ÇUKUR – Acın Acımızdır Vartolu

Haftalık Çukur yazılarını takip ediyorsunuz, teşekkürler…  Peki ya yazının altındaki yorumları düzenli takip ediyor musunuz?  İki bölüm arasında en az bölüm yazısı kadar güzel (daha bile güzel olduğunu kendime itiraf edemiyor iken yazıda belirtmem anlamsız olurdu ^^)  yorumlar/analizler oluyor.

İşte o yorumlardan biri: Şölen‘in kaleminden, ilk fragman gelişi ile güncellenmiş 28.bölüm yazısı.Keyifli okumalar …

 
   
 

 

Kısa bir süre önce sosyal medyada Çukur etiketi altında gezerken, dizide 7 ve 7’nin katlarına sahip bölümlerin ayrı bir güzel olduğu o nedenle sıranın 28. bölüme geldiğini söyleyen bir şeyler okuduğumu hatırlıyorum. Düşününce çok da haksız değil gibi bunu yazanlar, 7, 14 ve 21. Bölümler deyince Çukursever hemen herkesin aklına gelen ikonik pek çok sahne var. İlginç bir tesadüf mü yoksa hakikaten özellikle mi yapılıyor bilemem ama 28. bölümde de bu gelenek bozulmadı. Bölümü çok ama çok beğendim ve şimdiye dek en sevdiğim bölümler listemde üst sıralara yerleştirdim bile. Bu yazı da çok sevdiğim bir bölümün ardından gelen çok boş bir vaktimde kaleme aldığım satırlardan ibaret.

Bana göre nerdeyse hiç boşu olmayan dolu bir bölümdü. Kütüphane sahneleri biraz uzundu ki orada bile Aliço’nun kadınlar üzerindeki garip çekiciliğini gözler önüne seren sahneler izledik. MFÖ’nün Ali Desidero şarkısından alıntılarsak; şeytan tüyü var bu hınzırın!

Önce çakılmam(ız)ile başlayayım. Bölüm özetinde mahalleden birisi ölecek dendiği için ben dahil diziyi beraber yorumladığımız pek çok arkadaşım Berber Muhittin’in gidici olduğunu düşünmüştük. Hatta oyuncunun neden ayrılmak isteyebileceğine dair teoriler de ürettik ve bu dediğimizden de çok emindik… Dediklerimiz çıkmadı. Aslında şimdi düşününce, Muhittin karakteri dizide olsa da ölse de bir şey değişmeyeceği için ölmesinin de çok bir etkisi olmayacaktı hikâyenin gidişatında. Oysaki Cemil’in ölümü şaşırttı. İlk başta o düğünün olacağına, Saadet ve Cemil’in evlenip aynı çatı altında kardeş kardeş yaşayacaklarına çok emindim. Bölüm fragmanlarından sonra ise evliliğin olmayacağına kesin gözle bakmaya başladım ama bunun sebebinin Cemil’in ölmesi olacağı asla aklıma gelmemişti. Ayşe’nin başladığı işi bitirmek, Selim’e kaldı, kendi elleriyle öldürdü can çekişen sevdiğini. Çakılmış olsam da beni ters köşeye yatıran sürprizleri severim.

 

Çukur Vartolu
Bu arada, daha önce demiş miydim, Öner Erkan rocks! 

 

Bölüm güzel bir açılışla başladı, VarYam kardeşlerin avını gözleyen aslanlar gibi önce birbirlerini süzüp sonra kavgaya tutuşmaları ile. Birbirlerine girişecekken bile birbirlerine gözleriyle “hazırsan dalıyorum!” ve “gel kardeşim, bekliyorum” diyebilen kardeşleri çok ama çok severiz. Ama 27. bölüm burada bitmemişti, derken “2 gün önce” diyerek geçen bölümde bıraktığımız an’a geri döndük. Salih’in, silahıyla araca takır takır atış ederken Selim’in şok içinde kaldığı, derken kapının açılıp korkudan aracın içinde büzüşmüş Saadet’in Salih’e korku/dehşet ve bir parça da “senin şu haline acıyorum” der gibi baktığı ana. Salih o an anladı Saadet’i tamamen kaybetmiş olabileceğini. Utanarak elindeki silahı arkasına saklamaya çalıştı, gözlerini kaçırdı Sadiş’den. Ama son pişmanlık fayda etmiyor be Salihçim/Vartolucum. Çoğu zaman öfkeyle kalkan zararla oturuyor. Hiçbir şeyin kolay kolay yıkamadığı koskoca Vartolu ’yu ufacık bir kadının sevdasını o kadının gözlerinde görememek yıktı. O sırada Yamaç imalathanesini yok etmiş, adamlarını vurmuş, zarar çok büyükmüş, üstelik Yamaç da artık onun arkasını kollamayacakmış… Hiç biri umurunda değildi Vartolu ’nun, Sadiş’in gözünde bir değeri olmadıktan sonra.

Medet ile beraber gecenin karanlığında kilometrelerce yol alıp, hiçbir yere varamadı Vartolu . Doluya koysan almıyor, boşa koysan dolmuyor değil mi? Ondan sonra yaşadıkları her an, biraz sürreal, biraz trajik, biraz komik. Sanki Nuri Bilge Ceylan filmlerindeki o ıssız kasabalardan birine varmış gibiydiler. O kahvedekiler neden sessizdi, neden o kadar tepkisizlerdi takılmıyorum bile. Medet ve Vartolu ’nun o adamlardan o dayakları yemeleri gerekiyordu çünkü. Bazen böyle olur, içindeki acı seni o kadar yakıyordur ki dışardan gelecek darbeye muhtaç kalırsın, bile bile istersin, kaşınırsın. Sonuna kadar “partners in crime” olan Vartolu ve Medet için bu dayak faslı tabii ki ikisiyle birlikte mezara gidecek sırlardan. Ama ne güzel dayak yediler be! Oh mis gibi uyuyacaklar şimdi!

Sahnenin asıl yazılma amacı bölüm süresini doldurmaktı muhtemelen. Ama madem doldurma sahneler olacak bari farklı bir şeyler deneyelim denmiş sanki. Karanlıkların içinde gide gide zamandan ve mekândan bağımsız bir yere vardılar, sorularına cevap vermeyen yüzlerine bakmayan bir sürü adamın içine düştüler. Bir tür büyülü gerçeklik anıydı bence. Güzeldi.

 

Çukur Vartolu

 

Yamaç’a uykular haram. Çukur’un sorunları çığ gibi artarak büyürken üstüne Sena’nın Anıl ile meselesi geldi. Nihayet biraz konuşabildiler. Sena haklı/haksız mevzusuna hiç girmeyeceğim. Evet Yamaç’ı arayabilirdi, Emrah yerine kocasından yardım isteyebilirdi, ama şimdi başka bir mevzu var. Sena’nın dediği gibi; istediğin kadar bağırsan da Yamaç, istediğin kadar kızsan da, Sena’ya bir adamı öldürdüğünün gerçeğini unutturamaz, bundan daha fazla onu korkutamazsın. Sena bunu atlatamadığı sürece, başka hiçbir şeyin önemi yok.

Yamaç, Sena’nın tarafında bu kesin. Emrah ve Güzide’nin anlattıkları biraz kafasını karıştırsa da ikna olmuş değil. Karısı için yapmayacağı bir şey olmayacağını da bildiğimize göre, Emrah’ın bu iğrenç tezgahını, annesinin bu tezgâha ortak olma haysiyetsizliğini kalan 5 bölümde mutlaka ortaya çıkaracaktır.

Yamaç Salih’e, babasının oğluna da çok kızgın, kırgın da belki, ama dönüşü yok artık. O söz ağzından çıktı, Saadet’i kendi elleriyle evlendirecek. Salih de zaten çizgiyi çoktan aştı. Yamaç’ın paketi Sena’ya Salih’in bizzat vermediğini duyması önemli tabi, üstündeki siniri biraz atıp, Sena’nın olayını daha adamakıllı düşünmeye başladığında parçaları birleştirecektir. Evet çok yorgun, kafası da çok dolu, ama artık, bir aydınlanma anı yaşayıp, her ipin ucunun nereye vardığını görebileceği an gelmeli!

 

 
   
 

 

Ve bir büyük gizem; Meliha meselesi… Aliçomuz sayesinde, Meliha’nın hikayesine adamakıllı giriş yapabildik bu sefer; anladık ki İdris, Sultan ile evlenmesinden çok sonra başlamış bu ilişkiye. 1972 sonu veya 1973 gibi dizinden vuruluyor Meliha. Dizinde sakatlık kalıyor. Bu sakatlık onu hem şık gazinolarda assolistlikten etmiş, hem de morfin bağımlısı yapmış belli ki, sonrasında deyim yerindeyse Beyoğlu’nun dumanlı pavyonlarına ‘düşüyor’. İdris’le 70’lerin sonunda bu şekilde karşılaşıyorlar. İki tarafı da yakıp kavuran bir aşk yaşanıyor. Derken 1979’da Meliha -güya-ölüyor. Şimdi eldeki veriler şöyle; İdris Meliha’yı öldü biliyor, Meliha’nın çevresi Meliha’yı İdris öldürdü diye biliyor, Aliço Meliha’nın ölmediğini biliyor ve biz bu işin arkasında da Paşa-Sultan ikilisi olduğundan nerdeyse eminiz… Bence şurası artık kesin ki Meliha karakterinin diziye girişi baya sükseli olacak. Meliha’yı kim oynar bahislerini açalım artık… :)))

 

Çukur Vartolu

 

Düğün günü için apayrı bir yazı yazılır belki de… “Kimse Bilmez” çok özel bir şarkı benim için, taa Hatırla Sevgili’den beri. Çaldığı her sahneyi daha da güzelleştiren bu şarkı ile “kanlı düğün” gününe başladık. Salih, Saadet, Sena, Yamaç… Hepsinin içinde kimselerin bilmediği, ayrı bir sıkıntı… Ama en can alıcı söz, Salih’den:

“Ben bugün de ölmezsem, herhalde bir daha ölmem Medet!”

 

Twitterda’da yazdım, burada da yazayım: “Acın acımızdır Vartolu !” O gün ölmezse belki bir daha hiç ölmeyecek biri daha var belki de, o da Selim. Cemil’e erkekler hamamında sarf ettiği ki o iki cümle: “Ben ona da kabulüm. Ona da varım yani…” Oh my God! Bugünün Türk dizileri için alışılmadık derecede cesur bir sahne. Şimdiye kadar anlamayan, anlamak istemeyen varsa da anlamıştır sanırım artık. Başından beri bu mevzuyu usul usul, incelikle yazan senaristimize de helal olsun!

 

Çukur Vartolu

 

Mahalle zaten gergin, umutsuz, çokça da çaresiz… Gelir kaynakları kurumuş, paralar suyunu çekmiş… Vartolu ’dan, açık büfe kahvaltı ikramıyla beraber ince dokundurmalar; “Biz komşusu aç yatarken davul-zurna düğün yapmıyoruz!” Derken beliren erkek düğün alayı, her şeyi inatla Salih’in gözüne sokmak, onu delirtmek için ayarlanmış sanki. Yamaç da tam olarak onu istiyor zaten, “Bu Vartolu geldiğinden beri, bel altı vurdu, bel üstü vurdu, ben haklıyım diye diye vurdu. Ben onun yaptıklarından çok çektim, bırak biraz da o çeksin!” Tam o anda didişmeye başlayan aynı mahallenin karşı takımlardaki çocuklarının arasına girmek, tabii ki takım kaptanları olarak Yamaç ve Vartolu ’ya düşer. “Yamaç abinizi dinleyin çocuklar, onun başında zaten bir paket dert var, bazı şeylere mukayyet olamıyor kendileri!” “En azından ben, nereye sıktığıma dikkat ediyorum!” Bu iki cümle bel altı kışkırtmanın alası değilse nedir, bilemiyorum. İşte oradan geliyoruz, bölümün en başındaki an’a, VarYam’ın gözleriyle birbirine sana dalıyorum şimdi deyip, çocukluklarında yapamadıkları kayıkçı kavgasına.

 

Çukur Vartolu

 

Babaları tarafından kavgaları ayrılan iki yaramaz erkek çocuğu, birbirleriyle kavgaya tutuştukları için babalarından okkalı birer tokat yerler. Biri 38’inde diğeri 30’una yakın yaşlarda iki koca adam,  iki kardeş. Gıklarını çıkarmadan duruyorlar babanın karşısında. Normal şartlar altında bir baba bu yaşta evlatlarına tokadı yapıştırsa, başka tepkiler verebilirim belki. Ama şartlar hiç normal değil ki… Yamaç sineye çekiyor tokadı ama Salih alışkın değil bir kere, “hop bi’ dakka n’oluyor” derken o da yiyor tokadı. Karşısındaki adam “Karşında kim var senin? Ben senin neyinim?” diye gürlüyor. Salih tabii ki, sen benim hiçbir şeyimsin, bana hiç babalık yapmayan babamsın deyip, çekip gidebilir o an. Ama meselesi o kadar basit değil işte. Karşısındaki o adam, sadece biyolojik babası olarak kalsın değil ki onun meselesi. Babası ona gerçekten baba olsun istiyor, gerektiğinde azar işitip, tokat yemek de varsa bu işin ucunda, ona da razı. Baba oğullarına, ‘aynı mahallenin adamları kendi içlerinde kavga etmez, bunu daha öğrenemediyseniz ben size öğretmesini bilirim’ derken yüzünde oluşan o gülümsemeyi fark etmemek mümkün mü? Babası onu da Çukur’dan sayıyor çünkü. Ne diyelim, böyle olur çelişkiler yumağı İdris Koçovalı’nın evlat sevgisi. Bebeğine her oyuncağı aynı anda vermeyen ebeveynler gibi, bir şeyi elinden alırken, başka bir şeyi veriyor oğluna. Bir gün adamlarına onun üzerine daha çok gidin o bir vuruyorsa siz iki kere vurun derken, ertesi gün benim oğullarım sokaklarda nasıl birbirine girer diye çıkışıyor. Gerçi Salih’e iki kere tokat attı belki iki kere vurmaktan kastı oydu. :))

Ve akşam olup, düğün başladığında, baba oğul zindandan beri ikinci kez doğru dürüst konuşuyorlar belki de. Aslında bir diyalog değil daha çok monolog izledik, İdris’in ne diyeceğini henüz bilemiyoruz. Muhtemelen de pek bir şey söyleyemeden Cemil’in ölüm haberi duyulacaktır. Ama İdris’in gözündeki yaşları ve o yaşları oğlundan kaçırmaya çalıştığını gördük. Ben ilk defa bu kadar samimi bir tepki verdiğini hissettim, belki de artık Salih’e karşı duvar olmaktan o da sıkılmıştır… Salih tam yeniden insan olup, içinde çiçekler açacakken sen, İdris Koçovalı, onun karşısında ayaza durdun. Oğlunun hayatında ilk defa bir umudu olmuştu. O umudu oğlunun elinden almasan olmaz mı ‘babası?’ Çünkü artık biliyor ki sen karşısında olmasan bile, o umudu Salih bizzat kendisi Kaf Dağının ardına gönderdi.

 

Çukur Vartolu

 

Kısa Kısa:

Meke-Deren- 500T muhabbetini çok sevdim. Bu çifti derhal shipledim!

Aliço’nun Şanar Bey ile tanışırken bildiği bütün eski kelimeleri ardarda sıralamasını çok sevdim… Müşerref oldum, bilmukabele, namütenahi… J (Şanar Bey’i Haldun Dormen’in oynaması ise zaten başlı başına şahane bir detay!)

İdris’in Emrah’a zorla elini öptürüp Kemal’in intikamını aldığı sahneyi çok sevdim. İçimizin yağlarını eritti… 😀 😀

Cemil’in ölümü nasıl ortaya çıkacak? Selim ne durumda? Düğün gecesi nasıl son bulacak? Salih-Sadiş aşkı nasıl devam edecek, edebilecek mi? Yamaç, Emrah’ın Sena’ya kurduğu tuzağı nasıl çözecek? Sezon finaline beş kala acaba şimdi n’olacak dediğimiz olaylarla dolu dört dörtlük bir bölüm izledik… Tüm ekibin emeğine sağlık!

 

29. Bölüm  Fragman

 

“İnsan biliyorsun unutmayı sever, şimdi tam zamanı, birilerini öldür, herkesin sevdiği, saygı duyduğu…Bugüne kadar yaptığın ne kadar iyi şey varsa hepsini yık, parçala, yok et…”

 

Böyle diyor Selim, yeni bölümün dün akşam yayınlanan fragmanında… Muhtemelen Vartolu ’ya… O sırada ekranda beliren yüzler, Paşa, Emmi, İdris, Sultan… Ölüm listesinin adayları mı? Fragmanda çalan müzik, seçilen renkler, fırtına öncesi sessizliğin habercisi misali kafamızda yankılanıyor…  Gecenin karanlığında bir polis Vartolu ’ya kelepçe takarken, Vartolu Yamaç’a “Şimdi git Çukur’a, havasını iyice bir içine çek, çünkü bu gece onu kaybettin” diyor. Salih’in sağ avcundaki ‘umut’ yok mu artık? Elinde sadece mermiler mi kaldı? Bunu görmek için yaklaşık 48 saat daha bekleyeceğiz.

Ah Yamaç, ah Vartolu … Siz ‘kaybedicez birimiz kaçarı yok’ diyorsunuz ama kardeşlerin birbiriyle kavgasının bir kazananı olmaz, çok büyük bedeller ödemeden bir an önce anlayın artık bunu.

 

 

 

Dizi ile ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz  İzledim / Çukur  kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Gözde E.

    Fragmanı seyredene kadar şu sen bu gece Çukur’u kaybettin lafını bir yerde okuyup İdris Salih’e söylüyor sanmıştım :))

  • Buke Oguz

    Ellerine sağlık Şölen :)) Böyle tek parça olunca daha da keyifli oluyor okuması. :))

  • SuperBirne

    Sölencim, ellerine saglik! 😘
    Bugün izleyecegimiz bölümle ilgili bir tahminde bulunamiyorum. Chok gizemli, gögse öküz oturtan cinsten (1. Fragman), ama bir o kadar da merak uyandirici. Heyecanla bekliyorum bu aksami! 😍

  • Gözde E.

    Ranini’de yeni yorumum var, gündemle alakalı 🙂 Ama kimse görmedi, nedense? @disqus_CRyYUHCaEc:disqus

  • Böyle tek kalemde olunca ne güzel oldu değil mi ? <3 Hep yaz…

    Kendimi İMÇ'de geleceğin starlarını bulan kaset yapımcıları gibi hissediyorum, Yetenek Avcısı ^^

    • Ayla

      Ben sana demistim bunlarin icinde ki cevherleri cikarmalarina yardim ettin

      • Bir gün kendi ayakları üzerinde duracaklar, kendi blogları olacak, kitapları basılacak, senaryoları çekilecek…

        • Ayla

          Hadi insallah,belki bu arkadaslardan biri taninmis bir senaryo yazari olur ileride

        • DreamyTangerine

          İki kere dizi analizi yazmakla olsa keşke o işler… 😀
          Ama çok isterdim, o ayrı…

  • Ayla

    Sölen ugradim belki Asli da 25 kurus falan kazanir:) Ama tiklanacak yer bulamadim…

    • Canımsın, ya apple’larda sagdan soldan fırlayan reklamlar görünmüyor, bi’ ara onu da çözeceğim ^^

      Linklerdeki takılmayı çöz, ios’daki reklamları çöz, disqus’ı yukarı taşımayı çöz… Off 🙁

      • Ayla

        Zor senin isin:))

      • Ayla

        Senin sayfanda bazen ne reklami cikiyor biliyormusun seksi bir kadin ve altinda yazi benim yasadigim ülkede oturdugum sehir adi “benimle konusmak istiyorsan aman karin duymasin”:))) Ilk basta afalladim,sanki biri beni gözetliyor,yaw bu akilli telefonlar,akilli tabletler bizim hakkimizda hersey biliyor. Buna aglasam mi gülsem mi..

        • OHA! O benimle alakalı değil. Google, senin geçmişin, lokasyonun , girdiğin siteler vs analizinden cookielere göre (kesinlikle biri bizi gözetkiyor) sana reklamlar gösteriyor. Ben sadece reklam yerleştirilecek yerleri işaretliyorum bir de filtre koydum, sex, flört siteleri, bahis siteleri, din, bitkisel ilaçlar, kumar vb reklamlar benim sitemde gösterilmesin diye… Kime ne reklam çıkıyor’u google atıyor. Okuduğum kadarıyla senin dediğin siteler filtreye denk gelmemek için başka kategori olarak gösteriyorlarmış kendilerini ama can sıkıcı bir durum!. Ama elimde değil 🙁

          Ben de sürekli tatil reklamları çıkıyor, aklım tatildeyse demek :p

          • Ayla

            Valla hic flört yada seksi sitelerle ilgilenmiyorum ondan afalliyor insan:) Ama haklisin bir ürün aramaya göreyim hemen günlerce sagda solda ürün reklami:)
            Sen kafayi tatille bozdun ondandir:)

          • An itibariyle sağda lavanta bahçeleri turu var. Fransa kırsalında gidemeyince malum x5 Isparta’yı gösteriyor :)))))

          • Gözde E.

            Buke’yi de ziyaret edersin gitmişken :))

          • Doğru ya… Hatta @bukeoguz:disqus gül hasatına gidip yazsana gezdim gördüm’e, gelecek haftasonu değil mi?

          • Buke Oguz

            Gül Festivali haftasonu olmuş. Benim haberim yoktu. Antalyadaydim

          • Gözde E.

            Tüh gitti bizim yazı 🙂

          • Ayla

            :)))

          • Ayla

            Gittim cukur un anneler günü klibini izledim fark ettim ki Saadet i oynayan oyuncu ben ismini bilmiyorum baska bir ses tonu diksiyonla konusuyor. Ya bu oyuncu dizide bilincli olarak gicik ses tonuyla konusuyor onu anladim

          • Gözde E.

            Ben bugün bir ara Koton’un sitesinde gezdim, bütün reklamlar Kotun oldu 😀

          • Ayla

            Degil mi ya:)))
            Asli ya bahsettigim reklam bari yakisikli bir erkegin olsa hadi yine neyse ama kadin olunca bozuluyor insan biraz. Bak bak oturdugum yeri anliyor demek ki cinsiyeti anlayamiyor:)))

          • Gözde E.

            Hala onları arayan var mı ya? 😀

          • Buke Oguz

            Facebookta da aynısı oluyor. Hangi sayfada geziyorsan Anasayfaya onun reklamlarını atıyor.

      • @disqus_QtIhiKM2z9:disqus sen de görünüyor mu?

        • Gözde E.

          Reklamlar bende görünüyor canım 🙂 Hatta bugün diğer yazıdan tıkladım, burda da tıklayacağım.

          • Sanırım ios’larda güçlü bir reklam blogu var. Onu çalıştıranlarda görünmüyor. Teknik konular çok sevimsiz…

    • Ayla

      Sölen ya sen bari bir tik at ile demek istedigin bir selam ver azda olsa birsey yaz demek istedindir mutlaka:))

      • Şimdi okudum diğer sayfayı :))) Trafik olsun diye demiştir

        • Ayla

          Ya ya biraz gec anladim iste:) Eh bak burdayim trafige bir faydamiz olsun:)

          • Ya şu blogun o kadar değişik bir algoritması var ki, yazıya giriş, başka sayfaları tıklama, sitede geçirilen süre vs her şey analiz edilebiliyor. Şaka gibi…

          • Ayla

            Ehh ben bazen bir bakiyorum sabah uyaninca sayfani kapamayi unutmusum hala sayfandayim,öyle olunca ne oluyor?

          • Bigisayar / tablet kendini uyku moduna almadıysa (ki alıyordur) sitede kalma dakikası (ortalama) yükseliyordur. (Birey görünmüyor tabii, genel ortalama)

    • DreamyTangerine

      Aslı söylemiş zaten, trafik olsun diye şeyettim :))

  • Gözde E.

    Son paragrafı okuyamasam da sevdim ben bu yazıyı. <3 Kalemine sağlık Şölen, haftaya yine bekleriz :))

  • pride&prejudice

    ikinci fragman da cikti Selim yine intikam loading!

    • yakışır <3

      • pride&prejudice

        Anneler günü için hazırladıkları klip de çok güzeeeeel💞💕🤩

        • Favorim Meke :)))

          • Gözde E.

            Benim de <3

          • Ayla

            Favorim Sultan :)))) Duyda inanma

          • Gözde E.

            Neden olmasın 😀

      • Gözde E.

        Yakışmaz…

        • Ayla

          Selim o sandalyeye oturacak! Bu bir spoiler degil istek,altinci his:)

          • Gözde E.

            Yarın akşam göreceğiz. Umudum truva atı olarak oturmasında..

          • Ayla

            Valla benimde istegim o yönde ama Selim ya babasina ya Yamac a birsekilde kizip oturma potansiyeli tasiyan bir tip ve karekterde biri.

          • Gözde E.

            Maalesef :((

          • Çok zor… Damarına basıyorlar… BSO’dan ayrı bireysel intikama bile girebilir…