eden biri olarak (tren için son dakika yataklı vagon bileti bulmak zaten mucize olurdu) havayolu ulaşımını seçenler için havaalanına inememe gibi bir risk olduğunu belirtmem gerekir. Bizim uçağımız yaklaşık 15 dakika iniş için elverişli hava şartlarının oluşmasını beklese de bir gün önceki İstanbul- Kars uçağı Ağrı’ya inmiş, aynı günkü Ankara – Kars uçağı ise ilk olarak Erzurum’a inip havada bekleme süresini bu alanda geçirmiş, iniş onayları verilmeye başlayınca yeniden kalkış yaparak Kars Havalimanı’na inmiş. Sis büyük risk, korkutucu…

 
   
 

Uçaktan inip Kars Harakani Havalimanı terminaline doğru yürürken soğuk ama karsız bir hava ile karşılandık. ‘Harakani’ havalimanının adına 2015’de eklenmiş. Peki kim bu Harakani?

Asıl adı Ali bin Câfer olan Ebû’l Hasan el-Harakânî, İran’ın Horasan bölgesinden Kars’a göçmüş, burada Selçukluların Anadolu’ya gelişlerine katılmış meşhur sufilerden (Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı’ya adamış kimse) biri. Mevlana’nın eseri Mesnevi’de 3 yerde adı geçen ve hala en önemli ulemalardan sayılan Harakani’nin 1033 tarihinde Kars’ta şehir düştüğü biliniyor.

 

Kars Arkeoloji Müzesi

Gezimizde ilk durak Kars Arkeoloji Müzesi. Kafkaslardan Anadolu’ya girişte ilk yerleşim noktası olmasıyla birçok uygarlığa ait eserlerin toplanmış olduğu bu müze– eğer müze gezmekten zevk alıyorsanız, gezi rotanıza eklenmeli. Eski Tunç Çağı’ndan balta ve iğnelerden tutun Lidya Krallığı tarafından basılan sikkelere, Zahire küplerine, Selçuklular’a ait bir yayığa kadar çok farklı dönemlere ait eserler sergilenmekte.

 

Karla kaplı bahçesinde 13.- 14. yüzyıllarda Akkoyunlu ve Karakoyunlu dönemi bazalt taşından yapılma koç, koyun ve at figürlü mezar taşları bulunmakta.

 

 

Müzede benim en çok dikkatimi çeken yıkılmakta olan bir kiliseden çıkartılan kapılar. Nasıl güzel bir ahşap işlemeciliği…

İkinci durağımız yine bir müze, ama öyle bir müze ki…

 

Kanlı Tabya – Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

 

İlk olarak ‘tabya’ ne demek onu açıklamak gerekir, kelime anlamıyla tabya ‘bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı’ demek. Kars savunmasında tabyaların önemi çok büyük, tam 46 tane tabya var. İlk tabya 1734 yılında inşa edilmiş Timur Paşa Kulesi. Sırasıyla diğer önemli tabyalar: Tahmasb Tabyası, Yeni Tabya, Hafız Paşa, Veli Paşa, Karadağ, Arap Tabya, İnönü Tabya, Çukur Tabya…

1807’deki savaşla Kanlı Tabya adını alan Yeni Tabya bugün açılışı birkaç ay önce gerçekleşmiş interaktif bir müze. Tabyanın adının ‘Kanlı Tabya’ olarak değişiminin nedenine gelince; Ruslar’ın bir gece baskınında 600 kişilik bir tabur askerin şehit edilmesi ve yakın çatışmalar nedeniyle duvarlarının kanla kaplanması üzerine bu tabyanın adı Yeni Tabya yerine ‘Kanlı Tabya’ olarak anılmaya başlamış.

 

 

Şehitlerin sonsuzluğa yürüdüğünü resmeden çarıklı aynalı odadan, cephe mektuplarına; revir, mutfak ve ameliyathane bölümlerinde gerçeği aratmayacak kadar canlı duran maketlerle yapılan tasvirlerden Kafkas Cephesinde görev almış komutanların bilgilerinin yer aldığı bölüme kadar müzenin her bölümü incelikle planlanmış, özenle hazırlanmış.

(Kendime not, bu müze hakkında görselleri ile süslenmiş özel bir yazıyı en kısa zamanda bloğa eklemeliyim)

Kars’ın kurtarıcısı Kazım Karabekir’e 1921 Kars Antlaşması için Kars’a gelen Rus generaller tarafından hediye edilen beyaz vagon da müze bahçesine yerleştirilmiş. 8’er pencereli 17 m uzunluğundaki bu vagon Paşa tarafından kullanılmış ve içinde kişisel eşyaları döneme ait fotoğraflarla birlikte sergilenmekte.

Müze gezilerinin ardından öğle yemeği arası verip (Kars yemeklerini de ayrı bir yazıda toparlayacağım) ardından yediklerimizi eritmek üzere şehir turuna başlıyoruz.

1877- 1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra Kars’ın Rus işgalinde kaldığı 40 yıllık süre içerisinde Osmanlı Mimarisi yok edilmiş ve şehir merkezinde birçok Baltık Mimari tarzında bina yapılmış. Bazı binalar metruk halde iken birçoğu restore edilmiş, devlet binası olarak kullanılmakta. Başlıcaları; Maliye Misafirhanesi, Defterdarlık, Gümrük Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğü, Belediye Binası ve Vali Konağı

 

 

Barok mimari tarzında yalancı sütunlar, rölyefler ve kartuşlarla süslenen Kars’ın ilk konservatuarı olarak bilinen son dönemlerdeki işleviyle Hekim Evi olan bu bina ise günümüzde Cheltikov Hotel olarak hizmet veriyor.

Şehir içinde mola verdiğimiz tek Osmanlı dönemi yapısı Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı.  Doğu Cephesi Komutanı olarak görev aldığı Kars’ta karargâh olarak kullandığı bu bina Paşa’nın kişisel ve askeri belgelerinin sergilendiği bir sergi salonu olarak kullanılmakta. Barok eserler kadar albenisi olmasa da binanın ahşap süslemeli balkonu çok güzel…

 

 

Şehirde Rus İşgali döneminde yaptırılan kiliselerden Alexander Nevisky Kilisesi Cumhuriyetin ilanından sonra uzun bir süre kapalı spor salonu olarak kullanılmış. Kilise binası dikdörtgen planı ve kesme taşları ile dikkat çekiyor. İç mekânında geometrik bezemelerle süslü geniş bir tavana sahip. Ayrıca iç kısmını çepeçevre saran bir balkon düzeni de (kilise korosu için) dikkat çekiyor. Bu kilise binası 1985 yılında yapının her iki yanına taş kaideler üzerine ikişer şerefeli minare eklenilmesi ile cami olarak ibadete açılmış, günümüzde Fethiye Camii olarak hizmet vermekte.

Kiliselerden söz açılmışken Kümbet Camii’nden söz etmemek olmaz. MS 932 yılında Bagrat’lı Kralı Abas tarafından 12 Havariye ithafen yaptırılmış kilise 1064 yılında Selçukluların Kars’ı fethetmelerinden sonra camiye çevrilmiş, Rus İşgalinde ise yeniden kilise olarak kullanılmış. Uzun yıllar kullanıma kapalı bu mabet 1994 yılından beri Kümbet Camii olarak ibadete açılmış. Bina kesme bazalt taşından yonca plana sahip ve sivri kubbeli. Ama asıl dikkat çeken yönü kubbeyi çevreleyen dış cephe duvarlarındaki 12 havariyi simgeleyen insan rölyefleri…

Şehir gezimiz ızgara sistemi yerleşim planı ile iki katlı Barok eserlerin arasında dolandıktan sonra 1579 yılında padişah III. Murat’ın emri ile yaptırılan üç tonoz kemerli Taş Köprü’nün yakınlarında sona eriyor.

 

 
   
 

 

Geziye devam etmek isteyenleri zorlu bir parkur bekliyor: Kars Kalesi

 

 

Yaklaşık 20 dakika nefes nefese tırmandıktan sonra kalenin avlusunda park etmiş araçları görmenin ne kadar sinir bozucu olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bu arabalar buraya ışınlandı mı diye düşünürken fark ettik ki arka tarafta araç yolu varmış! (Bizi bu bilgiden mahrum bırakan rehberimize sevgilerimizi gönderdik tabii ^^)

Kars Kalesi kitabesindeki bilgiye göre 1153 yılında Sultan İzzettin’in emri ile yaptırılmış. Kale 1386’da Timur tarafından yerle bir edilmiş, III. Murat zamanında yeniden inşaa edilmiş. 27 bin metre uzunluğundaki surlarda tam 220 burç bulunmakta.

Gelelim bu zorlu tırmanışın iki güzel sonucuna; tahmin edebileceğiniz gibi panoramik Kars manzarası ve kale içinde yerleşmiş kafede soba sıcaklığı ile demlenmiş taze çay…

 

 

Devamı 2. gün notlarında…

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Pingback: Aslı'nın Sureti ] Kars Yemekleri : Ne Yenir? Nerede Yenir?()

  • pride&prejudice

    Ben de cok gitmeyi arzu ediyorum Kars’a. Bu sene ne kadar populer oldu. Tanidigim herkes gitti. Ben herhalde treni tercih ederim. Bayagi tur yapildi. Bireysel gitmek isteyenler trenlerde yer bulamadilar. Cok da kar yokmus. Fotograf camiasindan herkes bu sene Kars’a gitti desem yalan olmaz! ben eksik kaldim;) Iz tv de cok guzel bir belgesel izledim Yedi kapili gizemli sehir :Ani cok guzel tavsiye ederim. Cekimler ozellikle…You tube da var…gerci siz gidip gordunuz herhalde;) ama bakis acisi olarak;)

    • Bir fotoğrafçı için gerçekten çok keyifli bir rota… Biz uçaklı paket tur ile gittik, trenli yolculukta daha organize ve kalabalık bir grup olması keyifli olur kanımca. Bir de Doğu Ekspress’i yerine aynı güzergahta ama gezi mantığı ile ilerleyen tren olsa ne kadar güzel olur değil mi? Anadolu da kasabalarda duran, istasyon civarında daha çok vakit geçirilen… Ani’ye gittik. Onu ve Çıldır’ı ikinci yazıya sakladım. Hava da çekim için çok müsaitti (ama bende hem o yetenek pek yok hem de yanımda techizat yoktu, bir tane SLR’ım var, keyif alıyorum kullanmaktan ama onu bile yanıma almadım soğuk diye)

      • pride&prejudice

        Fotograf cekmenin yetenekle bence alakasi yok! Bir arkadasim herkes fotograf cekiyor dedi. Ben kendimi bildim bileli fotograf cekerim ama 2011 den beri bu isi ciddiye alip egitimler aldim ve bol bol fotograf cektim gecen sene cektigim fotograflarda kendimi elestirebiliyorum. Egitimle ve istekle oldugunu soyleyebilirim. Gozun egitimi gerceklestigi kesin! artik bir daha gitmek sart olmus size;)

        • Anadolu Hayatin kadin gözüyle yarışmasi var. Katılsaniza. Ben juri olsam güvercinlere oyumu veririm 💕

          • pride&prejudice

            Bakiyorum bir kere katilmistim saniyorum 3 sene oncekine …Cok tesekkurler…

          • pride&prejudice

            Katildim yarismaya guvercinlerle bakalim ne sonuc alacagiz Juri de fotografa basladigim da ilk calistigim hocam Izzet kerbar da varmis;)

          • 4 alternatifle katılınabiliniyor. Şansı çoğaltalım. Yabancıya gitmesin ödül 😅😂

          • pride&prejudice

            2 tane yukledim;)