BİR ZAMANLAR ÇUKUROVA – Bazen Vazgeçmektir Aşk

Bir Zamanlar Çukurova  yine Perşembe’nin lideri, Tebrikler… Dizinin 14.bölümünde de  Total’de 14,41 reyting, 30,95 share ile; AB’de 10,47 reyting, 24,21 share ile ve 20+ABC1’de 13,81 reyting, 28,37 share ile her üç kategoride birinciliği kimseye kaptırmadı.

Konuk yazarım Gözde dizinin 14. bölüm izlenimlerini kaleme aldı. Öncelikle keyifli okumalar ^^ Ardından da yorumlarda buluşalım mı?

 
   
 

 

Evladı için aşkından vazgeçer mi bir anne? Bu sorunun yanıtı tartışmasız “Evet.” Ama aşık olduğu adamı unutabilir mi? Eğer o anne Züleyha ise cevap belli: Asla! İstediği kadar yaşamak zorunda olduğu hayatı kabullensin, tam bir Yamanların Gelin Hanım’ı gibi davransın, Demir’in yüzüne gülsün, kalbinden Yılmaz’ın aşkı silinmeyecek.

Onu gördüğü andaki heyecanına, boğazında sözcüklerin düğüm düğüm olmasına nasıl engel olabilir; bir nefes kadar yakındayken elini tutamamaya, sevdiğini haykırmamaya nasıl dayanabilir? Sadece evladı için.

 

Bir Zamanlar Çukurova 14 züleyha
Son gülen iyi güler.

 

Yılmaz ve Fekeli’ye kurulan kumpas sonucu bomba patladı. Tabii ki son anda şüphelenip oradan ayrılmışlar. Fekeli bu ihtimalden en başından şüphelenmiş. Bundan emindim ama son saniyede depodan kaçmalarını saçma buldum. Cengo’yu hiç beklemeden, oraya girmeleriyle çıkmaları bir olmalıydı.

Onlar oradan uzaklaşırken arabada Fekeli’nin bu durumu tahmin ettiğini gösteren sahnelerde de bir yetersizlik vardı. Kısacası bu etabı senaryo açısından yetersiz buldum. Ancak patlama sahnesi çekim ve kurgu açısından gayet iyiydi. Fekeli’nin kendileri ve Demir için yaptığı kıyastaki benzetmesi de:

 

“Ben bunların ciğerini bilirim, ciğerini. Bunun babasının da ciğerini bilirdim. Bunlar böyle. Onlar çakal. Biz kurduz evlat, kurt.”

 Bir Zamanlar Çukurova 14 züleyha

 

 

 

Demir ve Cengo suçun anarşistlere kalacak olmasının rahatlığıyla sevinçten dört köşeydiler ama önce öldüklerinden bir emin olsalardı keşke. Demir’in babasının intikamını almak istemesini de normal buluyorum ama yöntemi hiç mertçe değil. O da silahla Fekeli’yi öldürüp hapse girmeyi göze almalıydı. Demir’in bu yaptıklarını onayladığı hatta O’ndan fazla sevindiği için Cengo gözümdeki tüm kredisini yitirdi. Üstelik Demir’in silahla vurup hapse girmemesini bile destekleyecek kadar gözü dönmüş. Bir taşla iki kuş vurduk diye sevinirlerken, hemen Yılmaz’ın arsasını nasıl alırız derdine düşerlerken o an aklıma hemen “Son gülen iyi güler.” lafı geldi. Anarşistler üzerinden dönemin toplumsal yapısından küçük de olsa bir şeyler duyduk. Bence çok daha fazla şey anlatılmalı; huğlar, tarlalar, çırçır fabrikası, şehirdeki hayat daha fazla yer tutmalı. Dönem dizilerinin sevilmesindeki en önemli etken o döneme dair hayatı görme ve bilme isteği çünkü.

 

Bir Zamanlar Çukurova 14 züleyha

 

Züleyha artık oğlu için katlanmayı kabullendiği hayata ayak uydurmaya iyice başlamış. Üzülüp durmaktansa kendini böyle oyalamak daha akıllıca. Hatta cemiyet hayatına atıldığında ortaya attığı fikirlerle ne kadar yaratıcı olabildiğini de gösterdi oradaki kadınlara. Ama ne yazık ki Yılmaz Adana’da kaldıkça ve o andaki gibi sık sık karşılaştıkça Züleyha’nın işi çok zor. Görür görmez nasıl da kalakaldı. Ah Yılmaz biraz dikkat etse O’nun bu halinin nedenini anlayabilirdi. Yalnız masadaki bütün kadınların Yılmaz hayranlığı Hünkar’ı ne de güzel delirtti. Yılmaz’ı nasıl kötülemeye çalıştı ama yine de başarılı olamadı. Kadınlar haklı valla Yılmaz tam ideal damat adayı. ^^ Yalnız kimse Yılmaz’ı Demir’in şoförlüğünü yaptığı dönemden hiç mi hatırlamıyor? Dizide buna dair en ufak bir replik duymamamız size de garip gelmiyor mu?

 

Züleyha ve Yılmaz için zor anlar bitmek bilmedi o gün. Akşam aynı nişanda bir aradaydılar. Şimdi herkes Züleyha hem giderken hem orada ne kadar keyifliydi diye O’na kızabilir ya da Demir’e his beslemeye başladı diyebilir. Ama dikkat ederseniz Züleyha evden çıkarken neşesinin çoğunu Haminne’ye, nişanda ise alkole ve mutlu eş rolünü iyi yapmasına borçlu dikkat ederseniz. Hem nişanda Demir’le dans ettiği sırada Yılmaz’ı da konuklardan biriyle dans ederken gördüğü an kıskançlıkla yüzünü asıp boyuna O’na bakıp durmadı mı? Yılmaz ise dans ederken aslında öyle olmasa da oldukça keyifli görünmüyor muydu?

 

Bir Zamanlar Çukurova 14 züleyha
Bir hayalet gördüm sanki

 

 

Demir bunu fark edip Yılmaz’ı gördüğü, yaşadığı öğrendiği an hayalet görmüşe döndü yüzü. Bölümün en keyiflendiğim sahnelerinden biriydi. Yüzündeki o hayal kırıklığıyla, Yılmaz’ın ise manalı bıyık altı gülüşüyle mest oldum. Hem Yılmaz’ı öldürsen bile Züleyha’nın aşkını öldüremezsin Demir Yaman.

Bunun aslında imkansız olduğunu kendisi de biliyor, Züleyha’nın aşkını isteyerek olmayacak duaya amin diyor. Yılmaz’ı görünce Züleyha’yı hemen nişan salonundan eve getirmesi, kıskançlığı, öfkesi, hâlâ Yılmaz’ı sevip sevmediğini sorması ve Züleyha’yı her zamanki gibi üzmesi de hep bundan. Sonra yine “Bir tanem.” deyip özür dilesen ne fayda? Eminim ilk fırsatta yine aynı şeyler tekrarlanacak. Bir insanı devamlı inciterek, evladıyla tehdit edip yanında tutarak sonra sana aşık olmasını bekleyemezsiniz.

Bir de Demir ne zaman Züleyha’nın elbisesini, takısını seçmekten vazgeçecek acaba? Resmen karşısındakini kontrol etmek bu, hastalıklı bir davranış.

Bu arada siz de benim gibi Yılmaz’la dans eden güzel kadının yerinde olmak istediniz değil mi? Valla gözlerini Yılmaz’dan ayıramaması çok doğal çok. ^^

 

Bir Zamanlar Çukurova 14 züleyha
Ateşinizle yandı buralar.

 

Dizinin en merak ettiğim çifti bu sıralar Hünkar ile Fekeli. Geçmişte neler yaşanmıştı, neden ayrıldılar, Hünkar neden Adnan’la evlendi ve şimdi neler yaşanacak?

Fekeli’nin cesaretine hayran kaldım doğrusu. Hünkar dernek toplantısından döndüğünde karşısında O’nu bekleyen Fekeli’yi buldu evde. Adnan Yaman’ı öldürüp çiftlikte Hünkar’la görüşmeye gelmek cidden tam bir deli işi. Hem bu cesaretinden, hem de Hünkar’la konuşmalarından Fekeli’nin belki silahsız ama O’nu kışkırtan Adnan Yaman’ı öldürdüğüne ve Adana’ya da hakikati bildiği için içi rahat döndüğüne kanaat getirdim. Ama seyrettiğimiz flashback yine çok kısaydı ve Fekeli’nin Adnan’ı ne olup da öldürdüğünü tam anlayamadık. Neden şu sahneyi tam olarak göremiyoruz, neler konuşuldu duyamıyoruz? İsyan ediyorum artık!

Hünkar ile Fekeli’nin karşı karşıya geldikleri bütün sahnelerde aralarındaki uyumu ve hâlâ kalplerinden taşanların etkisini hissetmemek imkansızdı. Hünkar’ın hislerine ket vurmak istediği çok açık. Fekeli’nin söyleyeceği hakikati duymayı hem çok istiyor hem de bunun vereceği azaptan çok korkuyor. İkisi de birbirini o kadar iyi tanıyor ki. Mesela Fekeli Hünkar’ın bombadan asla haberinin olmayacağını da, akşam telefon çaldığında arayanın O olduğunu bildi. Hünkar O’nun kahveyi mangalda pişirmeyi sevdiğini, Fekeli ise nasıl içtiğini hiç unutmamış. Eski aşk yeniden alevlendiğinde Çukurova’yı yakacak besbelli. Demir’e, Yılmaz’a rağmen yeniden çiçek açacak sevdaları.

Fekeli’nin Haminne’yle karşılaşması da bu ilişkide merak ettiklerimdendi. Haminne O’nu tanıdı ama adını çıkartamadı. Bu bölüm olmadı ama bir dahaki bölümde Demir’in yanında Fekeli’nin eve geldiğini kesin söyleyecek ve kıyamet bir daha kopacak. Hünkar’ın Züleyha’ya dediği gibi bunu asla duymamalı. Demir zaten Hünkar’a Fekeli ile buluştuğu için tepkili, hele bir de bunu duysa yine O’nu öldürmeye kalkması işten bile değil. Demir’i devamlı bu Fekeli ile Yılmaz’ı öldürme isteğinden ne vazgeçirecek ve sadece iş alanında rekabete devam edecek merak ediyorum. Hünkar bile bunu başaramıyorsa çok daha ciddi bir şeyle sınanması gerekiyor.

 

Fekeli, yaşadığını Hünkar öğrendikten sonra artık hiç kimseden gizlememeye başladı. Bazı yerleşim bölgelerine erzak yardımında bulundu, halkla görüşüp geri döndüğünü ve Yılmaz’ın oğlu olduğunu açıkladı. Demir ve Cengo buna öfkelenip duracaklarına kendileri Adana insanı için neden böyle şeyler hiç yapmıyoruz diye düşünseler daha yerinde olur. Kurmayı planladıkları kombine tesisi projesi de öylece kaldı, biraz da onunla ilgilenmeliler. Yoksa Yılmaz sanayileşmede alıp başını gidecek. Gaffur’u tarlada ekim gecikti diye azarlamakla yürümez bu işler. Çünkü rakip daha büyük oynuyor.

 

Bu bölüm hem jenerik öncesi “Sadri Alışık anısına…” yazılması, hem de radyoda çalan şarkısıyla Sadri Alışık’a selam çakılması da çok güzel bir detaydı. Oğlu Kerem Alışık’ın canlandırdığı Fekeli’nin bu repliği şüphesiz bölümün en unutulmaz repliği idi:

 

“Ben de çok severim be. Çok baba adamdır.”

 

Bir Zamanlar Çukurova 14 züleyha
Gülten yeniden Yamanlar Çiftliği’nde, oley!

 

Şükürler olsun Gülten yeniden Yamanlar Çiftliği’ne döndü. Daha fazla Yılmaz’ın yanında kalsaydı delirecektim ekran başında. Kendi kendine gelin güvey olup duruyordu. Neyse ki Yılmaz en sonunda ağzının payını vermişti. Gece gece adamın odasına dalmaya kalktı ütülü gömleklerini getirdim bahanesiyle ve Yılmaz da onu kovaladı. Ben valla bir an odadan çıkmayacak; Yılmaz’ı öpmeye, koynuna girmeye kalkacak; belki de biri yakalayacak diye baya tedirgin oldum. Yoksa Gülten’i almak zorunda kalacaktı. Neyse ki Hünkar olan biteni öğrendi de Gülten’in geri dönmesini sağladı.

 

Gerçekten de Hünkar iyi bir gözlemci. Saniye’nin bir şeyler çevirdiğini hemencecik anladı. Gerçi Saniye de çok belli etti Gaffur’un yanına gidip gelirken. Ah Saniye ah, ne de çok sevinmişti anne olacağım diye. Meğer sadece adeti gecikmiş. Zaman zaman kızsam da çok üzüldüm O’nun durumuna. Ama kimse hamile olmadığını daha öğrenmedi ve bu sayede Hünkar tarafından kovulmaktan kurtuldular. Vallahi çok şanslılar. İnşallah ilerde gerçekten bebekleri olur.

 

 

Gaffur saklandığı kulübede aç biilaç Saniye’yi beklerken “Acıktım! Çok acıktım!”

diye bağırıp çağırırken kahkahalarla güldüm. Bir an samanları yiyecek sandım. ^^ Adamın hayatta en sevdiği iki şeyden biri yemek. Saniye’nin Adnan bebeğe bakarken anne ve babaannesi için hislerini dile getirişi de çok sevimli, çok samimiydi. Gaffur, Saniye ve Haminne olmasa biz nasıl güleceğiz 160 dakikalık bölümde? Kesinlikle üç oyuncu da çok doğallar, içimizden biri gibiler.

 

Gülten çiftliğe döndükten sonra önce gelişine çok sevinen Züleyha, akşam bir tesadüf sonucu O’nu Yılmaz’la, hem de sarılırken görünce kıskançlıktan gözü döndü ve nihayet Gülten’e sırt çevirdi. Gülten’in O’ndan sakladıkları yüzünden zaten çoktan böyle olmalıydı, isabet oldu. Züleyha böyle biriyle dost olmamalı. Gülten Yılmaz’ın odasından kovulmanın üstüne bir de Züleyha’dan duyduklarıyla aşkının imkansızlığını bir kez daha anladı. Hem Hünkar sağ olsun artık kendinden yaşlı bir adamla evlenme ihtimali de kalmadı, yaşı yaşına uygun biriyle everelim bir an önce. Hünkar’ın bu konudaki tutumu da çok yerindeydi. Keşke bu merhameti her daim gösterebilse. Bu arada Gülten’in meşhur tahta kaşığı Yılmaz’ın evinde bırakması da çok şaşırttı beni. Ben ölene kadar kaşığı yastığının altında saklar diye bekliyordum. ^^

 

Bir Zamanlar Çukurova 14
Ne oldu rengin soldu?

 

 

“Boşanalım Şermin” Sabahattin meğer gizli gizli Şermin’i takip ettirip fotoğraflarını çektirmiş. Bu sayede artık kolayca boşanabilecek. Fotoğrafları Şermin’in yüzüne attığında Şermin’in inkar çabasını elbette ki yemedi. Şermin’den boşanıp, alkolü azaltıp kendine göre birini bulup mutlu olsun.

Bu olayın ardından Şermin’in Veli’ye aldığı kol düğmesi Hünkar’ın eline geçip borçlarını ödemediği de ortaya çıktı. Hünkar mücevherlerini Veli’ye kaptırdığını ve ilişkilerini anladı. Şermin sonunda beklediğim çifte darbeyi yemiş oldu. Daha önce de söylediğim gibi zerre üzülmedim, aksine “Oh olsun.” Dedim. Ama bunda Hünkar’ın da kabahati var. Daha ilk günden adamı beğendiğini fark ettiyse kumarbaz dolandırıcı olduğunu da söyleyip uyarlamalıydı. Şermin ne yazık ki Füsun’u evde bulamayıp haber veremedi. Füsun’da arsasını satıp paralarını Veli’ye kaptıracak kesin. Artık iki enayi arkadaş başlarını taşlara vurup dururlar. Bir daha da İstanbullu ve yakışıklı diye önlerine gelen her adama inanmazlar.

 

Bir Zamanlar Çukurova 14 züleyha
Kaderin oyunu

 

 

Ve kader yeni oyunuyla ZülMaz’ı yine bir araya getirdi. Züleyha Adnan bebeğin küçülen kıyafetleriyle huğlara gitmiş Nazire Abla’yı görecekti ama Nazire derenin kenarında çamaşır yıkarken sara nöbetinden yere düşmüştü. O sırada Yılmaz da tarlaların başındaydı. Nazire’nin kızı Yılmaz’a haber verince Yılmaz da oraya geldi ve ZülMaz arabayla Nazire’yi hastaneye götürdüler. Büyük bir tesadüfle de olsa yine bir aradaydılar, kalpleri hem Nazire için endişeyle, hem de birbirleri için aşkla çarpıyordu. Yalnız normalde Züleyha’nın hastanın yanında arkada oturması gerekirdi ama sahnede bilinçli olarak Yılmaz’ın sadece iki koltuğu olan jipi kullanılmıştı, böylece Züleyha ile Yılmaz’ı aynı karede yan yana görebildik.

Tabii onları göl kenarında Nazire’nin başında dizinin sevgili mikseri, maydanozu, salçası, dedikoducular kraliçesi Fadik gördü ve sanki ikisi baş başaymış gibi gidip Demir’e yetiştirdi. Böylece mükafatlandırılıp konağa geri döneceğini sanmış olmalı ama bunu öğrendiğinde Züleyha O’nu o konağa sokar mı? Gerçekten kafası hiç çalışmıyor, ağzına da acilen bir fermuar dikilmeli. Tabii bunu duyan Demir arabasına atladığı gibi gözlerinden ateşler saçarak onların peşine düştü.

Züleyha ile Yılmaz hastanede beklerken, doktorla konuşurken aklımdan kader onları bu yola sürüklemeseydi, evlenebilselerdi oğulları hastalandığı için hastaneye gelirlerdi, halleri o zaman da böyle olurdu diye geçti.

 

Bir Zamanlar Çukurova 14 züleyha
Yine silahlar çekildi.

 

 

Yılmaz O’nu bırakmak isteyince Züleyha ile Yılmaz hastaneden birlikte döndüler. Züleyha çiftliğe yakın bir yerde inecekti ama Fadik sağ olsun inemeden Demir önlerini kesti ve yine silahlar çekildi. Ama yazının başında da dedim Yılmaz’ın ölümü Demir’e aşkı getirmez.

Hem Züleyha, hem Yılmaz birbirlerinin arabadan inmesini istemediler. Yılmaz ilerde bu sözlerini ve Züleyha’nın kendisini için nasıl endişelendiğini hatırladığında aşklarının hâlâ devam ettiğini, buluştuklarında kendisine yalan söylediğini anlamalı. Ancak anlasa ve Adnan bebeği öğrense bile Demir’in nüfusuna kayıtlı bir bebeği DNA testinin olmadığı o yıllarda alabilmesi çok zor.

 

Züleyha: Yılmaz gitme.

Yılmaz: Arabada kal.

 

Ama Züleyha elbette Yılmaz için endişelendi ve arabadan inip kendini O’nun önünde siper etti. Her ne kadar bu sahne bir tekrar gibi gözükse de aslında bir açıdan gerekliydi. Şayet Demir Züleyha’yı vurursa yaşayacağı pişmanlıkla bir daha silaha sarılmayacak ve Yılmaz’la savaşını iş hayatında sürdürecektir. Yılmaz ise gerçeği anlayabilir. Tabii Züleyha oğlumun babası argümanıyla Demir’i koruyan bir tavır içine de girebilir, hiç belli olmaz. Malum senaristlerimiz sürprizleri seviyor. Ama bu durumda Yılmaz bir kez daha yıkılacaktır.

 

160 dakika olmasına rağmen soluksuz seyrettiğim akıcı ve heyecanlı bir bölümdü. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Peki sizler bu bölümü nasıl buldunuz?

 

*Tweet’leriyle yazımı renklendiren  Aslı Ben.     ’e çok teşekkürler.

 

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  İzledim / Bir Zamanlar Çukurova  kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

 

 

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Gözde E.

    @zge_z:disqus @nbsami:disqus @bukeoguz:disqus @disqus_43cOsdWIZm:disqus
    @ahmetadar:disqus

    Bu haftaki etiketimiz: #KalbimdekiYerin

    Herkese iyi seyirler 🙂

    https://twitter.com/bzcdizi/status/1075767780522119168

  • Gözde E.
  • Ahmet Adar

    Güsel yorumlarına teşekkürler.Hislerime tercüman olmuşsun.Fekelinin her ağsını açtığında çok değerli cümleler kurması pek inandırıcı olmuyor.Bu kadar acı çeken,evlatlarını ,ailesini kaybeden Fekelinin Polyannacılık,dervişçilik oynaması hoş değil,insani kusurları gösterilmeli.Birde uhuletle,suhuletle lafları çok yakışmıyor.Babasını taklit edip arapça konuşması hoş değil,uhulet ile suhulet ilenin güsel türkçede sakinlikle,yumuşaklıkla,akılcı,kırmadan dökmeden gibi çok şık karşılıkları var.Füsunun bu kadar saf olmasına içerledim.1975 lerde Fusunun apartman dairesine komşulardan çekinmeden bu kadar kolay erkek alabilmesi de hiç inandırıcı değil. O yıllardaki şeker,tüp bulunamamasından da hiç bahsedilmiyor.Kıbeıs savaşının getirdiği ambargonun iyice hissedildiği yıllardı.

    • Gözde E.

      Hoş geldin, teşekkürler. Fekeli’nin insani kusurları belki gelecek bölümde Yılmaz’ın ortadan kaybolmasıyla ortaya çıkar biraz. Yine de ben O’nun bu halini seviyorum. Uhuletle ve suhuletle lafını babasının dizisindeki repliği ya anma olsun diye çok kullanıyor olmalılar ama dediğin gibi Türkçe kelimelerimiz daha güzel.
      Füsun’un saf olmasına içerlemedim ama kolay erkek alabilmesi saçma dediğin gibi. Dediğin durumlar da mutlaka işlenmeli. Anarşistlerle sınırlı kalmayalım. Hem o yılları bilmeyen seyirciler de bir şeyler öğrenmiş olur.

  • badem

    Merhaba Gözde,

    En büyük serzenişimi dile getirdiğin şahsım adına sana çok teşekkür ediyorum. Her şeyiyle dört dörtlük olan dizimizin flashback sahnelerinin yetersizliğine ve özensizliğine anlam veremiyorum. FekYıl’ın depodan kaçış sahnesi sanki seyirciye “alın,size bunu da gösteriyoruz”dercesine alelacele çekilmiş gibiydi. Çok özensizdi, hayal kırıklığına uğradım. Genç Fekeli ile Adnan bey’in aralarındaki husumete ilişkin olarak yüksek sesli münakaşa ve Fekeli’nin Adnan’a silah doğrultmasından öteye geçemedik kaç bölümdür. Hünkar& Fekeli ilişkisinde de taşlar hala yerine oturmadı.Onların geçmişlerini de görmeliydik ki bu bölümde sıkça dillendirilen ” o gerçek” neymiş, öğrenelim. Flashback konusunda Çarpışma ve Kızım dizilerinden feyz almalarını öneriyorum(Seyrettiklerimden örnek vermek durumundayım:) Bu özensizlği yakıştıramıyorum gönlümün efendisine 🙂
    Demir’in Züleyha’ya her “birtanem” deyişinde ağzına kürekle vurmak isteyen tek ben değilimdir herhalde… Çok yapmacık duruyor.”Boşanalım Şermin Sabahattin” gitti, “Birtanem Demir” geldi yerine:) Ama Sabahattin ile Demir mukayese kabul eder mi? Benim açımdan konu sonsuza dek tartışmaya kapalı:)
    Bu bölüm Cengo da sinirlerimi fazlasıyla zıplattı. Yılmaz’la ilgili gerçekleri öğrendiğinde onun tarafına geçebilir diye umutlanmıştık ama bırak geçmeyi, kraldan çok kralcı oldu. O halde Cengo’nun gerçekleri öğrenmesi neye hizmet etti, biri bana açıklayabilir mi? Yılmaz’ı Demir’in ona iftira attığı şekilde tanımaya devam etseydi, onun aleyhinde girişimlerde bulunması için haklı sebepleri olurdu en azından. Ama şimdi… Ayrıca sen nasıl bir arkadaşsın? Demir’i dizginleyeceğine, onu kötü şeylerden yapmaktan uzak tutacağına, yangına körükle gidiyorsun.Cengo benim gözümde tüm sempatisini kaybetti,üzgünüm.
    Gülten, bir orası bir burası derken pinpon topuna döndü:) Çiftliğe geri dönmesi Çetin’le yollarının kesişmesi ihtimali ortadan kaldırdığı için hayallerimi birazcık yıktıysa da – evet, fazlasıyla taktım bu konuya:) – Yılmaz’dan uzak kalması açısından gayet memnun edici bir gelişme,zira kaşığı da yanına almadı. Züleyha da ona “Yılmaz’dan sana yar olmaz” demişken ” Artık aklına başına topla Gülten” demek kalıyor bize de.
    Fadik’i dizinin mikseri ilan edip, Sabahattin’e “helal olsun”, Şermin’e de “oh olsun,beter ol” deyip final sahnesine geçiyorum.
    Kadere çok inanan biri olarak ZülMaz’ın muhtelif yerlerde ve zamanlarda karşılaşmalarını doğal karşılıyorum ve sonuna kadar destekliyorum. Son sahnede Züleyha Yılmaz’ın önüne atlayacak sandım açıkçası. Ama daha önce Hünkar’ın vurulmasında aynı şey yaşanmış olduğu için senaristlerimiz kendilerini tekrar etmek istememiş olabilirler.
    Yeni bölüm fragmanı çıktı.Seyretmemiş olanlar için spoiler vermeyeceğim ama yine “Yılmaz’ın başına gelmeyen hangi felaket kaldı” temalı bir bölüm seyredeceğimizi söyleyebilirim. Adamcağız 2 sezonluk suikast girişimlerini 2.5 ayda yedi bitirdi 🙂 Ama haticeye değil, neticeye bakalım; yıkılmadık ayaktayız!
    Haftaya görüşmek üzere, dizilerle kalın:)

    • Gözde E.

      Hoş geldin Bade. ☺
      Valla flashback konusunda serzenişim sürecek. Ayrıca Demir nasıl yetişti de böyle oldu ve ZülMaz için de aşklarının evveline dair flashback olabilir.
      Demir bir tanem dedikçe ben de aynı hisle doluyorum valla. Nerde kurban olduğum nerde bu..
      Cengo’nun gerçeği öğrendiği halde böyle davranması O’nun nasıl biri olduğunu anlamamızı sağladı. Bir de Züleyha-Nihal arkadaşlığı devam edebilecek. Bu arkadaşlığın işimize baya yarayacağına inanıyorum hâlâ.
      Artık Çetin’i başka biriyle ship’lemek zorundasın üzgünüm. 😂 Ahmet Bey’in dediği gibi Âlâ hemşire ile mesela.
      Züleyha Yılmaz’ın önünde durdu ama yani Demir silahını ateşlerse vurulur. Yine de tekrara düşüldü boyna birbirine silah çekiyor DemYıl. 😒
      Yılmaz’ın başına gelecekler bitmez ben sana diyeyim. 😔

      • Ahmet Adar

        Ala doktor,bir de onun hemşiresi olacakmış.Ala yılmasla olacağına göre Hemşire de Çetinle olabilir diye düşünmüştüm.

        • Gözde E.

          Olur olur çok da güzel olur. Son kaşık bükücü Gülten de yalnız kalsın.

    • pride&prejudice

      Son iki bolumu seyrettikten sonra yukarida yazdiklariniza katildigimi soylemek istedim. Sevgili Bade, Gozdecigim cok buyuk bir sadakatle diziyi izleyip yaziyorsun ama ben maalesef ilgimi kaybettim. Demir’in Bir tanemleri, Zuleyha’nin kabullenisi, Sermin in salak kurnazligi beni diziden uzaklastirdi. Bir tek Fekeli ve Hunkar icin sonradan seyretmeye devam edecegim. Persembe gecesi dizilerinden butun haftayi neredeyse dizi seyrederek geciriyorum.

      • badem

        Merhaba Neslihan,

        İlgini kaybetmene üzüldüm. Sürekli kötülerin kazanması dizilerin olmazsa olmazı maalesef. Sürelerin uzunluğu,iki sezonluk hikaye çıkartmak gibi etkenler de ister istemez bir kısır döngüye sürüklüyor dizileri. Ben de her bölümü çoğunlukla cinnet modunda seyretsem de yukarıda da belirttiğim gibi, gönlümün efendisi:) Kolay kolay vazgeçebileceğimi sanmıyorum. Umarım hevesin geri gelir. Biz buradayız, sana tekrar kucak açmaya hazırız:)

        • pride&prejudice

          Suan Carpisma ve Muhtesem ikili arasinda gidip geliyorum…Zaten onumuzdeki haftadan itibaren seyahatte olacagim nasil yetistirecegim bakalim saat farki nedeniyle zaten yayin saatinde seyredemeyecegim icin sonradan yetistirebildigim kadar…

          • badem

            Ben Çarpışma’yı kayda alıp sonradan seyrediyorum.İyi yolculuklar sana:)

          • pride&prejudice

            Tesekkurler, buralara ugramaya calisacagim

          • Gözde E.

            Şimdiden iyi yolculuklar dilerim Neslihan. Ben de perşembe BZÇ hariç Bizim Hikaye ve Çarpışma’yı takip ediyorum, İstanbul’da bile bazen gecikmeli seyrediyorum, mesela bugün hala seyredebilmiş değilim ikisini de 🙂 Umarım Bade’nin de dediği gibi hevesin geri gelir 🙂

          • pride&prejudice

            Ben de malum gittigim yerlerde artik fotograf cekip yazi hazirlayacagim sevgili Adminle oyle anlastik buralara ugrarim kesinlikle;)

          • Gözde E.

            Ooo süper, takipteyim :))