ERKENCİ KUŞ – Gök Gürlediğinde Seni Koruyacak O Adamı Buldun mu Sen?

Dizilerdeki Yeni yıl arası bitmeden Erkenci Kuş Bölüm yazısı da bloga eklendi. Konuk yazarım Buke ‘nin kaleminden bu yazıya göz atıp nerede kalmıştık hatırlamak ister misiniz? Keyifli okumalar ^^

 

 
   
 

Kız çocukları babalarına benzer bir eş arar kendine. Babasının korumacılığı, kendine verdiği güveni kim aramaz ki hayat arkadaşında. Baba, sırtını dayadığı dağdır kızın. Ve kız çocukları ne kadar büyüse de babalarının küçük kızlarıdır. O’na kimseyi yakıştırmaz babası. Kimse kendi gibi sevemez kızını, koruyamaz, sahip çıkamaz kızına çünkü.

Üç hafta araya giren Erkenci Kuş 26.bölümüyle karşımızdaydı. Sanırım bölümün en sevdiğim, en içime işleyen sahnesiyle başlayacağım yazıma.

Sanem’le Nihat’ın karşılıklı resmen döktürdüğü sahneden bahsediyorum. Bir sahne abartılmadan, sade ve samimi bir şekilde nasıl oynanır, duygular usul usul ekrandan nasıl geçirilir çok güzel gösterdi baba kız bize…

Evet Nihat’ın küçük kızı aşık olmuştu. Babası için bunu kabul etmek güçtü belki ama sahnede gördük ki Nihat’ın kırgınlığı, kızının aşık olmasından ziyade, bunu el birliğiyle kendinden saklamış olmalarına. Bu durumu ailesinden değil de mahalleliden duymuş olmaya içerlemiş Nihat Bey… Tabi kızının büyüdüğünü kabullenememe durumu da var. Kızının aşık olduğunu öğrenip de “Ne zaman büyüdü de yuvadan uçuyor?” diye düşünmeyen baba var mıdır acaba? Nihat da duygularını “Bir daha böyle hızlı büyüyeyim deme!” diyerek anlattı Sanem’e.

 

Erkenci Kuş 26
Bir daha bu kadar hızlı büyüyeyim deme!

 

Sanem’e değil belki ama Mevkıbe’ye kırgın Nihat. E haksız da diyemem. Konu sadece Sanem’in durumunu saklama olsa Nihat çoktan eve dönerdi ama Mevkıbe Melahat’a kocasını çekiştirerek büyük bir hata yaptı. Ne demişler “Yerin kulağı vardır.”  Mevkıbe Nihat’ın eve gelip O’nu duyabileceğini tahmin edemezdi. Öğrendiğinde ise iş işten geçmişti. Nihat’ın eve dönmeye niyeti yoktu artık, kadayıfa rağmen yoktu.

Son haftalarda Leyla’ya kızsam da O’nu Emre konusunda takdir ettim bu bölüm. Emre’ye karşı kararlı duruşu hoşuma gitti. Sanem gibi bir gülüşe iki tatlı söze aldanıp kararından dönemedi. Yalnız Emre’yi hala sevdiği halde, Aylin’in Emre’yi öptüğünü görüp kızması ve bunun karşılığında artık kendini sevene değer vereceğini söyleyerek Osman’a yanaşmasına ne desem bilmiyorum. Başından beri Osman Leyla olsun isteyenlerdenim. Ama başkasını severken Osman’a ümit vermesi, Osman’ı ancak üzer gibi geliyor bana.

Emre bölüm boyunca Leyla’nın etrafında dolandı ama her defasında sert kayaya tosladı. Kolay lokma sandığı kız O’na bölüm boyunca direndi. Emre O’nu kendi gibi sandı sanırım. O nasıl Aylin’e zaafına yenilip bir şekilde O’na dönüyorsa Leyla’nın da kendine zaafına güvenip, iki sözle kendini affettireceğini sandı ama yanıldı. Sürün Emre!!!

Can ve Sanem cephesine gelirsek eğer burada işler biraz karışıktı ama Can bunun henüz farkında değil ve maalesef yine kandırılıyor. O’nun ve şirketin iyiliği için belki ama sonuçta ne olursa olsun Sanem O’na yine yalan söylüyor. Can O’nu ikinci defa affedebilir mi? Üstelik de en hassas olduğu konuda: Sanem’in Kokusu ve yalan… Burada yalan söylemesi parfümü vermiş olması kadar canını acıtmaz Can’ın çünkü o koku Can’ı Sanem’e bağlanma sebebiydi. Can için bu ilişkinin iksiri Sanem’in kokusu… Sanem için ise o gizemli öpücük. Can, o kokuyu ilk duyan ve kokunun sahibinin ilk aşkı. Biraz bencilce geliyor kulağa ama durum bu. Bu nedenle seyirci tepkili zaten Sanem’in kokusunu vermesine ve Can’a yalan söylemesine.  Can’ın bencilliği bizlere de bulaşmış sanki biraz. Yani olaya Sanem’in değil Can’ın gözünden bakıyoruz. Can yalanı sevmediği için Sanem yalan söylemesin istiyoruz. Can için koku özel olduğundan Sanem kokusunu satmasın istiyoruz. Ama temelde çiftimiz ayrılmasın diye istiyoruz tüm bunları. Senariste verilen tepkiler de bu nedenle ama bu ne kadar doğru bilmiyorum. Yani senarist diziyi kendine göre mi yazsın, seyirciye göre mi yazsın? Seyirciye göre yazacaksa işi zor çünkü bir kesim memnun olsa diğeri olmaz …Allah kolaylık versin diyelim hem senariste hem de izlerken deliye dönen seyirciye…

Tüm bu cümlelerimin üzerine ancak: “Ah Sanem Ah ne olurdu Ceycey’in sözünü dinleseydi de çözümü kokusunu Fabri’ye vermekte bulmasaydı. Sanem’in başka çaresi var mıydı? Yok gibi görünüyordu.  Bir yandan içindeki suçluluk duygusu, diğer yandan şirkette arkasından konuşanlar… Başka bir çare göremedi. Can salını verilir verilmez parfümünü Fabri’ye verdi. Karşılığında imzaladığı sözleşmenin içeriğini iyice anlamış olmasını diliyorum. Zira dikkatli okumamış görünse de “fotografik hafızasıyla her bir ayrıntıyı belleğine almış olması gerekiyor mantıken.” diyebiliyorum. Bu sahnede Can’ın Sanem’i takip edip Fabri ile buluştuğunu görsün istedim. Can zaten şüpheci yaklaşmıştı Fabri’nin şikayetini geri almasına. Sanem’i tehdit edebiliyor olma ihtimalini düşünmesini beklerdim belki takip etse parfümü vermesine engel olabilirdi.

Fabri parfümün karşılığında hisselerini devredecekti. Devretti de. Ama Sanem ve Emre’nin sandığı gibi Can’a değil, Aylin’e devretti. Aylin oyunu kurdu, Fabri O’nun istediklerini yaptı ve sonuçta kazanan taraf Aylin oldu. Artık resmen Fikr­­-i Harika’nın hissedarı. Şirkete girmesi için bir engel yok.

Can ve Sanem’in, Can göz altında iken konuştukları sahne, bölümde beğendiğim sahnelerdendi. Can’ın kendi haline bakmadan Sanem’e destek oluşu, O’na moral verişi, üzülmesin diye ikna çabaları, O’nun için endişelenmesi güzeldi. Ama maalesef Can’ın hali tavrı Sanem’in daha çok suçluluk duymasına sebep oldu.

Sanem –Nihat sahnesinden sonra en hoşuma giden iki sahneden ilki Can’ın Sanem’i gizli yerine götürdüğü sahneydi. Karakterlerin kendi içlerine yolculuk yaptığı sahneleri seviyorum. Bu sahnede de Can’ın içindeki çocuğa doğru yolculuk yaptık. Annesinin gidişinin O’nu yalnız hissettirdiğini ben de hissettim o sahnede. Yalnızlığı belki de annesi kardeşini yanında götürdüğü içindi. Dilek tutup balıklara yollamak ve annesiyle babasının barışmasını dilemek ne kadar da masumca bir çocuk davranışı. Anne ve babanın barışması demek kardeşinin dönmesi demek. Bunun gerçekleşmeyeceğini anladığında ise dileklerini değiştirmeye karar vermesi acı bir şey bir çocuk, bir genç için. Vazgeçmek, umudunu kaybetmek demek. Özlemin yerini öfke alması demek. Bu da Can’ın annesine karşı öfkesinin sebebini açıklıyor: Hayal kırıklığı… Ne kadar büyüse de saklamaya çalışsa da annesinden bahsederken o hayal kırıklığı gözlerine ve sesine yansıyor Can’ın. Sanem teselli etmeye yeltendiğinde istememesi, kabullendiğini söylemesi ise sadece güçlü görünmek için.

 

Erkenci Kuş 26
“Annemle babamın aynı denizde bile değilmiş. Ben onu sonradan, geç de olsa fark ettim. Zaten sonrasında dileklerimi değiştirmeye karar verdim.”

 

 

Buradan konuyu Sanem’in ailesine getirmesi ve birbirlerini sevdikleri için barışma ihtimallerinin çok yüksek olduğunu söyleyip, Sanem’i dileklerini yazıp balıklara yollamaya ikna edişini buruk bir gülümsemeyle izledim.

 

 
   
 

 

Beğendiğim diğer sahneye geçmeden önce beklemekten gözlerimizin yollarda kaldığı karakterimiz Hüma Hanım ve kendisini canlandıran oyuncumuz İpek TENOLCAY’a hoş geldiniz demek istiyorum.

 

Erkenci Kuş 26
Veee… Hüma Divit Hanım huzurlarınızda

 

Evet Hüma Hanım’la nihayet tanıştık. Bölüme giriş sahnesinin ne kadar tatmin edici olduğu tartışılır tabi. İstanbul’da başka mahalle kalmamış gibi, arabanın bozulmak için Sanem’in mahallesini bulması, bu mahallede yatırım yapmak istemesi tesadüf gibi görünse de ilk bakışta ve “yok artık!” dedirtse de Muzaffer’in ağzından Sanem ismi dökülünce, yüzünün ifadesi, orada olmasının sebebinin Sanem’in yaşadığı çevreyi görmek olduğunu gösteriyor. Çevreyi tanımakla kalmayıp müstakbel geliniyle tanışma şerefine de erişti Hüma Hanım, hem de ne tanışma! Tam da kedinin mama kabını tekmeleyip mamaları döktüğü sırada gördü Hüma’yı Sanem. Kadına seslendiğinde ise Hüma Sanem’i hemen tanıdı. Sanem sert bir şekilde mama kabını tekrar doldurmasını istediğinde hayvanseverliğe dikkat çekilmek istenmişken, kadına, İhsan’a verdiği parayı iade ederken “Bedelli insanlık yapmaya çalışıyorsunuz paranızla ama burada paranız geçmez.” Sözüyle bedelli askerliğe mi gönderme yapılıyor merak ettim doğrusu.

Bu arada müstakbel kayınvalideler de ilk kez bir araya gelmiş oldular bu bölüm. Aralarında yaşanacak çatışmaları şimdiden merakla bekliyorum. Önümüzdeki bölümden itibaren Hüma Hanım hikayeye nasıl bir hareket getirecek merak ediyorum.

 

Erkenci Kuş 26
Müstakbel dünürler Hüma ve Mevkıbe Hanımlar

 

Gelelim beğendiğim diğer sahne olan finale…  Can’ın evindeki partinin sürpriz bir konuğu vardı. Konuk en çok da Can ve Sanem’ e sürpriz olacaktı. Çalınan kapıyı açan Sanem, karşısında mahallede tartıştığı kadını görünce neye uğradığını şaşırdı. Kadın O’na hizmetçi gibi davranmaya kalkışınca kızan Sanem, kendisini içeri alamayacağını, davet eden kimse O’nun içeri almasını söylediği sırada yanlarına Can geldi. Anne oğulun yıllar sonraki ilk karşılaşması gerçekleşmiş oldu. Hüma Hanım sevgi dolu bir sesle “Can” diye seslenirken oğluna, Can yüzünde ve sesindeki donuk ifadeyle “anne” diyebildi. Sanem ise Can’ın şaka yapıyor olmasını istedi. Müstakbel kayınvalidesiyle şanssızlıklarla dolu bir tanışma yaşadığına yanıyordu kesin. Can ve Hüma birbirlerine, Sanem de onlara şaşkınlıkla bakarken bölüm sonuna geldik. Bakalım yeni bölümde kırdığı potları telafi edebilecek mi? Can ve annesi arasında neler konuşulacak? Mahalledeki gizemli kadının Can’ın annesi olduğunu öğrenince Mevkıbe ne tepki verecek? Emre’nin annesinin geleceğinden haberi var mı?  Hüma Hanım’ın gelişinin altında Aylin olabilir mi? Bu sorular ve daha fazlasının cevabını bulmak için iki haftamız var.  O zamana kadar yorumlarda buluşmak dileğiyle…

 

Erkenci Kuş 26
Ana oğul yıllar sonra karşı karşıya…Gelin şaşkın!

 

Dizi ile ilgili diğer yazılar için İzledim / Erkenci Kuş kategorisine göz atmayı unutmayın…

 

 

 

yazıyı emoji ile değerlendirmek ister misin?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
PAYLAŞ
Facebooktwittergoogle_plusmailFacebooktwittergoogle_plusmail

İlgili diğer Yazılar

  • Buke Oguz

    Can’dan beklenen evlilik teklifi geliyor. Peki sence Sanem’in cevabı ne olacak? Bu evlilik bu kadar kolay gerçekleşir mi? Sence bu haberin Divit ve Aydın ailelerinde, şirkette ve mahallede yankıları nasıl olacak? @badem

    • Ahmet Adar

      Ben Asıl Hüma Hanımın yapacaklarından ve Aylin ile iş birliği yapmasından korkuyorum.

      • Buke Oguz

        Merhaba Ahmet Bey… Düşüncelerinizi paylaşıyorum. Ben de Hüma ve olası Aylin işbirliğinin doğuracağı sonuçları merak ediyorum. Hüma nin gelişini Aylin’in ayarlamış olabileceğini düşünüyorm.

  • Buke Oguz
  • badem

    Merhaba Bükecim,
    Senarist değişikliğinden beri seyrettiğimiz en iyi bölümdü bence. Yine komedi ve dram dozu gayet dengeliydi.
    Benim de favori sahnem, Sanem – Nihat dertleşmesiydi. O kadar gerçekçiydi ki duygusu geçti bana. Can’ın “Sanem’i gökgürültüsünden koruyacak adam” olarak tanımlanması detayı çok hoşuma gitti.
    Leyla-Osman-Emre üçgeni konusundaki tüm yorumlarına katılıyorum. Emre sonsuza dek sürünsün, umrumda değil 🙂 ama Osman artık üzülmesin lütfen. Leyla’nın aşk acısını unutmak ve Emre’yi kıskandırmak için Osman’la yakınlaşması onu kullanmaktan başka bir şey değil. Umarım Leyla onunla vakit geçire geçire asıl sevdiğinin Osman olduğunu anlar. Öte yandan sosyal medyada Ayça ile Osman’ı yakıştıranlar gördüm. Osman için yeni bir ilişki isterim elbette ama Ayça bana şimdilik uzak bir ihtimal gibi geliyor.Yine de her an bir sürpriz olabilir diyorum ve bekleyelim görelim diyorum:)
    Nihayet Hüma hanım hoş gelmiş, sefalar getirmiş. Ayşegül Aldinç olamadığı için biraz hayalkırıklığına uğramış olsam da İpek hanım da gayet yakışmış rolüne. Ben de gelişinde Aylin’in rolü olabileceğini düşünüyorum. Dört bir koldan çatışmaları merakla bekliyorum ancak umarım bu çatışmalar dramatik öğelerle beslenir, salt absürd komediye dönüşmez.
    26 Ocak’ta görüşmek dileğiyle 🙂

    • Buke Oguz

      Merhaba canım :)))
      Ben de Ayşegül Aldinç’e çok hazırlamıştım kendimi ama İpek Tenolcay da kabulüm :)))
      Çatışmalar için söylediklerine katılıyorum.Dramatik öğeler istiyorum ben de o sahnelerde. Bazı konular komedi olarak işlenmemeli. Bu ailevi ve aileler arası çatışmalar da komedi olarak işlenmemesi gereken konular bence. Ayça bana da yakın gelmiyor şimdilik. Leyla’nın Osman’ı sevdiğini anlaması en büyük isteğim. Yoksa Emreyi unutmak ve kıskandırmak için Osman’a yanaşması hoşuma gitmedi.
      Yeni bölümde görüşürüz canım :))